Hemşin Platform

Ziyaretçi Bugün:
Ziyaretçi Dün:
Toplam Ziyaretçi:
Ziyaretçi Rekoru:
300
1.983
2.121.083
6.123 Ziyaretçi Tarih 03.04.2008
Atatürk
Bayrak
 
Sevgili Ziyaretçi, Karadeniz'lilerin Buluştuğu Ortak Nokta Web Sayfasına Hoş Geldiniz.
 
Hemşin Platform » ~Hemşin~ » Yöremizin Köyleri Ve Resimleri » Hemşin » Başköy » Başköy köyü » Sevgili Ziyaretçi [Giriş yap|Kayıt Ol]
 
 Toplam 6 Sayfa:   «      2   3   4   5   6  [Yeni Konu Aç] [Cevap Yaz]
» BAŞLIK: Başköy köyü 15 Oylar - Ortalama: 8,2015 Oylar - Ortalama: 8,2015 Oylar - Ortalama: 8,20
Yazan
Mesaj

BİRLİK [Bay]


images/avatars/avatar-1676.jpg

Üyelik Tarihi 23.03.2005
Mesajlar: 601
Yaşı: 40
Ad, Soyadı: Kerim BİRLİK
İkamet Edilen Yer: Ankara
Meslek: kamu

Konu'yu Başlatan
Kısa Başköy Tarihi 24.08.2008 12:37 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

