Hemşin Platform

Ziyaretçi Bugün:
Ziyaretçi Dün:
Toplam Ziyaretçi:
Ziyaretçi Rekoru:
101
2.584
2.094.814
6.123 Ziyaretçi Tarih 03.04.2008
Atatürk
Bayrak
 
Sevgili Ziyaretçi, Karadeniz'lilerin Buluştuğu Ortak Nokta Web Sayfasına Hoş Geldiniz.
 
Hemşin Platform » ~Hemşin~ » Yöremizin Adına Her şey » çamlıhemşinliler » Sevgili Ziyaretçi [Giriş yap|Kayıt Ol]
 
 Toplam 2 Sayfa:   1   2     [Yeni Konu Aç] [Cevap Yaz]
» BAŞLIK: çamlıhemşinliler
Yazan
Mesaj

elevitliemir
Silinmiştir

çamlıhemşinliler 04.04.2007 18:07 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

Arkadaşlar çamlıhemşin 1800 lerde neden kütlesel göç vermiştir.Bunu sormamın amacı kime soruyorsam çamlıhemşinliyim diyor.Bura nekadar bir yerki bu kadar insan göç etmiş.B unun üzerinde tartışalım.BÜTÜN İNSANLAR KARDEŞTİR.
04.04.2007 18:07

mavideniz [Bay]


images/avatars/avatar-243.gif

Üyelik Tarihi 25.01.2007
Mesajlar: 267
Yaşı: 30
Ad, Soyadı: Erol demirbaş
Meslek: inş emlak dekorasyon

Hemşin 04.04.2007 22:33 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

Adnan kardeş.Keşke herkes hemşinli olsa.Aşağı dere yukarı dağ sağ sol orman .Yapılacak tek iş hatvancılık.Onuda herkes yapamaz.Şartlar değişiyor.Milletimiz mecburen göç ediyor.Göçenlerin çoğu memur,inşaatçı pastacı gibi mesleklerle uğraşıyor.Her şeyden önemlisi İnsanımız yapısından hiç bir şey kaybetmemiş.Bunuda her fırsatta ispat ediyorlar.Bu kutsal memleket bizi hem mutlu ediyor. Hemde ruhumuza işlemiş gibi bizi çekiyor.

___________________________________
fırtına dereli
04.04.2007 22:33 [mavideniz şuan Offline] [Yazılarını Ara] [Konu No: 10388] [Mesaj No: 65851]

metos [Bay]


images/avatars/avatar-2006.jpg

Üyelik Tarihi 11.03.2005
Mesajlar: 232
Ad, Soyadı: Metin GÜLTAN
İkamet Edilen Yer: Ankara
Meslek: Serbest

çamlıhemşinliler ve göç 04.04.2007 23:23 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

Çamlıhemşinliler 1800'lü yıllarda toplu göç vermişler gibi bir yazı yazmışsınız.
Ben sorunuzu tam anlayamadım.
Çamlıhemşinliler 1800' lü yıllarda sizce nerelere ve nasıl göç vermişler.
Bahsettiğiniz gurbetçilikse konu başka.
Sahile inen veya adapazarına yerleşenleride biliyorum ama onlarda 1800 lü yıllar değil 1900 lü yıllar.

Konu hakkındaki sorunuzu biraz daha netleştirebilirmisiniz.
04.04.2007 23:23 [metos şuan Offline] [Yazılarını Ara] [Konu No: 10388] [Mesaj No: 65867]

elevitliemir
Silinmiştir

çamlıhemşin 05.04.2007 14:23 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

metos kardeşim.1800 veya daha öncesi buraya gelen 60.000 ailemi kişimi bilemiyorum.tarih kitaplarından okudum.örnek:lazoğulları,guguoğulları,mollaoğulları vb.fakat dediginiz gibi 1900 yıllarında gelen aileler var.örnek:hodüçür,yağlı,incesu vb.bunlar karadeniz şivesini kaybetmemiş.fakat biz çok eski oldugumuz için bizim şivemiz karadenizle benzemez.1900 yılından sonra gelenler burda burdan giden insanların boşanmış oldugu köylari parayla alıp yerleşen insanlar.bunlar dünki iş.benim dedigim çok eski . örnek:1836 erzurum dogumlu dedemiz var.1836 dogumlu ibrahim efendinin babası gelmiş.inşallah iyi anlata bilmişimdir.fakat 1900 yıllar dedigim cumhurıyetın ilanından sonra.atıyorum,1938 felan.bizimkiler osmanlı dönemi gelmişler.
05.04.2007 14:23

metos [Bay]


images/avatars/avatar-2006.jpg

Üyelik Tarihi 11.03.2005
Mesajlar: 232
Ad, Soyadı: Metin GÜLTAN
İkamet Edilen Yer: Ankara
Meslek: Serbest

05.04.2007 15:10 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

Adnan Bey söyledikleriniz çok enteresan.
Beni şahsen erzurum tarafına verilen 60.000 kişilik bir göçü ilk defa sizden duyuyorum.
Kitaptan okudum diyorsunuz. Hangi kitap olduğunu bildirirseniz sevinirim.
Diğer taraftan ise erzurum hemşinlilerin ilk uğrak yerlerinden bir tanesidir.
Hala orada yaşayan bir çok akrabalarımızda mevcuttur.
Daha evveli neler olduğunu ise ilk sizden öğreniyorum.
05.04.2007 15:10 [metos şuan Offline] [Yazılarını Ara] [Konu No: 10388] [Mesaj No: 66006]

elevitliemir
Silinmiştir

tarih 05.04.2007 16:30 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

Tarihi [değiştir]Tarihi geçmişi itibarıyla Hemşin yöresini Rize ve çevresinin içerisinde ele almak gerekmektedir. M.Ö.ki dönemlerde Rize ve çevresinde çeşitli kavimlerin yaşadığı; yörenin zaman zaman değişik kavimlerin yönetiminde kaldığı bilinmektedir.

