Hursaral [Bay]
Üyelik Tarihi 22.01.2008
Mesajlar: 35
Yaşı: 53
Ad, Soyadı: hURŞİT sARAL İkamet Edilen Yer: Ankara Meslek: YAZAR
 |
|
| BOY-ULUS-TÜRKLER |
26.06.2008 12:33 [SEÇENEKLER]
[YUKARI]
[AŞAĞI] |
BOY-ULUS-TÜRKLER
Boy aslında siyasal bir örgütlenme.
Belli bir bölgedeki değişik soylardan insanlar, kendilerini dışa karşı korumak / sağlamak için boy örgütlenmesine gerekseme duyarlar. Bu anlamıyla boy bir erken ulus, küçük ulus yada doğrudan ulus diye tanımlanabilir. Bu son anlamı daha çok “boy birlikleri” karşılar. Güçlü ve saygın bir bey’in çevresinde toplanan yada onu temsilci olarak gören boylar, böylece dayanışma gereksemesinden doğan yeni bir kimlik kazanırlar. Oğuzlar, Uygurlar, Peçenekler, hep böyle.
Bu kimliğin pekişmesiyle de gerçek anlamda uluslar ortaya çıkar. Bu uluslarda boylar değil, ilginç olarak daha küçük toplumsal birlikler / birimler olan aile ve uruklar öne çıkıyor; İnsanlar, boy bilinciyle değil, daha çok siyasal yeğlemeyle deviniyorlar. Sonraki Bulgar ve Kıpçaklarda bu durumu görüyoruz. Burada uluslaşmadan kasıt, insanların kendi boy ve uruğunun kimliğini korumakla birlikte, dışa karşı asal öztanınlamalarını üst kimlikle yapması / Bulgar ya da Kıpçak, ve siyasal olarak boy ya da uruk düzeyinde değil; ulus düzeyinde bir tutum geliştirmesi, örneğin, ulus içinde öne çıkan bir kahramanın peşine takılıp gidilmesi.
Boy birliği ya da uluslaşmayla beliren ve benimsenen üst kimliğin bütünüyle siyasal olduğunu vurgulamak gerekir. Gerçek Kıpçak boy’u belki onbin kişiden oluşurken, bu boy Kuzey Türkleri arasında üstünlük kazanıp öne çıktığında, kendisini onlarla özdeşleştiren yüzbinlerce, belki milyonlarca insan bu adı sahiplenir.
Bunun en açık örneği ise doğrudan Türk adıdır. Türkler, başlangıçta oldukça küçük bir boy. Bu boy içinden çıkan bir aile / A-shih-na sülalesi, 6.Yüzyıl ortalarında büyük bir devlet kurup adına Türk dediği zaman / bizim kitaplarda Göktürk, bu devletin sınırları içinde kalmış olan herkes, bazan kendilerince, bazan da başkalarınca Türk diye adlandı. Örneğin, Bizanslılar Macarları Türk adlarlar; Arapların ısrarından dolayı, kendilerine Türk demeyi öğrenememiş Türk budunları bile en sonunda bu adı kabul ederler. Sonucunda, aynı kaynaktan dil ve ağızları konuşan ve aynı kökten gelen hemen bütün topluluklar kendilerini Türk adlandırırlar. Pek çok Ortaçağ kaynağı Rusları ve Slavları Türklerden sayar.
Böylece, başlangıç sayıları ancak binlerle anlatımlanacak olan Türkler, kısa bir zaman içinde milyonlarca insanı içeren bir nüfusa kavuşurlar. İlginç olan, bu sürecin daha çok Göktürk devleti yıkıldıktan sonra olması. Daha da ilginci Göktürk devletiyle birlikte asıl Türklerin de ortadan kalkması ya da izlerinin kaybolması. Dolayısıyla, etnik ya da dinsel değil, ama adlanma bakımından hızlı ve yoğun bir Türkleşme süreci yaşanır. Bu, şu demek, sonraki Türklerin çok az bir kısmı, belki milyonda bir payı asıl Türklerle ilgili.
Öbür türlü, eski insanın zamanına gidip dünyaya onun gözüyle bakarsak, ufuktaki bir dağın arkasında kimlerin yaşadığının çoğunlukla o insana bilinmeyen bir merak nedeni olduğunu gözümüzde canlandırabiliriz. Böylesi yalınç bir konuda bile yeterli bilgisi olmayan ortalama insanın, binlerce kilometrelik bir alana yayılmış soydaşlarıyla birlikte bir etnik bilince sahip olduğunu düşünmek yanlış olur. O insan, yaşadığı oba ve oymak ile birlikte, çok sayıda oba’yı yönetiminde tutan bir bey’e ya da han’a bağlı. Bu bey’in / han’ın yönettiği insanlar doğal olarak ortak bir ad alırlar. Böyle çok sayıda bey / han, bir hanlarhanı’na bağlı. Bu kişi mutlaka kağan olmak durumunda değil. Eğer kağan var ise, uluslaşmada var demek.
Bir oymak, hatta aile, ileride çok büyük ve tarihsel gelişmelerin öncüsü de olabilir. Sonuç bakımından alt kimlikler sürekli değişmeğe uygun. Üste doğru gittikçe durağanlaşma artar. Örneğin, Türk kimliği kolayca bırakılmaz. Ama bir oymak Oğuzlardan kopup, Karluklara katıldığında, artık kendisini Karluk olarak görmeğe başlar. Golden’in (1) dediği gibi bu, bozkır demokrasisi içinde bir tür oy verme işlemi. Bu demokraside, gerçekte, yöneticiler durağan kalıp yönetilenler değişirken, yönetilen açısından bakıldığında ise sonuç olarak, istenmeyen yönetici değiştirilebilmektedir.
Hurşit Saral
(1). Peter Golden, Türk Halkları Tarihine Giriş. Çev. Osman Karatay. Ank. 2002
Hurşit Saral / \\\\
|
|