Başköy Köyü tarihi genel olarak ele alındığında, tüm Doğu Karadeniz gibi, 1461 yılı milat konumundadır ve tarih; genel bağlamda 1461’den önce ve 1461’den sonra diye ana iki bölümden oluşmaktadır.
1461’den önce Başköy Tarihi:
Doğu Karadeniz’de M.Ö. 1000’lerden önce ciddi bir yazılı kaynak ve tamga bulunamadığından bu devirlerde insan yaşantısından bahsetmek güçleşiyor. M.Ö. 500’lerde Romalı ve Cenevizli korsanların bölgeye yapmış oldukları seyehatlerde, Athena’dan (Bugün ki Pazar) “gölgelerin olduğu yer” diye bahsetmişlerdir.(İlginçtir ki; Atina kelimesi Lazca’da da bu anlama gelmektedir.) Bu dönemlerde Pazar’dan Hemşin’e doğru, dere vadisi boyunca, Sinop Amazonlarına benzer, ağaçlarda yaşayan, ilkel insan kolonilerinin yaşadığı düşünülüyor. Bu ilkel insanlar, bölgeden geçen dönemin seyyahları tarafından görülemedikleri ve sadece gölgeleri gözüktüğü için (burada bir teşbihin olduğu muhakkak) “gölgelerin olduğu yer” deyimi kullanılmış olmalıdır. Buradan hareketle, denizden 13 km uzaklıktaki Başköy bölgesinde de, bu tür ilkel ağaç kabilelerinin yaşamış olabileceğini düşünebiliriz.
M.S. ki yıllarda tarihçi Arrianus’un verdiği bilgilere göre, gerçek Athena şehrinin kurulu olduğunu görüyoruz. Bu dönemden sonra, bölge, doğudan gelen ticaret yollarının Karadeniz’e ulaştığı önemli merkezler ihtiva etmeye başlamış ve çeşitli yerlerden ve kavimlerden göçler almaya başlamıştır. Özellikle, Orta Asya’dan gelen ve İskitler(Sakalar), Peçenekler, Kıpçaklar, Avarlar gibi Türk kökenli kavimler ve doğudan Medler, Haylar gibi Fas/Ermeni etnik kökenli halklar bölgeye çeşitli tarihlerde göçlerde bulunmuşlardır. Bu dönemde sahil kesimin yerli halkının bugünki Lazlar olduğu konusunda çoğu tarihçi görüş birliğindedir. Bugün ki Lamgo Köyü’nden Hemşin’e doğru olan bölgede Ermenilerin yerleşim yaptığı biliniyor. Bu Ermenilerin hristiyanlığı çok sonradan kabul ettikleri malumdur ve o döneme kadar hangi dine sahip oldukları çözülmüş değildir. Diğer Ermenilerle ortak hareket ettikleri düşünülürse, M.S. 350’lerde hristiyan olduklarını düşünebiliriz. Bu tarihlerde bölgeye, yine Türk kökenli Kumanların, Çepnilerin ve Sibirlerin göç ettikleri ve hristiyanlığı benimsedikleri biliniyor. M.S. 700’lerde, Tampur bölgesine Amad-Uni kabilesinin geldiğini ve Hemşin bölgesini yeniden yapılandırdığını biliyoruz. Tarihçiler Amad-Uni’lerin Türk yada Ermeni kökenli olduklarına dair kavga ede dursunlar, günümüz itibariyle bunun hiçbir önemi kalmamıştır. Zira yaptığımız araştırmalarda, Hemşin’deki sülalelerin büyük bir çoğunluğunun değişik yerlerden, değişik zamanlarda göç edip geldiğini biliyoruz ve mevcut Hemşin kültürünü benimseyen bu sülalelerin Amad-Uni’lerle etnik bir bağlantısının olmadığı ortadadır.
M.S. 750’lerde Başköy’de ilk yerleşik hristiyan hayatının başladığını düşünüyoruz. Bu hristiyan insanların, bizlere bıraktığı yer isimlerinden Ermeni kökenli oldukları sonucuna varıyoruz. Zira Türk kökenli olmaları da ihtimaldir lakin çok fazla Öztürkçe kelimeye rastlamış değiliz. (En eski Türkçe kelime ad içeren yer ismi Hemşin’deki Üsküt Dağı olmalıdır, İskit Türklerinden kalmadır.) Başköy’deki en eski yerleşim yeri, Göçekler Mahallesinin alt kısmı olan “Patava” bölgesidir. Hemen batısındaki “Katori” ve “Poksor” yerleşim yerlerini de sayabiliriz. Bunun dışında bugün ki Çiginiler Mahallesinde ve Seydi Mahallesinde eski yerleşim kalıntılarına rastlamaktayız. (Patava’daki ve Seydilerdeki hristiyan mezarlıkları günümüze dek ulaşmış, köyümüzden çıkacak genç arkeologların kendilerini incelemesini beklemektedir).
M.S. 1000’lerde, bölge üzerinde Romalıların, Sasanilerin, Akkoyunluların ve Gürcülerin egemenlik mücadeleleri sebebiyle bölge genelde başıboş kalmış ve irili ufaklı bir çok başına buyruk liderler ve beylikler çıkmıştır. Bu dönemde Başköy’de, Hemşin Deresini kendilerine sınır çizmiş olan iki hakimiyet sahasının oluştuğunu görüyoruz. Bu durumun günümüze olan tarihsel kalıntısı, köylü tarafından bilinen Petra/Nikola olayıdır. Bu isimler, köyün iki yamacına verilmiş yer isimleri sanılsa da, aslında o yamaçlara hakim olmuş iki liderin isimleridir. Dönemin hakim hristiyan devleti Trabzon Rum İmparatorluğuna bağlı iki yerel liderdirler. Bugün ki Buçan yamacının hakimi olan Petra’nın (orjinali Petro) gelenekçi olduğunu ve hristiyanlığı kabul etmediğini düşünüyoruz. Hakimiyet sahasına en yakın kilise ve manastır kalıntılarının biri Çoço Köyünde,biri de Venekdere’deki Ceğalver Tepesinde olduğuna göre, Petra ve yandaşlarının hristiyanlığı tam olarak benimsemediği ortadadır. Diğer lider ise tam olarak yenilikçidir ve koyu hristiyandır. Zaten orijinal ismi de Aya-Nicola’dır. Aya ön ismi, hristiyanlıkta “aziz”,”kutsanmış” anlamındadır. Toğor yamacının hakimi olan Aya-Nicola’nın bir papaz yani dini bir lider olduğunu ve yönetim merkezinin Toğor’un sarp kayalıklarında ki gizli yer altı manastırı olduğunu biliyoruz ancak bu gizemli yer bütün araştırmalarımıza rağmen bulunamamış, onu bulma ümidimiz de ne yazık ki Toğor’un engebeli kayalıklarında eriyip gitmiştir.(Define avcılarına ilginç notlar: O dönemde, kiliseler banka vazifesi de görmekteydi yani hristıyan halk değerli maden ve parasını en güvenilir yer olan kilisede saklamaktaydı..Efsaneye göre bu yer manastırındaki saklanan altını, Athena’ya gelen barbar korsanlardan korumak için, Hemşin Deresi Vadisini denize kadar gören bir tepeye bir gözetleme kalesi yapılmıştır. Bu kale aynı zamanda bu manastırı da tam olarak görmekteydi. Kalıntıları bugüne dek ulaşan Ciha Kalesinin ne için yapıldığı bilinmiyor ve derme çatma yapısı ile kaleden ziyade basit bir gözetleme kulesi olduğu kabul edilen bir gerçektir. Konu tarihçilerden çok, maceraperestlerin ilgi alanına girmektedir, bizde burada noktamızı koyalım).
1461’den sonraki Başköy Tarihi :
1461’de F.Sultan Mehmet, 1204'de kurulmuş olan Trabzon Rum İmparatorluğunu kesin olarak yıktı ve bölgeyi Osmanlı topraklarına kattı. Bölge’deki Ermenilerin büyük çoğunlu kitleler halinde göç ettirildi. Osmanlı, Hemşinlilere “müselman-i kadim” demiştir, yani eski Müslüman. Bunların Müslümanlığa çok yakın bir din olan Şamanizm kalıntısı Türkler olduğunu söyleyebiliriz. Zira hristiyan Ermeniler ekseriyetle göç etmiştir. Bazıları Müslümanlığı kabul edip, yörede kalmışlardır. Göçler 1800’li yıllara dek aşama aşama sürmüştür. Ne kadar Ermeni halk göç etmişse, o kadar yeni aileler bölgeye gelmiştir. Başköy’deki Ermeni halkın bir kısmının göç ettiği mutlaktır ama 1800’lere kadar kalan Ermenilerin de olduğunu biliyoruz. Patava’da 1810’larda Ermeni Mahallesi olduğu bilgisine ulaştık. İncelediğimiz mezarları, (definecilerin hırpalamasından kaldığı kadariyle) arkeolojik bakışa gereksinim duyulmadan, yeni oldukları belli olmaktadır. Patava’daki Ermenilerin Erzurum’a göç ettiklerini düşünüyoruz. Erzurum’dan kalkıp atalarının izini bulmaya çalışan Demircioğlu sülalesinin değerli meraklı insanları, bu bahsini yaptığımız insanların torunlarımıdır, bu gerçekten incelenmeye değerdir. Demirciliğin ve terziliğin bir Ermeni mesleği olduğunu ve bütün dünyaya bu meslekleri öğrettiklerini biliyoruz.
Bunun dışında Ermeni kalıntısı dönme ailelerden olduğunu düşündüğümüz Laboğulları, soyları günümüze erişemediğinden, Başköy tarihindeki gizemli yerini korumaktadır. Henüz Türkçe’ye çevrilmemiş Osmanlı kaynaklarından medet ummaktayız.( Çayeli’nde akrabalarının izlerini buldum, konunun takipçisiyiz). Laboğulları bugün ki, Çigini ve Memenoğlu ailelerinin yaşadığı toprakların sahipleri olduğunu ve o yamaçta yaşayan Ermeni kökenli bir aile olduğunu düşünüyoruz. Çünkü "Lab/Lap/Labe/Lape" kelimesinin Türkçe'de ve Lazca'da anlamını henüz bulmuş değiliz.
Başköy’ün yerlileri diyebileceğimiz, Mollaoğullarının ise; aldıkları unvan ve soy gidişatı nedeniyle Türk kökenli bir aile olduğu sonucuna varıyoruz. 1461’den sonra bölgeye Diyarbakır’dan/Amed’den getirilip yerleştirilen ve Osmanlı kayıtlarında bahsedilen bir Türkmen ailesinin Mollaoğulları olduğunu düşünebiliriz. 30 yada 50 yıl boyunca, Başköy isminden önce köyümüz için Amed isminin kullanıldığına Osmanlı Şeriyye Sicili kayıtlarında rastlıyoruz. (Mollaoğullarının günümüzdeki uzantıları, Pembeler ve Efalardır). Rize’de bir çok Mollaoğlu ünvanlı aile var, hiçbiri bizim köydekiler kadar eski değildirler, onların köyümüzden dağılmış olabileceği ihtimali ağırlık kazanmaktadır..
Bu tarihlerden sonra, Başköy Köyü sürekli göç almaya başlıyor ve Petra/Nicola ünvanlarından sonra, Amed ünvanı da çok uzun ömürlü olmuyor ve Öztürkçe bir isim olan Başköy ismi tarih sahnesine çıkıyor..
Başköy İsmi Nereden Geliyor?