M.Ö. 63'te Roma imparatorluğu egemenliğine girmiştir. Roma imparatorluğunun bölünmesi ile Rize ve çevresi Bizans yönetimi sınırları içerisinde kalmıştır. Bizans döneminde Rize'nin iç kısımlarında Alon, Kıpçak ve Kuman adlı Türk boyları yerleşmiştir. Bu Türk boyları içerisinde M.S623 yıllarında Hamam Beğ İdaresinde bugünkü Hemşin yöresinde bir Oğuz oymağı, daha önce Oğuz-Türkmen -Partlı/Arşaklı Devletini kuran 1.Akşak (M.Ö. 250 - M.Ö. 257) tarafından Manua idaresinde bir ön kuvvet koruyucu olarak Amadan Hamadan yöresine yerleştirilmişti. Uzun süre Amadan- Hamadan yöresini kendilerine yurt edinen bu Türk oymağı daha sonraları Sasaniler'in bu dine geçmeleri için zorlamaları üzerine bu yörede tutunamayacaklarını anlayınca 623 yıllarında Hamam Beğ idaresinde Rize yöresine göçüp "Danpur" denilen yıkık kasabayı imar ettiler. Yeniden imar ettikleri bu beldeye beylerinin adına izafeten"Hamama Şen (Hamama Bad/Hamamın şenlendirdiği)"adını verdiler. Bu Türkçe ad zamanla Hemşen/Hemşin biçimine girerek günümüze kadar geldi.

Tarihi kaynaklardan Hemşinlilerin atalarının Hamadan/Hemedan'dan ayrıldıktan sonra Kars-Göle dolaylarına yerleştikleri;sonradan Acaristan ve Çoruh bölgesine inerek Çoruh'u karşıya geçtikleri ifade edilmekte ve Bizans kralı 6.Konstantin yerleştirildikleri belirtilmektedir.

Ayrıca Osmanlı vergi defterinde Hemşinliler için ;"Muselmanı Kadim "yani 1461 Osmanlı Fethi öncesi eski müslümanlar ifadesini kullanması da bu durumu doğurmaktadır. Akkoyunlu Türk Devleti zamanında (1350-1502) Rize'nin güney kesimde yer alan Hemşine birçok Türk boyu yerleşmiştir. Aşağı Çamlıca (vişe) ve Mollaveyis(ülkü) köy de bulunan Koç heykelleri bu yörelerdeki doğu Anadolu ve Azerbaycan gibi diğer Türk bölgelerinde de bulunmaktadır. Koyun ve koç heykelleri orta Asya Türk kültüründen kaynaklanmaktadır.

Türkler göçüp yerleştikleri yerlerde ölen ilk atalarının mezar taşlarına taştan oyulma koç heykeli dikerler, bu bir Türklük geleneğidir.

1461 yılında Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon'u fethi ie birlikte Rize ve çevresi de Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1486 ve 1534 tarihli Trabzon sancağı Mufassal Tapu tahrir defterine göre bölgenin merkezi yönetime bağlandığını görüyoruz. Bu kayıtlara göre Kaza-i Hemşen'e(Hemşin kazası) bağlı 34 köy bulunuyordu. Hemşin kazasının; Hemşin, kara Hemşin, Eskanos(Senos-Kaptanpaşa)olmak üzere üç nahiyesi vardır. 1536 tarihinde yapılan yeni bir idari taksimatla Hemşin, İspir sancağına bağlanmıştır.

1600 tarihli kaynaklarda da bu sancağa bağlı olduğu görülür. 1753 ve 1831 tarihli tapu kayıtları ile ilgili balgelerde de Hemşin kazasının Trabzon sancağına bağlı olduğu yazılmaktadır. 1836 yılında yapılan yeni bir taksimatla Atina (Pazar) ilçe, Hemşin'de pazar'a bağlı bir nahiye olur. Daha sonra 1856-1857 yıllarında Hemşin'in kaza olduğu bilinmektedir. Ancak 1878 yılında Berlin Antlaşması ile yapılan yeni bir idare düzenleme ile Çoruh iline bağlı olduğu görülmektedir.

05.03.1916 tarihinde Rus işgali sonucunda Hemşin, Batum sancağı'na bağlı olarak yönetilmeye başlamıştır. 15.08.1918 tarihinde Rus işgalinin kaldırılması sonucunda da Hemşin tekrar Osmanlı İmparatorluğu yönetimine girmiştir.
05.04.2007 16:30

elevitliemir
Silinmiştir

tarih 05.04.2007 16:33 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

Tarihçe
Anadolu’nun kuzeydoğusunda Kaçkar Dağları ile Karadeniz arasında oldukça sarp bir arazide kurulan Rize’nin tarihi hakkında yeterli bilgilere sahip değiliz. Rize yöresinde yaşayan ilk kavim bitişken dilli, Asyanik kavimleridir. Bölgenin adının ilk defa yazılı bir kaynakta geçmesi M.Ö. 8 yüzyılda olmuştur. Bir bölgede Tarih Çağı'nın başlaması, ilk defa o bölgenin bir yazılı kaynakta anılması ile olur. Bu yüzden, Çoruh boyları ve Rize bölgesi tarihte ilk olarak, Urartulu II.Sardur'un, M.Ö.765 yılında Kars’ın kuzeyindeki, Çıldır Gölü’nün güneyinde yer alan Taşköprü Köyü üstündeki kayalıkta kazdırdığı çivi yazılı kitabede, 'Kulki/Kulkha' olarak geçmiş, sonraki Yunan kaynaklarında da 'Kolk-Koldit'lerden bahsedilmiştir. Bu çivi yazılı kitabe, bölge adının yazılı olarak ilk defa bir yerde geçtiği kaynaktır.

Büyük İskender'in, Pers kralı III. Darius'u yenilgiye uğratması ile elde ettiği Anadolu hakimiyeti M.Ö. 323 senesine kadar sürmüştür. İskender’in ölümünden sonra komutanları ile satraplar arasındaki çıkar ve egemenlik savaşlarında bağımsızlığını ilan eden Mitridates Kitistes, Karadeniz kıyısında Sinop dolaylarına doğru genişleyen Pontos Krallığı’nı kurdu. Pontos Kralı Farnakes M.Ö. 180'de Rize'yi işgal ederek krallığın topraklarına kattı. Rize yöresi daha sonra M.S. 10 yılında Roma İmparatorluğu’nun egemenliğine girmiştir. Roma’nın ikiye ayrılmasından sonra Rize ve çevresi Bizans topraklarının içerisinde kalmıştır.

