Derelerde yüzmeyi elimle balik tutmayı özledim
Değirmene mısır götürüp nısır unu almayı
Yağmura yakalabıp sırılsıklam ıslanmayı
Uçurumlardan yuvarlanmayı özledim
Anamın kızılcık sopasıyla bacaklarıma vuruşunu özledim
Özledim ki hem ne özledim babaanenin yemeklerini
Fasulye yemeği etsiz hemde bol patatesli
Tahta kaşığımı tepsiye daldırmayı özledim
Zifiri karanlıkda tarlada kaybolan sarı kızı aramayı özledim
Özledim ki hem ne özledim tokmayı açık bırakmatı özledim
Ağaçların kapattığı taşlı yollarda yalınayak yürümeyi
Ormandan kestirme yollara girmeyi
Ayaklarımı ısırgan otlarının yakmasını özledim
Harmandan bir avuç fındık çalmayı özledim
Bakkaldan iki bisküvi arasına lokum kıstırmayı
Hiç yanımdan ayırmadığım mantar tabancamı özledim
Özledimki hem ne özledim ateşte mısır pişirmeyi özledim
Gece sayfanda yatıp cırcır böceklerinin sesiyle uyumayı
Babaanemin sabahları beni uyandıramayışını özledim
AKŞAMLARI BAKAR DURURSUN APARTMANIN BALKONUNDAN
UÇSUZ BUCAKSIZ KARMAN ÇORMAN BETON YIĞINLARINA
BEYNİNDEN FİLM SERİDİ GİBİ GEÇER KARADENİZİN YAYLALARI
AYRILAMAZSIN KENE GİBİ YAPIŞMIŞTIR İSTANBUL SANA
İŞTE O AKŞAMLARDA TEK TESELLİM YILDIZLAR VE AY BANA
BOZUK YOLLAR,YEŞİLSİZ SOKAKLAR,KARIŞIK KAFALAR
HEPSİ VARDIR,BİR TÜRLÜ NEFRET EDEMEDİĞİMİZ İSTANBULDA
DÜŞÜNSEM DÜŞÜNSEM TERK ETMEYİ, KALACAĞIM BURALARDA
YİNE NAKARAT, UMUT ARAYACAĞIM AY VE YILDIZLARDA
BU BÖYLE DEVAM EDECEK,BABADAN OĞULA MİRAS GİBİ İSTANBULLARDA...
topaloğlu