Başköy ismi, yörede kullanılmış olan ilk öztürkçe köy ismidir. Rize yöresinde bu isimden başka daha eski kökenli, Oğuzca, Kıpçakca ve Kumanca menşeili yer isimleri de vardır ama hiçbir teknik sözcük analizi gerektirmeden öz Türkçe olduğu anlaşılan tek yer ismi Başköy köy ismidir.
Başköy köy ismine, İkizdere’de, Çayeli’de ve Fındıklı’da da rastlamaktayız. Ayrıca Çamlıhemşin’de de bir yayla ismi olarak karşımıza çıkıyor. Yalnız bu Başköy isimleri, Cumhuriyet döneminde konulmuş isimlerdir, yani hepsinin eski isimleri mevcuttur. Bizim köyümüzün ismine ise 1520 yılında Osmanlı kayıtlarında, Atina kazasına bağlı büyük bir karye olarak rastlıyoruz. Yani kökeni en az 550 yıllık olan bir kelime ile karşı karşıyayız.
Başköy isminin, nereden geldiği ve kim tarafından konulduğuna dair resmi bir bilgiye sahip değiliz ama halk arasında söylenegelip günümüze kadar bize ulaşan üç değişik rivayet mevcuttur. Bunları inceleyip analiz etmekte fayda var.
1 ) Osmanlı İmparatorluğu döneminde, köylülerden imparatorluk adına sorumlu olan, devlet adına halktan vergi toplayan irili ufaklı derebeyleri vardı. Her bir derebeyi bir üstüne bağlı idi. Bu dönemde Hemşin’de üç, Atina’da dört derebeyi vardı. Hemşindekiler, Kumbasaroğulları,Yeğenoğulları ve Sıçanoğulları idi. Atina’dakiler ise Telatorzadeler(Telatarlar), Pasezadeler(Basalar), Naibzadeler ve Baltazadeler idi. Başköy köyü halkı Hemşin’de Yeğenoğullarına, Atina’da Baltazadelere bağlıydı. (Yeğenoğulları da Baltaoğullarının bir koludur.) Osmanlı Devleti, köylü halktan alınan aşar vergisinin denetimini çok kapsamlı yapamamaktaydı, bu yüzden derebeyleri topladıkları vergileri daha çok kendileri için toplamaktaydılar. (Zaten bu yüzden derebeyi kelimesinin bir karşılığı da zorbadır.) Yöre halkı şüphesiz bu zorbalığın farkında idi ama güçlü derebeyi ailelerine karşı yapabilecekleri pek bir şey yoktu. İşte bu noktada rivayete göre, Başköy halkı derebeylerine vergi vermeyi reddetmiş, vergilerini sadece devlete vereceklerini söylemiş ve bu derebeyi mensuplarını köylerine sokmamışlardır. Bu onurlu davranış diğer köy halkları tarafından imrenilmiş, ve bu onurlu halkın yaşadığı köye, “köylerin ilk başkaldıranı”, “köylerin başı” anlamında Başköy denilmiş.
Bu efsanenin doğru olması muhtemeldir çünkü, Başköy köyü, 18.yy başlarında bile kendi derebeyini çıkarmış ve yakın dönemde diğer derebeylerine mensup olmamıştır. (Bahsi geçen derebeyi, bölgede önemli bir esnaf ve ulemadan olan Sinanoğlu İbrahim’dir.)
2) Başköy karyesi, 1562 yılında, Hemşin nahiyesinden alınıp Atina kazasına bağlanmıştır. Buna karşılık olarak da Ğere (Işıklı) karyesi Atina’dan alınıp Ardeşen nahiyesine verilmiştir. Bu dönem Apso, Hulivat ve Gomno köyleri de Başköy olarak geçiyordu, yani Başköy köyü çok büyüktü. İşte ikinci rivayete göre, yöredeki laz halk, Atina’ya yeni bağlanan bu büyük köye Başköy diye ad verdi. Türkçe bir ad verilmesinin sebebi ise halkının ekseriyetle Türk kökenli sülalelerden oluşmasındandı.
3) Diğer bir rivayete göre, Başköy köyü, Atina’dan Hemşin’e doğru çıkarken ilk karşımıza çıkan Hemşin köyü idi. Yani Hemşin’in başlangıcı anlamında bu köye Başköy denildi.
Günümüzde Başköy halkı bu üç görüşten ekseriyetle ilk rivayeti kabul etmektedir,bu yüzden en tutarlı görüş de birinci rivayettir.