Gürcü Kralı III. George (1156-1184) ve Kraliçe Thamara (1184-1212) dönemlerinde Gürcü Ordusunda yüksek mevkiler alan Kumanlar daha sonra Ortodoks Hıristiyanlığı kabul etmiş ve bu devletin Müslüman Türklerle olan sınır bölgelerine yerleşmişlerdi. Bugün Rize'nin İkizdere İlçesinin dağ köylerinde yaşayan Kumbasarlar bu dönem Gürcü ordusunda Başkumandanlık yapan ve yaşlanınca Kraliçe Thamara tarafından bir oyunla görevinden alınmak istendiği için malikane olarak verilen bölgeden ayrılıp Rize Dağlarına çekilen Kumbasar ailesine mensupturlar.

Bu dönemlerde bir tekstil ve ticaret merkezi olarak tanımlanan Rize aynı zamanda Trabzon’daki Rum Krallığına bağlı bir kaza merkezi (Bandon) idi. Merkezi, Pazar olan Rize'nin doğusundaki topraklar ise imparatorluğun sınırları içinde ayrı bir idari birimdi. 1458'de Uzun Hasan'ın, Atabeklerin eli ile yönetilen Çoruh havzasına girip İspir Bölgesini devletin sınırları içine katmasından sonra Hemşin Bölgesi de Akkoyunlular'a tabi olmuştu. Fakat sahildeki Rize kasabası ve Pazar'a kadar olan topraklar Trabzon Krallığına aitti. 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet bizzat gelerek Trabzon'u fethettiği zaman sahilde Çoruh Nehrine kadar olan topraklar, Hemşin dahil, Osmanlı Devleti hakimiyetine girdi.

Fetihten önce bu bölgede bulunan Trabzon Rum Krallığı, Megrel Dadyanı, Kartli Kralı ve Çoruh Atabeği kendi aralarında bir Hıristiyan ittifakı yaparak Osmanlı'nın rakibi Akkoyunlu’ları da hami olarak bu ittifaka dahil etmişlerdi. Bu ittifak Papa'nın gayretiyle organize edilecek bir haçlı seferi ve kendilerine destek sağlayacak, Osmanlı’ya rakip diğer Türkmen Beyleri ile Osmanlı’ya saldırıp ortadan kaldırmayı planlıyordu. Bu tertibin farkında olan Fatih 1461'de bizzat sefere çıkarak ittifakın beyni olan Trabzon Krallığını ortadan kaldırdı.

Fatih Sultan Mehmet, Komninoslu bir anadan doğan ve Komninoslardan evli olup, Turabozan Tekfurluğunun müttefiki olan Akkoyunlu Padişahı Uzun Hasan'a rağmen, 1461 yazında ordusuyla gelince, son Takvur savaşsız teslim oldu. Daha önce şehirdeki Rumların çoğu ve çevredeki Rum köylülerinin bir kısmı, Kırım'a göçüp, orada yerleştiklerinden, 1475’te Kırım liman şehirleri Venedik ve Cenevizlilerden alınıp, ilk tahrir yapılırken, bunların "Turabuzoniyan" diye yazıldığı görülüyor. Aynı 1461 yılında, doğuda Çoruh ağzına kadarki yerler ve arada Rize'de savaşsız fethedilerek, bütün buralar, yeni kurulan "Turabozan Sancağı"na bağlandı. Şehir ve kasabalara gönüllü ve sürgün olarak Çorum, Amasya, Tokat ve Samsun bölgelerinden Türkler getirtilerek vergilerden muaf olarak 1464 yılına kadar yerleştirildi.

İkinci Fatih çağı iskanı, 1466 da Konya/Karaman fethedildikten sonra, şehir ve kasaba halkının çoğu İstanbul'a, diğer kısmı da Turabozan Sancağındaki köylülere ve Rumeli’ye yerleştirildi. Turabozan Sancağı’na yerleştirilenler çoğunlukla Rize Kazası’na yerleştirilmiştir. Bu yüzden, her iki iskan sırasında gelen Müslüman Türkler, buralardaki İslami yaşayışları sonucunda Kıpçaklı ve yerli halkın Müslüman olmalarına sebep olmuşlardır. Osmanlı vergi defterlerinde, kimlerin Müslüman olduğu işaret edilmiştir.

1486 yılında, yani Fetih'ten 25 yıl sonra tutulan ilk Turabozan Sancağı Tahrir Tapu Defteri'nde, şimdiki Rize bölgesi:

o RİZE,
o ATİNA (Hemşin nahiyeleri dahil),
o LAZLUK (Ardeşen, Vitçe/Fındıklı, Arhavi, Hopa dahil) üç kaza halinde Turabzon'a bağlı gösteriliyor.

Trabzon ve Rize’de ki (Hemşin) "Bornak" adlı köy ve yayla da, Akkoyunlu’ların vezirler çıkaran boyundan olup, buralara iskan edilen koldan kalmadır.

Yavuz Sultan Selim, Çaldıran sonrası, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'yu fethetmiş, Maraş Bölgesinde Dulkadiroğulları Beyliğini de ortadan kaldırmıştı. Bu beyliğe mensup birçok aileyi sürgünle Trabzon Sancağına gönderirken, bunlar Trabzon'un doğusunda yer alan nahiyelere yerleştirilmiş, önemli bir bölümü de Rize bölgesinde iskan ettirilmiştir. Günümüzde Rize bölgesinde birçok aile dedelerinin geldikleri yerin ismini, aile ismi olarak aldığı için bu isimlerin incelenmesi bize Yavuz Sultan Selim'in valilik ve saltanatı döneminde Rize'ye yerleşen ailelerin geldikleri coğrafya hakkında fikir verir.

1640 yılında Gönye Kalesi’ne görevli giden Evliya Çelebi Rize’den kısa olarak bahseder: Trabzon’a bağlı, deniz kıyısında, bahçeli, güzel bir yerdir, der. Rize tarihinin önemli olaylarından biri de Rize Ayanı, Batum Kalesi muhafızı Tuzcuoğlu Memiş Ağa’nın isyanı ve öldürülmesi olayıdır. (1814-1817) Rize’nin 19 yy’da bir kaza merkezi olduğunu görüyoruz. 3 Mart 1878 yılında imzalanan Berlin Antlaşması’yla Lazistan Sancağı merkezi olan Batum Rusya’ya bırakılınca, Rize sancak merkezi oldu. Hicri 1322, Miladi 1904 tarihli Trabzon Salnamesi’nde Rize ile ilgili özetle şu bilgiler yer alır: “ Lazistan Sancağı’nın merkezidir.”

1914 yılında Osmanlı devletinin I. Dünya Savaşı’na girmesiyle doğu cephesinde başlayan çatışmalarda, 16 kasım 1914’te Hopa Hudut Taburu ile Ali Rıza Bey’in milis kuvvetleri Borçka üzerine yürüdüler. Türk ordusu ve gönüllü milisler büyük başarılar sağladılar, ancak Rusların sürekli, sahil yerleşimlerini bombalamaları, ünlü Midilli ve Yavuz gemilerinin saf dışı kalması, yardım gelmeyişi üzerine kuvvetlerimiz 19 Şubat 1916’da Fırtına Deresine kadar çekildi. 8 Mart 1916 tarihinde, Ruslar Rize’yi işgal ettiler. Savaş yıllarında söylenen bir Rize türküsünde şöyle denmektedir:

Urusun gemileri
Siyah bayrak açayi
Midilliyi görünce
Bulut alti kaçayi

Böylece Rize için esaret yılları başladı. Rize halkı için bu kara günler 2 Mart 1918 ‘e kadar sürdü. Ruslar çekildikten sonra silahlı Rum çeteleri ortaya çıkmaya başladı. Bölgede bir Rum–Pontus Devleti kurmak için çalışmalar yapılıyordu. Bu gelişmelere karşı Trabzon’da bütün Doğu Karadeniz Bölgesini içine alan “Trabzon Muhafaza-i Hukuku Milliye Cemiyeti” kuruldu. Bu cemiyetin Rize şubesi açıldı. 23 temmuz 1919 da toplanan, Erzurum Kongresine bu şube adına Hemşinli Necati Efendi, Abaza Hakkı Efendi katıldı. 8 aralık 1922 tarihinde Şark Cephesi Kumandanı Kazım Karabekir Paşanın Rize’ye gelmesiyle Rum çetelerine karşı yapılacak mücadele planlandı.

Rizeliler Kuva-i Milliye’ye yazılarak İstiklal Savaşı’na katılmışlardır.

İstiklal Savaşı kazanılıp Türkiye Cumhuriyeti kurulunca, Rize bir ara Artvin ile birleştirilerek Çoruh vilayeti adını aldı. Daha sonra 20 Nisan 1924’te tek başına Rize Vilayeti oldu. Ulu önder Atatürk 17 Eylül 1924 tarihinde Rize’ye gelmiş ve resmi ziyaretlerden sonra Mataracı Mehmet Efendi’nin evinde misafir edilmiştir. Kaldığı bu ev bu gün Atatürk Evi Müzesi olarak ziyarete açıktır. Cumhuriyet döneminde Rize’nin kalkınması için değişik teşebbüsler yapılmıştır. Bunlardan birisi de Osmanlı Hükümeti zamanında bir yabancı firmaya yaptırılan Rize-İspir-Erzurum karayolu projesidir. Bu yolun yapımı için halk uzun yıllar gönüllü olarak çalışmıştır. Vali A.Ekrem ENGÜR zamanında (1930-1935) çalışmaya yeni giden gruplar törenle vilayetin önünden hareket ediyorlardı. 1937 yılından sonra çay üretimine geçilmesiyle yöre insanının ekonomik kazancı artmıştır
05.04.2007 16:33

elevitliemir
Silinmiştir

tarih 05.04.2007 16:35 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

İLİN ADININ KAYNAĞI :
Rize'nin tarihi öncesi hakkında bilgilerimiz sınırlıdır. Yöreye hakim olan orman dokusu nedeniyle, Rize'nin tarih çağları ile ilgili bilgilere ışık tutacak arkeolojik bulgular da bu güne kadar ortaya çıkarılamamıştır. Rize'nin tarihi ancak komşu illerin ve bölgelerin tarihleri ile bağlantılı olarak ele alınabilmiştir.
Rize ilinin adı ile ilgili olarak değişik görüşler ileri sürülmüştür; Yunanca pirinç anlamına gelen Rhisos, Rumca'da "RIZA" olarak dağ eteği anlamında kullanılmıştır. Osmanlıca'da ise "RİZE" ufak kırıntı, döküntü anlamındadır. Ayrıca Erzincan'ın Sakalar dönemindeki "Eriza" olan adının başındaki "e" sesinin düşmesi ile adaş olarak Rize için de kullanıldığı ifade edilmektedir.


İLK TARİHİ İZLER:
Rize ili ve çevresinin bilinen ilk hakim ahalisi, bitişken dilli ve Asya kökenli kavimlerdir. Bunlar Rize ve çevresinde tarım ve hayvancılıkla geçinen yerleşik topluluklarıdır. Bu topluluklardan "KULKU-KULKHA"ların adına, Erzurum yöresini kendi ülkesinin topraklarına katan URARTU kralı II. SARDUR (M.Ö. 765-735) 'un Çıldır gölünün güneyinde Taşköprü köyünün üstündeki kayalıklara kazdırdığı çivi yazılı kitabede rastlanmıştır.