1520-1750 yılları arası Başköy tarihi

16.yy’nın ortalarında Başköy’de Ermeni yaşamının yavaş yavaş sona erdiğini ve Türk ailelerinin çoğalmaya başladığını görüyoruz. Bu dönemde çeşitli bölgelerden aileler gelip, Ermenilerin kısmen boşaltmış olduğu bu köye yerleşiyorlar.
1500’lü yılların başında, Başköy’de yaşayan, Ermeni,Rum yada Türk kökenli olduklarını ayırt edemediğimiz ama muhtemelen hristiyan olan onbir sülaleye rastlıyoruz. Bu sülalelerden dokuz tanesi şunlardır; Mollaoğulları, Karoğulları, Baltaoğulları, Tevetoğulları, Demircioğulları, Muharremoğulları, Laboğulları, Atmacaoğulları ve Terzioğulları. İki tanesinin ismini öğrenebilmiş değiliz. Bu sülalerden Muharremoğulları ve Demircioğulları Erzurum’a, Baltaoğulları Apso ve Hotri/Kocaköprü’ ye ve Karoğlu sülalesi yüzyıl başlarında Trabzon yöresine göçmüştür. Laboğulları ve Atmacaoğullarının ise soyları tükenmiştir. Mollaoğulları ve Terzioğulları günümüzde Başköy köyünde halen yaşamaktadırlar. Tevetoğullarının soyları mı tükenmiş, yoksa göç mü etmişler,bunu tesbit etmiş değiliz. Rize’deki ünlü Tevetoğlu ailesi(Popçu Tarkan’ın ailesi) Başköy’den mi göçmüş yoksa Başköy’de yaşamış olanlar, onların küçük bir kolumuydu, bu gerçekten araştırılmaya değer bir konudur. Aynı şekilde Apso ve Hudisa’da yaşayan, Puputiler diye anılan Türütoğlu sülalesi de, acaba yöremizden mi Rize’nin Ambarlık (Salağa) Köyüne göçmüştür, yoksa oradan mı yöremize gelmişlerdir,bu da araştırılmaya değer bir husustur. Tarihte iki taraflı göçlerin de var olduğunu biliyoruz. Mesela Hemşin kökenli Baltaoğlu sülalesinin bazı kollarının, Kalkandere’ye ve Güneysu’ya göç ettiği tarihi bir gerçektir(Başbakan Erdoğan da Baltaoğlu’dur).. Bunun tam tersi olarak, Of kökenli Hacıfazlıoğlu sülalesinin bir kolunun Zanat’a geldiğini de biliyoruz. O yüzden Tevetoğlu ve Türütoğlu sülalelerinin geçmiş akibetleri, tarihin gizemli yerlerinde araştırılmayı bekliyorlar.
1550’li yıllarda Başköy Köyü çeşitli bölgelerden gelen Türk ailelerinin göçlerine sahne olmuştur. Bunlar, Arhavi-Murgul bölgesinden gelen Belüloğulları(Peluliler), Bursa’dan gelen Tutoğulları, Ardeşen’den gelen Sinanoğulları ve Van-Hemşin(Zoğa) güzergahından gelen Paseoğullarıdır(Paçeler). Paseoğulları, Bulep yerlisi olan Basazadelerden kopma bir kol olabilir,Osmanlı kaynaklarında Basalardan "Pasezadeler" diye bahsediliyor,henüz araştırmalarımız devam ediyor.
Göçle gelen bu köklü dört sülale, yerli Mollaoğulları ve Terzioğulları ile birlikte, Başköy köyünün, ismini almasında ve kültürel anlamda Başköy köyünü şekillendermede önemli rol oynamışlardır.
Sinanoğulları, 1600’lü yıllarda Ardeşen'den gelmişler ve Buçan adlı tepede dükkan açarak, Başköy’ü çevresinde bir ticaret merkezi haline getirmişlerdir. Aynı zamanda kurdukları küçük medrese ile din eğitimi vermişler ve çevre köylerden insanların Başköy’e gelmesini sağlamışlardır. Uzun bir müddet de Başköy derebeyliğini yapmışlardır. Bugün iki kolu Çarişka ve Hunar köyünde yaşamaktadır. Asıl merkezleri Ardeşen'e bağlı Sinanköy (Buçan)'dür. Bugün ki Ardeşen Belediye Başkanı Mümtaz Sinan bu sülaleye mensuptur.
Belüloğulları, arazi zengini olmalarına rağmen, yöreden geçen küçük baharat yollarında(Katır yolları), Zanat’lı Bakoğlu sülalesi ile birlikte eşkiyalık yapmışlardır ve çevre köylerde bu özelliği ile nam salmışlardır. Eşkiyalık devrinin bitmesiyle, gittikçe fakirlermişler ve aileden yoğun göçler yaşanmıştır. Papatya köyünde, günümüzde yaşayan ve Peluli ünvanını kullanan Babuzoğlu sülalesi, o dönemde Peluliler tarafından o bölgeye yerleştirilmiştir. Babuzoğlu sülalesini bölgesinde istemeyen Cinalioğlu sülalesi,çok direnmişse de Pelulilerin korumasında olan bu sülalenin yöreye yerleşmesine göz yummak zorunda kalmıştır. Bugün Papat köyünde en çok arazi sahibi bu sülaledir. Babuzoğullarının diğer bir kolu da Başköy’de yerleştirilmiştir.( Bugün ki Alicanlar). Belüloğularının bir kolu Mesemit köyünde yaşamaktadır.
Paseoğulları, yine arazi zengini bir aile olup, köyün en verimli topraklarına sahip olmuşlar ve köyde bilinçli ilk tarım faaliyetlerini yürütmüşlerdir. Başköy’de ilk çay tarımını uygulayanlar da Paçe sülalesidir. Sülalenin bir kolu Samsun’a göçmüştür. Paçelerin bir kol da Bulep’de vardır.
Tutoğulları, Kadı Hamit Efendi’nin torunlarıdır ve Bursa yöresinden Osmanlı Devleti eliyle yöremize yerleştirlmişlerdir. Bu sülale sayesinde Başköy köyü islamla tanışmış ve 1692 yılında Başköy’de ilk camiyi yapmışlardır. Tutoğlu sülalesi, Başköy köyünün boş kalmış dere yakınlarını yurt bellemişler ve köyün islamlaşmasını sağlamışlardır.Bugün itibariyle köyün en kalabalık ailelerindendir.