M.Ö. 2000'lerde Kafkas dağları ile Karadeniz'in kuzeyinde yaşayan Kimmerler'in Ülkesi, M.Ö. 720 yıllarında Sakalar tarafından işgal edildi. Kimmerler'in Azak denizi ile Kafkaslar arasında yaşayan kolu, Sakalar'ın baskısı ile M.Ö. 714 yıllarında yurtlarını bırakarak Aras ve Çoruh nehri boylarınca yayıldılar. Kimmerler'in bu ilk göçleri, en eski destani Gürcistan tarihi olan "Kartlis-Çkhovrebe"da kartli (Gürcistan) ve komşularını esarete aldıkları ilk seferi diye anılmaktadır.
Daha sonraları Kızılırmak ve Adana Bölgesine kadar hakim olan Kimmerler'den, Trabzon-Bayburt arasındaki Kemer dağı, Rize Çayeli İlçesi çıkışındaki Kemer köyü, Kızılırmak boyundaki Gemerek ile Kars'ın doğusunda yer alan Ümrü gibi coğrafya adları günümüze kadar gelmiştir.

Aşağı Tuna ve Karpatlara kadar Doğu Avrupa'ya hakim olan Sakalar M.Ö. 680 yılında kendilerine itaat etmeyen son Kimmerler'i de yenerek Azerbaycan ve Gürcistan'a yayıldılar. Saka Kralı MADOVA'nın M.Ö. 626'da Medler'ce hile ile öldürülmesi üzerine Heredot'un andığı "Asya'da 28 yıl süren Sakaların hakimiyetleri" sona erdi.

Saka göçleri sırasında, Aşağı Çoruh ve Rize-Batum arasına "Kalaç" adlı bir Türk boyu yerleşmiştir. Bu boyun yerleştiği bölgeye, M.S. 150 yıllarında yazılan PTOLEMEUS'un coğrafyasında Kalarzen, Gürcü kaynaklarda ise Klarc-et (=Klarç yurdu) denmektedir. Batom-Rize arasında güneyden Karadeniz'e esen sıcak rüzgarlar hala "Kalaş yeli" olarak anılmaktadır. Ayrıca Rize yöresindeki Türkmen/Oğuz topluluğu içinde yer alan Askur Boyunun Rize'nin doğusundaki Askoroz çayı diye bilinen çaya adını vermiş olması gerektir. Yine Sakaların Horosan kolunun gelen Arşaklar ve Balkarlar Bayburt çevresi Çoruh vadisi boyunca yerleşmişlerdir. Bu yüzden Bayburt ve İspir'in kuzeyindeki sıra dağlara günümüze kadar ve hece kaymasıyla "Balkal" ve buradan güneye doğru esen yağmur getiren rüzgara da "Balkal yeli" denile gelmektedir. Rize'de Hemşinlilerin en güzel yaylaları Baykal dağlarındadır.

KOLONİ DÖNEMİ :
M.Ö. 670 yılında Ege'de yaşayan Milletoslu denizciler Marmara ve Karadeniz kıyılarında Plinius'un tarihine göre 10 kadar empeion (Pazar yeri) adı verilen ticari nitelikle liman şehirleri kurmuşlardır. Bu arada Rize'nin de Kolonize edilmiş olması kuvvetle muhtemeldir.

Tarihi akış içerisinde M.Ö. 7 YY sonlarında Kimmer akınlarının Anadolu'yu kargaşaya sürüklemesinden faydalanan Medler'in yöreyi istila girişimleri, M.Ö. 550'de Med krallığını yıkan Pers kralı II. Kiros'un aynı şekilde ki istila hareketleri yöredeki savaşçı kavimlerin karşı koymaları nedeni ile Rize çevresinde başarılı olamamışlardır.

Büyük İskender'in Pers kralı III. Darius'u kesin bir yenilgiye uğratması ile eline geçirdiği Anadolu Hakimiyeti M.Ö. 323 senesine kadar sürmüştür. Büyük İskender'in ölümü ile İmparatorluğun devamı niteliğinde olan Pontos, Koppodkida, Bithynia gibi krallıklar kurulmuştur. Ancak Trabzon, Rize gibi bir takım serbest şehirler, bu krallıklara bağlı olmadan varlıklarını sürdürmüşlerdir.

PONTOS VE SELÇUKLULAR DÖNEMİ :
İskenderin ölümünden sonra Komutanları ve Satraplar arasında çıkar egemenlik savaşlarında bağımsızlığını ilan eden Mitridates Kitistes Karadeniz kıyısında Sinop dolaylarına doğru genişleyen Pontos krallığını kurdu. Pontos kralı Farnakes M.Ö. 180'de Rize'yi İşgal ederek krallığı topraklarına kattı.

M.Ö. 5. Yüzyılda Karadeniz'in kuzeyini gezen Herodot sakaların "Alazon" (+Alazlar) boyundan söz eder. M.S. 23-79 yılları arasında yaşayan Romalı PİLİNUS aynı yörede "Laz'lar" (Laz'oi) adlı bir kavim yaşadığını bildirir. 131 yılında Karadeniz kıyılarını gemi ile dolaşan Romalı ARRİANOS, Karadeniz'in doğusunda hakim olan Lazlardan bahseder.

Rize, M.S. 10-395 yılları arasında Roma, 395 yılından itibaren de Bizans hakimiyeti altında yer almıştır.

Sakaların Kars, Iğdır kesimine yakın Gökçegöl ile Alagez dağı arasında yaşayan bir boyu olan Amadunuler 626 yılında İranlıların baskısından kurtulmak için Boy Beyleri Hamam'ın öncülüğünde Çoruh ırmağını aşıp Rize'nin Dampur adlı ıssız yerini şenlendirerek ve bu yöreye HAMAM-A ŞEN (Hamamın şenliği) adını vererek yerleşip yurt tuttular. Bu yöreye bu gün Hemşin denmektedir. 646 yılında yöre Araplar tarafından vergiye bağlanmış olup 737 yılında da kısa bir süre Araplar'ın eline geçmiştir.