1750-1800 yılları arası Başköy tarihi
1750’lerden sonra da köy göç almaya devam etmiştir. Bu dönemde Hemşin bölgesinden Guduloğulları(Yusufliler) ve Paşaloğulları, Erzurum bölgesinden Kanlıoğulları ve Topaloğulları(Lomanlar), Megrel bölgesinden Sakinoğulları(Çiginiler) ve Hamidiye bölgesinden Seydioğulları gibi büyük sülalelerin göçü gerçekleşmiştir.
Guduloğulları, Bagenli köyünden Başköy’e göçmüşlerdir. Hayvancılık ve yaylacılık ile uğraşarak bu anlamda köyün başını çekmişler ve köy şartlarına göre zengin bir sülale olmuşlardır. Sülalenin bir kolu da, Paniçi’dedir.
Paşaloğulları da Bagenli’den gelmişlerdir. Aynı şekilde yaylacılık ve hayvancılıkla uğraşmışlardır. Paşaloğlu sülalesi de 1870’li yılarda köyün derebeyliğini/muhtarlığını yapmışlardır. Bir kolları da yine Başköy’de yaşayan Göçoğullarıdır.
Kanlıoğulları, Erzurum merkeze bağlı Kan köyünden gelmişlerdir ve asıl sülale ünvanları bilinmemektedir. Başköy’de zamanla Hemşinleşmişler ve hayvancılık ile yaylacılık yapmışlardır.Günümüzde köyümüzün en kalabalık sülalelerindendir. Küçük bir kolu Mamaçivat köyündedir.
Topaloğulları, Horosan-Hala Köyü-Badara-Başköy güzergahıyla köye gelmişler ve Sinanoğularının himayesinde Buçan mevkiine yerleşmişlerdir. Verimli topraklara sahip olduklarından tarım ve hayvancılıkla uğraşmışlardır. Daha kalabalık akrabaları Apso’da ve Rize’nin muhtelif yerlerindedir.
Sakinoğulları, Lazca konuşabilen bir sülale olup, genelde Rusya’da gurbetçilik yaparak köy şartlarına göre zenginleşmişlerdir. Günümüzde bir kolları Avramit (Güney) köyünde yaşamaktadır.
Seydioğulları, aslen Konya Seydişehir’den Hamidiye’ye gelme bir Yörük Türkmen sülalesidir.Diğer kolları Hamidiye ve Hudisa’dadır. Zamanla yörede Lazlaşmışlardır.
Bu sülalelerin de Başköy’ü mesken tutması ile Başköy iyice kalabalıklaşmış ve ismine yakışır bir şekilde merkezi bir köy olmuştur. Bu yıllarda yüksek tepelerdeki geçiş yolları önemini kaybetmeye başlamış, dere kenarlarındaki yollar ve dükkanlar daha işlek bir hale gelmişlerdir. Bu dönemde Sinaniler dükkanlarını Hemşin Deresi ile Çaykala Deresinin birleştiği noktaya taşımışlar ve orada bir dönem hancılık yapmışlardır. Buralarda irili ufaklı bir çok değirmen yapılmış ve eski köprüler onarılmıştır. Böylece Atina ile Hemşin arasında önemli bir geçiş ve konaklama bölgesi olmuştur.
Bu yıllarda, köyde ve çevrede taş ustalığı, değirmen ustalığı, kerestecilik, hızarcılık gibi meslekler ön plana çıkmış, eşkıyalık,demircilik ve gaz-tuz ticareti önemini kaybetmeye başlamıştır.