XI. Yüzyıldan itibaren Rize'ye Türkmenlerin akınları yoğunlaşır. 1071 Malazgirt zaferi ile birlikte Bizans'tan feth edilen bölgelerde Türk emirlikleri kurulurken, Erzurum-Saltukluları da Çoruh nehri boyları ile birlikte Rize bölgesini hudutları içine aldılar. Alpaslanoğlu Sultan Melikşahın emirlerinden Ebu Yakup ile Emir İsa Böri adındaki Komutanlar 24 Haziran 1080 Posof-Kol zaferi ile Apkaz-Gürcistan krallığını yenerek Giresun'un batısına kadar olan Doğu Karadeniz bölgesinde Bizans'ın Hakimiyetine son verdiler. Böylelikle Büyük Selçukluların yükselme devrinde tüm Anadolu ile birlikte Rize de Selçukluların hakimiyetine girmiştir.

Bu gelişmelerden sonra 100 bin nüfuslu Çepni'ler ile Kürtünler Doğu Karadeniz kıyılarına ve Rize'nin İkizdere kesimine yerleştirildiler. 1098 yılında Danışmenlilerin yöreye kısa bir dönem hakimiyetleri söz konusudur. Ancak Haçlı seferleri yüzünden canlanan Bizanslar, 1098'de Trabzon
ve Rize kesimini Emirüssevahil Sülübey'den aldılar. Çoruh vadisinde yerleşmiş olan Kıpçak boyundan Kubasar ailesi ve taraftarları 1195 tarihinde doğudan yeni-Kıpçakların gelişinden rahatsız olarak Bizans idaresindeki Rize ve Trabzon bölgesine gelip yerleşmişlerdir. İkizdere ve Sürmene'deki 60 aileden çok Kumbasar oymağı, bunların torunlarıdır. IV. Haçlı seferinde Frenklerin İstanbul'u işgali üzerine baskıdan kaçan KOMMENLER soyu, 1204 yılında Rize'yi de içine alan TRABZON PONTOS RUM imparatorluğunu kurmuşlardır.

OSMANLILAR DÖNEMİ :
Trabzon Rumları, 1456 yılından itibaren Osmanlı devletine vergi vermeye başlamış, 1461 yılında Trabzon'u feth eden Fatih Sultan Mehmet 1470 yılında Ali Paşa ismindeki Komutan tarafından Rize ve çevresi Türk egemenliği altına alınmıştır. Böylece Anadolu Türk birliğine katılan Rize bölgesine, 1461 yılı ve sonrasında Çoruh, Amasya, Samsun ve Tokat'tan; 1466 yılında yıkılan Karamanoğlu Beyliği bir daha canlanmasın diye Konya yöresinden; 1501 yılında Şil Şah İsmail'in yıktığı Sünni Akkoyunlulardan Tebriz ve öteki bölgelerden kaçanlardan; 1515 yılında Dulkadırli beyliği kaldırılınca Mara-Elbistan Türkmenleri Trabzon ve Rize yöresine yerleştirildiler.
Yavuz Selim devrinde Trabzon'un doğusundaki dirliklerden bazıları ünlü Oğuz boyu Çepniler'in elinde idi. Fakat Çepnilerin Trabzon'un doğusundaki yerlere ve bilhassa Rize bölgesinde yerleşmeleri sonraki yüzyıllarda olmuştur. Gerçekten Çepniler karada ve denizde yiğitçe mücadele vererek oralarda kalabalık topluluklar halinde yurt tutmuşlardır. Bilhassa Rize şehri ve bölgesinde Çepniler yoğun bir şekilde yerleşmişlerdir. Şimdi Rize şehri ve bölgesinde sadece Türkçe konuşulmasının sebebi bu yoğun Çepni yerleşmesidir. Zamanımızda Rize bölgesindeki köylerde Çepni adlı ailelere rastlandığı gibi, Çepni bu yörede "yiğit" , "gözü pek", "cesur ve çetin", adam manasına geliyor.

Yavuz Sultan Selim'in sancak beyliği sırasında Annesi Gülbahar Hatun Sultan Rize'ye gelerek kendi adı ile anılan camii yaptırmıştır.

19. Yüzyılın başlarından itibaren Rize'de Tuzcuoğullarının isyanı değişik tarihlerde birkaç kez tekrarlanmıştır. 1834 yılında bu isyanlara son verilerek Tuzcuoğulları Rumeli de iskan edilmişlerdir.

Rize, 1867 Vilayet Nizamnamesine göre Trabzon Vilayetinin merkez sancağının 6 kazasından biri durumundadır. 1877 yılında merkez sancağa bağlı nahiye olmuştur. 1877-1878 Osmanlı Rus savaşının ardından Lazistan sancağı kurulunca Rize hem kaza, hem de bu sancağın merkezi oldu. Birinci Cihan savaşında 9 Mart 1916 tarihinde Rize, Rusların işgaline uğramış, 2 Mart 1918 de bağımsızlığına kavuşmuştur.

CUMHURİYET DÖNEMİ :
Cumhuriyet dönemine kadar sancak merkezi olan Rize, 20 Nisan 1924 tarihinde Vilayet olmuştur. 2 Ocak 1936 tarihinde yürürlüğe giren 2885 sayılı Kanunla Erzurum'dan Yusufeli ilçesi, Rize'de Pazar ilçesinden sonraki arazi parseli, ilçe ve bucaklar alınmak sureti ile bugünkü Artvin ili Çoruh adı ile vilayet haline getirilmiş ve Rize ili de tek ilçesi olan Pazarla kalmıştır. Bugün ise Pazar ilçesi ile birlikte 12 ilçesi bulunmaktadır.

Atatürk'ün Rize'yi ziyareti "Atatürk'ün Sonbahar Seyahatleri" adlı kitapta şöyle anlatılmaktadır:

Atatürk 17 Eylül 1924'te saat 17 sıralarında Hamidiye Kravüzörü ile Rize'ye gelmiştir. Vali, kumandanlar ve halk motorlar ve kayıklarla karşılamaya çıktılar, büyük ve coşkun halk tabakaları karşılama için her türlü hazırlıkları yapmışlardı. Silah sesleri ve coşkun alkışlarla büyük misafir selamlandı.

Çeşitli heyetler, karaya ayak basmış bulunan Reisi Cumhuru büyük bir coşkunlukla karşılamışlardır.

Her tarafı bayraklarla donatılmış olan Rize, bir bayram yeri haline döndü, Reisicumhur hazretleri hükümet konağına ve bunu takiben belediyeye, halk fıkrası ve kumandanlığa teşrif etti. Görüşmek için gelen heyetler de kurbanlar keserek kendilerine büyük sevgi gösterilerinde bulunmuşlardır. Geceleyin fener alayları düzenlenerek bu sevinç devam ettirilmiştir.

Reisicumhur, ayrıca bir hoca heyetini de kabul etmiştir. Bu heyet sunmuş oldukları dilekçede kapatılmış bulunan medreselerin açılmasını arz etmişlerdir.

Gazi Paşa Hazretleri, memleket ve millet için nelerin tehlikeli olacağını ihtar ederek bu heyete özet olarak aşağıdaki sözleri söylemiştir.: "Mektep istemiyorsunuz, halbuki millet onu istiyor, bırakınız artık bu zavallı millet, bu evladı memleket yetişsin, medreseler açılmayacaktır, millete mektep lazımdır." Gazinin bu açıklamaları "Bravo" sesleri ile alkışlanmıştır.

17 Eylül 1924 tarihinde Atatürk'ün Rize'ye teşrif ettiklerinde misafir kaldığı ev bu gün Atatürk Müzesi olarak halkın ziyaretine açıktır.
05.04.2007 16:35

elevitliemir
Silinmiştir

tarih 05.04.2007 16:50 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

Kimmer akınlarının ardından bölgeye M.Ö.VII. yüzyılda Saka/İskit Türk boyları yerleşmişlerdir.M.Ö. 150'de Sakalar, Horasan'daki Taok kolunun Pam (Bayındur) boyundan Aksalılar idaresinde (Eski Oğuzlar) İran üzerinden Çoruh boylarına yayıldılar. Dede Korkut Destanlarındaki kahramanların adları, şimdi bile kullanılmakta, yer adları da bunun canlı kanıtı olarak diğer tarihi yapıtlarla beraber göze çarpmaktadır
05.04.2007 16:50

elevitliemir
Silinmiştir

tarih 05.04.2007 16:56 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

Tarihi geçmişi itibarıyla Hemşin yöresini"Rize ve çevresinin"içerisinde ele almak gerekmektedir.M.Ö ki dönemlerde Rize ve çevresinde çeşitli kavimlerin yaşadığı;yörenin zaman zaman değişik kavimlerin yönetiminde kaldığı bilinmektedir.
M.Ö 63'te Roma imparatorluğu egemenliğine girmiştir.Roma imparatorluğunun bölünmesi ile Rize ve çevresi Bizans yönetimi sınırları içerisinde kalmıştır.Bizans döneminde Rize'nin iç kısımlarında Alon,Kıpçak ve Kuman adlı Türk boyları yerleşmiştir.Bu Türk boyları içerisinde M.S623 yıllarında Hamam Beğ İdaresinde bugünkü Hemşin yöresinde bir oğuz Oymağı,dahja önce Oğuz-Türkmen -Partlı/Arşaklı Devletini kuran 1.Akşak(M.Ö 250 - M.Ö 257) tarafından Manua idaresinde bir ön kuvvet koruyucu olarak AmadanHamadan yöresine yerleşmişti.Uzun süre Amadan- Hamadan yöresini kendilerine yurt eedilen bu Türk oymağı.daha sonraları Sasaniler'in bu dine geçmeleri için zorlamaları üzerine .bu yörede tutunamayacaklarını anlayınca 623 yıllarında Hamam Beğ idaresinde Rize yöresine göçüp"Danpur"denilen yıkık kasabayı imar ettiler.Yeniden imar ettikleri bu beldeye beylerinin adına izafeten"Hamama Şen (Hamama Bad/Hamamın şenlendirdiği)"adını verdiler.Bu Türkçe ad zamanla Hemşen/Hemşin biçimine girerek günümüze kadar geldi.
Tarihi kaynaklardan Hemşinlilerin atalarının Hamadan/Hemedan'dan ayrıldıktan sonra Kars-Göle dolaylarına yerleştikleri;sonradan Acaristan ve Çoruh bölgesine inerek Çoruh'u karşıya geçtikleri ifade edilmekte ve Bizans kralı 6.Konstantin yerleştirildikleri belirtilmektedir.
Ayrıca Osmanlı vergi defterinde Hemşinliler için;"Muselmanı Kaldı"yani :1461 Osmanlı Fethi öncesi eski müslümanlar ifadesini kullanması da bu durumu doğurmaktadır.Akkoyunlu Türk Devleti zamanında (1350-1502) Rizenin güney kesimde yer alan Hemşine birçok Türk botu yerleşmiştir.Aşağı Çamlıca(vişe)ve Molaveyis(ülkü) köy de bulunan Koç heykelleri bu yörelerdeki doğu Anadolu ve Azerbaycan gibi diğer Türk bölgelerinde de bulunmaktadır. Koyun ve koç heykelleri ortaasya Türk kültüründen kaynaklanmaktadır.
Türkler göçüp yerleştikleri yerlerde ölen ilk atalarının mezar taşlarına taştan oyulma köç hetkeli dikerler,bu bir Türklük geleneğidir.