1800-1900 yılları arası Başköy tarihi

1800’lü yılların başlarında Başköy köyüne olan göçler daha da artmıştır. Bu dönemde özellikle Hemşin bölgesinin sarp ve verimsiz topraklarından faydalanamayan Hemşinli sülalelerin, bazı kolları Başköy’e yerleşmişlerdir. Bu sülaleler, Kobaloğulları, Sıçanoğulları(İzzetler),Yeğenoğulları(Zoğaliler),Temuroğulları, Suzikoğulları ,Veziroğulları, Çakıroğulları(Hatiler), Hırhaloğulları(Çelekler), Bilaloğulları, Çamlıoğulları, Mamuroğulları, Babuzoğulları(Alicanlar) ve Memenoğullarıdır. Bunların dışında Başköy’e, Zanat’tan Bakoğulları, Apso’dan Topçuoğulları ve Çarişka’dan Cinalioğulları ailelerinin de göç ettiğini görüyoruz.
Kobaloğulları, Başköy’e, Badara köyünden Bakoğlu eliyle Topçuoğlu arazisine yerleştirilmişlerdir.Günümüzde Hemşinli özellikleri kaybolmaya yüztutmuştur.
Yeğenoğulları, Başköy’e Ortaköy’den Belüloğullarına iç güvey gelip
yerleşmişlerdir.
Temuroğulları, Şameli köyünden gelmişler, Tutoğullarından arazi alıp Başköy’e yerleşmişlerdir.
Suzikoğulları, Bodollu köyünden gelmişler, Belüloğullarından arazi alıp Poksor adlı yere yerleşmişlerdir. Burada çok büyük bir konak yapmışlardır. Bu gösterişli konak, yanmış ve bir duvarı kalmıştır. Kalan tek duvar da, yol yapımı nedeniyle yıkılmıştır.
Veziroğulları, Şameli köyünden gelmişlerdir.Genelde Rusya’da gurbetçilik yapmışlardır.
Çakıroğulları, Çoço köyünden gelmişlerdir. Köyümüzde Ğatiler olarak bilinirler.
Hırhaloğulları, Gomno köyünden gelmişlerdir. Köyümüzde Çelekler olarak bilinirler.
Sıçanoğulları, Çaneva köyünden, Tutoğullarına iç güvey gelerek Başköy’e yerleşmişlerdir. İzzete adındaki kadın , iki oğlunu, Tutoğlu-Saraçoğlu’ndan olma iki kız kardeşle evlendirip bu kızlara düşen arazilere iç güvey gelmişlerdir. Günümüzde de İzzetler diye anılırlar. Köyde zamanla zenginleşmişler ve çok fazla arazi almışlardır.
Bilaloğulları,Bodollu köyünden gelmişlerdir ve Baltalardan kalan boş arazileri mesken tutmuşlardır.
Çamlıoğulları, Viçe köyünden gelmişlerdir. Aynı ünvanla anılmaktadırlar.
Mamurcuoğulları, Bodollu köyünden gelmişlerdir.
Babuzoğulları, Çaneva köyünden Belüloğlu arazisine iç güvey gelmişlerdir. Diğer kolları, Papat ve Hotri köylerinde yerleşmiştir.
Memenoğulları, Şameli köyünden Laboğlu arazilerine iç güvey gelmişlerdir.
Cinalioğulları, Çarişka’dan gelip yerleşmişlerdir.
Topçuoğulları, Senoz’dan Apso’ya gelen aile reisinin çocuklarından iki tanesi Başköy’e geçip yerleşmişlerdir.
Bakoğulları, Zanat’tan yedi kardeşten biri Başköy’e gelip yerleşmişdir.
Böylece 1850’li yıllarda göçler sona ermiş, Başköy bir kozmopolit bir yapıya bürünmüştür. Hem Lazcanın konuşulduğu, hem yaylacılığın yapıldığı yegane köylerden biri olmuştur. Bugün itibariyle de Başköy bu özelliğini korumaktadır,Laz kültürü ile Hemşin kültürünün kaynaşma ve buluşma noktasıdır.
Bu dönemde Başköy’de mimari çok gelişmiş, gösterişli Hemşin konakları yapılmıştır. Bunlardan, Tutoğlu Molla Hasan konağı, Tutoğlu Hoca Mustafa konağı,Temuroğlu konağı, Memenoğlu konağı, Göçoğlu konağı, Lomanoğlu konağı, Sinanoğlu konağı, Belüloğlu Bayram konağı, Guduloğlu İslam konağı ve Paşaloğlu konağı görülmeye değerdir. Bunların dışında Tutoğlu Paşa konağı yıkılmış, İzzetlerin dev konağı ise yıkılmaya yüz tutmuştur. Ayrıca Hemşin mimarisi ile örtüşmeyen ve nispeten daha büyük olan üç adet taş konak ne yazıkki tam anlamı ile günümüze ulaşamamıştır. Bunlar, Çiginilerin konağı, Paçe Yunus konağı ve Suzikoğlu Şakir konağıdır. Bu konakların büyük bir kısmı Başköy’de yetişmiş yerli taş ustaları tarafından imece usulü ile vücuda getirilmiştir.
Bunların dışında köyde hemen hemen her sülalenin kendine ait bir değirmeni var idi. Bunlar yöremizin yağışlı bir bölge olmasından ve derelerim sık sık taşmasından dolayı günümüze ulaşamamıştır. Sadece su kanalları gözükebilmektedir.
Köyümüzde, yöremizin tipik yapısı olan serenderlerden Başköy’de 16 adet serender kalmıştır. Bunların çoğu da yıkılma evresine geçmiştir.
Başköy’de 14 adet mezar taşı mevcuttur, bunlardan ne yazık ki mezarların bakımsızlığı yüzünden toprağa gömülmeye mahkum olmuştur. Bunların 7 tanesi, şu an gözükmemektedir. Bu mezar taşlarından Sinanoğlu İbrahim’e ait mezar taşı 1721 tarihlidir ve Rize’nin kayıtlı en eski üçüncü mezar taşıdır. Ama ne yazıkki, Veysel Atacan mezartaşları ile ilgili kitabı hazırlarken, Başköy’e uğrayamamış.