1461 yılında Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon'u fethi ie birlikte Rize ve çevresi de Osmanlı topraklarına katılmıştır.1486 ve 1534 tarihli Trabzon sancağı Mustafassal Tapu tahrir defterine göre bölgenin merkezi yönetime bağlandığını görüyoruz.Bu kayıtlara göre Kaza-i Hemşen'e(Hemşin kazası) bağlı 34 köy bulunuyordu.Hemşin kazasının; Hemşin,kara Hemşin,Eskanos(Senos-Kaptanpaşa)olmak üzere üç nahiyesi vardır.1536 tarihinde yapılan yeni bir idari taksimatla Hemşin,İspir sancağına bağlanmıştır.
1600 tarihli kaynaklarda da bu sancağa bağlı olduğu görülür.1753 ve 1831 tarihli tapu kayıtları ile ilgili balgelerde de Hemşin kazasının Trabzon sancağına bağlı olduğu yazılmaktadır. 1836 yılında yapılan yeni bir taksimatla Atina(pazar) ilçe,Hemşin'de pazar'a bağlı bir nahiye olur.Daha sonra 1856-1857 yıllarında Hemşin'in kaza olduğu bilinmektedir. Ancak 1878 yılında Berlin Antlaşması ile yapılan yeni bir idare düzenleme ile Çoruh iline bağlı olduğu görülmektedir.
05.03.1916 tarihinde Rus işgali sonucunda Hemşin,Batum Sancağı 'na bağlı olarak yönetilmeye başlamıştır.15.08.1918 tarihinde Rus işgalinin kaldırılması sonucunda da Hemşin tekrar Osmanlı İmparatorluğu yönetimine girmiştir.
Cumhuriyet döneminde ilk idar, taksimat 29.03,1924 tarihinde yapılmış; yapılan bu taksimatla Hemşin tekrar Pazar'a bağlı bir bucak olmuştur.
Son olarak 09.05.1990 tarih ve 3644 sayılı kanunla Hemşin yeniden ilce olarak kurulmuş;19.08.1991 tarihi itibariyle teşkilatlanmaya başlamıştır.Böylece 133 yıl sonra Hemşin ilçe olma statüsüne yeniden kavuşmuştur.
05.04.2007 16:56

bobol [Bay]


images/avatars/avatar-4940.jpg

Üyelik Tarihi 04.07.2006
Mesajlar: 356
Yaşı: 18
Ad, Soyadı: Berat SANCAK
Meslek: .................... ....ÖĞRENCİYİM...... ...........

05.04.2007 17:05 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

bence göçün en büyük nedeni iş imkanları. häää?

___________________________________
.
05.04.2007 17:05 [bobol şuan Offline] [Yazılarını Ara] [Konu No: 10388] [Mesaj No: 66066]

horonacir [Bay]


images/avatars/avatar-5745.jpg

Üyelik Tarihi 10.09.2006
Mesajlar: 710
Yaşı: 22
Ad, Soyadı: yusuf AKIN
Meslek: ÖĞR€NCİYİM GALİBA :)

EY AHA GELDUM 05.04.2007 17:43 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

BUYURUN BİRİ BENİMİ ÇAĞİRDİ...
ÇAMLİHEMŞİNLİLER Sırıtıyor


___________________________________
www.pusilim.com
05.04.2007 17:43 [horonacir şuan Offline] [Yazılarını Ara] [Konu No: 10388] [Mesaj No: 66080]

metos [Bay]


images/avatars/avatar-2006.jpg

Üyelik Tarihi 11.03.2005
Mesajlar: 232
Ad, Soyadı: Metin GÜLTAN
İkamet Edilen Yer: Ankara
Meslek: Serbest

05.04.2007 17:57 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

Adnan Bey Kitabın kaynağını belirtebilirmisiniz
05.04.2007 17:57 [metos şuan Offline] [Yazılarını Ara] [Konu No: 10388] [Mesaj No: 66086]

C.YILMAZ [Bay]


images/avatars/avatar-5885.gif

Üyelik Tarihi 27.05.2005
Mesajlar: 1.113
Yaşı: 28
Ad, Soyadı: Can YILMAZ
İkamet Edilen Yer: Rize
Meslek: ÖĞRETMEN

05.04.2007 18:03 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

Alıntı:
Yazar: metos Tarih: 05.04.2007 Saat: 16:57

Adnan Bey Kitabın kaynağını belirtebilirmisiniz


Metin abininde belirttiği üzere bu tip konularda kaynak belirtmeye özen gösterelim...

___________________________________
Sitemizin Referans Sistemini Kullanınız.
05.04.2007 18:03 [C.YILMAZ şuan Offline] [Yazılarını Ara] [Konu No: 10388] [Mesaj No: 66087]

maksut [Bay]


images/avatars/avatar-6701.jpg

Üyelik Tarihi 07.03.2006
Mesajlar: 839
Yaşı: 52
Ad, Soyadı: maksut gorucu
İkamet Edilen Yer: Ankara
Meslek: emekli

KAYNAK 05.04.2007 18:31 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

EVET BU SON ELEVİTLİEMİRİN YAZILARI İLGİNÇ. KAYNAĞINI BELİRTMELİ.

BENİM BİLDİĞİM 1800 LÜ YILLARDA HEMŞİNİN GÖÇ VERMEDİĞİ. HATTA. GURBETÇİLİK BİLE YOKTU.

DIŞARDAN DUVARCI, DEMİRCİ VS GİBİ İNSANLAR HEMŞİNE GURBETE GELİRDİ. EĞER ÖYLE BİR BELGE NİTELİĞİNDE BİR ESER VARSA OKUMAK İSTERİM.
05.04.2007 18:31 [maksut şuan Offline] [Yazılarını Ara] [Konu No: 10388] [Mesaj No: 66091]
 Toplam 2 Sayfa:   1   2     [Yeni Konu Aç] [Cevap Yaz]

Konu içinde arama yap:

[Anasayfa] ·|· [Platform]

Hemşin Platform » ~Hemşin~ » Yöremizin Adına Her şey » çamlıhemşinliler

Hemşin Platform'u 1024 x 768 Çözünürlükle hazırlanmıştır Ve Tavsiye edilir.
Aksi durumlarda Tasarım düzgün görünmeyebilir.
Burning Board 2.3.x, Powered by WoltLab GmbH
© 2005-2008 Hemsinliyiz.Biz Kurucusu, Sayfa Tasarımı Ve Geliştirme Mutlu KOBAL Ve Naci KOBAL'a aittir.
Sitedeki materyaller izinsiz ve/veya kaynak göstermeden kullanılamaz.
Bu Konu'da yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Hemşin Platform'u sorumlu değildir.