1900 yılı sonrası Başköy Tarihi

Başköy köyü, 20.yüzyıl başında, Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu savaş şartlarından etkilenmiş, fakirlik ve kıtlık baş göstermiştir. Akabinde yöreye yapılan Rus işgali, durumu iyice kötüleştirmiş, halkın bir kısmı köyden göç etmeyi yeğlemiştir. Pelulilerden,Paçelerden,Hatilerden,Efalardan,Sinanilerden, Çiginilerden ve Topçuoğlulardan kısmi göçler yaşanmıştır. Bu göçler bazen komşu köylere kadar yakın mesafede olmuş, bazen ise Samsun’a kadar uzaklara sıçramıştır. Rus işgali sırasında Kırım’da gurbetçilik yapan bir çok köylümüz de kötü şartlardan dolayı yurtlarına gelmemeyi yeğlemişlerdir.
Art arda gelen Çanakkale Savaşları, Sarıkamış Savaşları ve Kurtuluş savaşları sebebiyle, köyün tüm delikanlıları, bu savaşlara gitmiş ve büyük bir çoğunluğu şehit olup geri gelememişlerdir. O yılları yaşamış olan Emine Ana(1902 doğumlu,Peluli Sadık kızı,Topçuoğlu Ziya eşi)’dan alınan sözlü bilgilere göre, her evden sadece bir erkek bırakıldı ve diğerleri bir hafta içinde toplanıp Hemşin dağlarından yaya halde savaşa gittiler.Çanakkale savaşlarından Başköy’den gidip de gazi olarak geri dönen olmadı. Kurtuluş savaşından ise Osman oğlu Efa Ali (Ali Şeker) gazi olarak geri döndü, anıtmezarı Başköy’de aile mezarlığındadır. Sarıkamış’a giden kafile ise savaş alanına varamadan Ermeni milis kuvvetleri tarafından yolları kesilmiş ve geri döndürülmüşlerdir. Bunlardan biri olan Peluli Ali Paşa oğlu Ahmet’in anıları tüyler ürperticidir. Ermenilerin küçük bebekleri ağaç dallarına asarak öldürdüğünü gözleri ile görmüştür.
Bu üç savaş sonrası, Başköy köyü 40’ı aşkın şehit vermiştir. Bu şehitlerimize resmi kaynaklardan ulaşmak için çalışmalarımız devam etmektedir.
Başköy köyünde cumhuriyet döneminin ilk muhtarı Yakup Başal’dır. Uzun yıllar muhtarlık yapmıştır. Ondan sonra Efa Ali, Paçe Akif, Sinani Mevlüt, Göçoğlu İsmet, Guduli Süleyman, Çanli Vahit, Sinani Demir Ali, Çamlı Ali ve Bakoğlu Mahmut muhtarlık yapmıştır.
Cumhuriyet ilan edildikten sonra, her köy yeni bir isim almışken, öz Türkçe ada sahip olan Başköy’ün adı aynı kalmıştır. Soyadı kanununda ise M.Kemal’in doğudaki aşiretlenmeyi önlemek amacı ile gerçek soy ünvanını kullandırtmaması yüzünden sülaleler gerçek soy isimlerini alamamışlardır. Ama onurlu Başköy halkının, seçtiği soyisimlerde, her zaman kendini ve soyunu yüceltme hissi ön plana çıkmıştır. Örneğin, Keskin, Zengin, Başeğmez, Hiçyılmaz, Sever,Şeker, Coşar,Yorulmaz, Baştopçu, Şentürk, Şenparlak,Çabuk,Bilek,Geniş,Açıkgöz,Aydın vb. gibi. Bu duygu Karadeniz halkının tümüne ait bir duygudur. Asla küçültücü,komik ve seviyesiz soy isimler kullanmamışlardır.
Başköy köyünün, bugün itibariyle nüfusu 2780’dir. Ancak bu nüfusun % 85’i şehirlerde yaşamaktadır.

Murat HİÇYILMAZ
murathicyilmaz@mynet.com

___________________________________
http://baskoyluler.azbuz.com/index.jsp?
24.08.2008 12:37 [BİRLİK şuan Offline] [Yazılarını Ara] [Konu No: 2379] [Mesaj No: 149980]

BİRLİK [Bay]


images/avatars/avatar-1676.jpg

Üyelik Tarihi 23.03.2005
Mesajlar: 601
Yaşı: 40
Ad, Soyadı: Kerim BİRLİK
İkamet Edilen Yer: Ankara
Meslek: kamu

Konu'yu Başlatan
05.09.2008 14:23 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

bu seneden bir kaç kare


10643039_s.jpg
10587476_s.jpg
10643035_s.jpg



___________________________________
http://baskoyluler.azbuz.com/index.jsp?
05.09.2008 14:23 [BİRLİK şuan Offline] [Yazılarını Ara] [Konu No: 2379] [Mesaj No: 151431]

BİRLİK [Bay]


images/avatars/avatar-1676.jpg

Üyelik Tarihi 23.03.2005
Mesajlar: 601
Yaşı: 40
Ad, Soyadı: Kerim BİRLİK
İkamet Edilen Yer: Ankara
Meslek: kamu

Konu'yu Başlatan
10.09.2008 11:00 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

Köyüm insanı


10621237_s.jpg
10739403_s.jpg
10759643_s.jpg



___________________________________
http://baskoyluler.azbuz.com/index.jsp?
10.09.2008 11:00 [BİRLİK şuan Offline] [Yazılarını Ara] [Konu No: 2379] [Mesaj No: 151995]

BİRLİK [Bay]


images/avatars/avatar-1676.jpg

Üyelik Tarihi 23.03.2005
Mesajlar: 601
Yaşı: 40
Ad, Soyadı: Kerim BİRLİK
İkamet Edilen Yer: Ankara
Meslek: kamu

Konu'yu Başlatan
19.09.2008 10:07 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

köyümden görüntüler.


10858327_s.jpg
10858314_s.jpg
10858324_s.jpg



___________________________________
http://baskoyluler.azbuz.com/index.jsp?
19.09.2008 10:07 [BİRLİK şuan Offline] [Yazılarını Ara] [Konu No: 2379] [Mesaj No: 152423]

BİRLİK [Bay]


images/avatars/avatar-1676.jpg

Üyelik Tarihi 23.03.2005
Mesajlar: 601
Yaşı: 40
Ad, Soyadı: Kerim BİRLİK
İkamet Edilen Yer: Ankara
Meslek: kamu

Konu'yu Başlatan
22.09.2008 10:11 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

köyümden görüntüler


10893915_s.jpg
10894159_s.jpg



___________________________________
http://baskoyluler.azbuz.com/index.jsp?
22.09.2008 10:11 [BİRLİK şuan Offline] [Yazılarını Ara] [Konu No: 2379] [Mesaj No: 152655]

BİRLİK [Bay]


images/avatars/avatar-1676.jpg

Üyelik Tarihi 23.03.2005
Mesajlar: 601
Yaşı: 40
Ad, Soyadı: Kerim BİRLİK
İkamet Edilen Yer: Ankara
Meslek: kamu

Konu'yu Başlatan
24.09.2008 09:57 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

İşte karizma budur


10911557_s.jpg



___________________________________
http://baskoyluler.azbuz.com/index.jsp?
24.09.2008 09:57 [BİRLİK şuan Offline] [Yazılarını Ara] [Konu No: 2379] [Mesaj No: 152774]

BİRLİK [Bay]


images/avatars/avatar-1676.jpg

Üyelik Tarihi 23.03.2005
Mesajlar: 601
Yaşı: 40
Ad, Soyadı: Kerim BİRLİK
İkamet Edilen Yer: Ankara
Meslek: kamu

Konu'yu Başlatan
01.10.2008 14:54 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

Musa Özdemir


006.jpg



___________________________________
http://baskoyluler.azbuz.com/index.jsp?
01.10.2008 14:54 [BİRLİK şuan Offline] [Yazılarını Ara] [Konu No: 2379] [Mesaj No: 153478]
 Toplam 6 Sayfa:   «      2   3   4   5   6  [Yeni Konu Aç] [Cevap Yaz]

Konu içinde arama yap:

[Anasayfa] ·|· [Platform]


Konu Tarih Ve Yazar İzlenim Cevaplar Tarih Ve Yazar
5 Dateianhänge enthalten Yaltkaya Köyünün Güzide İnsanlarının Buluşma Forumu
(Forum: Yöremizin Değerli İnsanlarının Buluşma Sayfaları)
  24.02.2008 12:18
cengiz_hemşinli  
2.190 15   20.11.2008 06:38
yasarsayim  
ERENLER KÖYÜ
(Forum: Diğer Köylerimiz)
  04.11.2008 10:59
kurtbey  
222 0   04.11.2008 10:59
kurtbey  
KÖYÜMÜN TÜRKÜLERİ
(Forum: Şiir Köşesi)
  09.03.2008 23:47
BİRLİK  
1.014 7   26.10.2008 18:12
kale53  
12 Dateianhänge enthalten alemin kralı meydan köyü
(Forum: Meydan Köyü)
  28.12.2006 22:50
camlihemsinli  
2.639 6   14.10.2008 17:07
meydanli  
tepan köyünden hanife yıldızı kaybettik:(
(Forum: Taziye Defteri)
  12.10.2008 13:13
pinar  
1.218 32   14.10.2008 11:28
pocarınalaettin  

Hemşin Platform » ~Hemşin~ » Yöremizin Köyleri Ve Resimleri » Hemşin » Başköy » Başköy köyü

Hemşin Platform'u 1024 x 768 Çözünürlükle hazırlanmıştır Ve Tavsiye edilir.
Aksi durumlarda Tasarım düzgün görünmeyebilir.
Burning Board 2.3.x, Powered by WoltLab GmbH
© 2005-2008 Hemsinliyiz.Biz Kurucusu, Sayfa Tasarımı Ve Geliştirme Mutlu KOBAL Ve Naci KOBAL'a aittir.
Sitedeki materyaller izinsiz ve/veya kaynak göstermeden kullanılamaz.
Bu Konu'da yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Hemşin Platform'u sorumlu değildir.