Cemal GÜLAS ve Datvi

      Cemal GÜLAS ve Datvi

      Bizim Knut 19 Haziran 2007


      Muhammet KAÇAR, DHA

      hurriyet.com.tr/gundem/6735398.asp?gid=180

      Bursa’daki barınağa gönderilmek istenen kimsesiz yavru ayıya doğa fotoğrafçısı Cemal Gülas sahip çıktı.

      Rize’de orman içindeki evinde yaşayan Gülas, "Datvi" adı verilen ayıyı bakıma aldı ve günün büyük bölümünü onunla geçiriyor. Gülas "Kendini ormanda koruyabileceğine inandığımız için yavaş yavaş gözetimimizden uzaklaştırıyoruz" dedi.

      RİZE’deki Kaçkar Dağları’nda annesi avcılar tarafından vurulduğu tahmin edilen yavru boz ayıya tanınmış doğa fotoğrafçısı ve gezgin Cemal Gülas sahip çıktı. Vali Kasım Esen ile görüşen Gülas, doğal yaşam alanında ’göz kulak olabileceğini’ ve bir süre bakabileceğini belirttiği yavru ayının sorumluluğunu almak isteyince Çevre ve Orman Bakanlığı’nın izniyle yavru ayı Gülas’a teslim edildi.

      ÇAĞIRINCA GELİYOR Çamlıhemşin İlçesi Boğaziçi Köyü’nün sarp bir tepesinde orman içine inşa ettiği ahşap evde yaşayan Cemal Gülas, yavru ayıyı burada bakıma aldı. Evinin yakınında bulunan sarp ormanda yaşayan ve Gürcüce’de ayı anlamına gelen ’Datvi’ ismi verilen yavru ayı, Cemal Gülas çağırmadan gelmiyor. Gülas, yavru ayıyı sütle besliyor. Günün büyük bir bölümünü ayıyla geçiren Gülas, onunla derede balık avlıyor, ormanda uyuyor, ağaca tırmanıyor, ormanda topladıkları bazı bitkileri yiyor. Gün sonunda yavru ayı yeniden ormana dönüyor.

      HAYATA KAZANDIRDIK Cemal Gülas, henüz 1 aylık yavru ayının Bursa’ya gönderileceğini öğrendiğinde harekete geçtiğini belirterek şöyle dedi: "Yavru erkek ayı o zaman daha bir aylıktı, gönderildiği ıslah alanındaki diğer erkek ayılar için yem olacaktı. Çünkü erkek ayılar o dönemdeki yavru ayıları öldürür. İkincisi de gönderileceği ıslah alanında erkek ayılar hadım ediliyor. Böylece gen havuzundan kayboluyorlar. Bunu önledik. Çağırınca geliyor ve ben eve çekilene kadar oynuyoruz, sonra ormana dönüyor. Küçükken daha bağımlıydı ama şimdi büyüdükçe bana olan bağımlılığını kaybetti. Kendini ormanda koruyabileceğine inandığımız için yavaş yavaş gözetimimizden uzaklaştırıyoruz. Böylece hem hayvanın hadım edilmesini önledik hem de doğal alanda büyümesini sağladık. İnsanlar bu ayıların yaşam sahasına girmiş. Burada ayı mı suçlu bizler mi? Ayıyla yaşamayı öğreneceğiz."

      İkisi de annesiz

      Cemal Gülas’ın peşinde dolaşan "Datvi", ormandan toplanan bitkilerle besleniyor. Annesi olmayan yavruya zaman zaman süt de içiren Gülas derede yakaladığı balıkları da onunla paylaşıyor. İkili oyun oynayıp birlikte dinleniyorlar. Berlin Hayvanat Bahçesi’nde yaşayan Knut da annesi tarafından terk edilince uyutulması gündeme gelmişti. Kamuoyunun tepkisi üzerine hayatı kurtulan Knut bugünlerde iyice büyüdü.
      Resimler
      • 3578109.jpg

        8.64 kB, 0×0, 1,811 defa görüntülendi
      "Can ile bizden eğer hoşnut ise Canımız.

      Cana minnettir O'nun kurbanı olsun Canımız.

      Canımı canan eğer isterse, minnet Canına.

      Can nedir ki, onu kurban etmeyem Cananım'a..."
      sayın hemşinli hanım bu haberi okuyun doğadan alınmadığını anlarsınız


      Yavru ayının en iyi arkadaşı kangal köpeği
      Muhammet KAÇAR DHA

      KAÇKAR dağlarında yaklaşık 3.5 ay önce bulunan ve doğa fotoğrafçısı Cemal Gülas’ın sahip çıkarak, Çamlıhemşin ilçesi Boğaziçi Köyü'ndeki evinde baktığı yavru ayı Datvi, 7 kilodan 87 kiloya ulaştı. Köyün ormanında yaşayan ve Gülas çağırdığında gelen Datvi, Gülas'ın 8 aylık Kangal köpeğiyle de dostluk kurdu. Kış uykusuna hazırlanan ve orman içinde kendine bir yuva yapan 8 aylık yavru ayı, yuvanın zeminine evden götürdüğü kumaş parçalarını yerleştirdi.
      Rize’nin Kaçkar dağlarında annesi avcılar tarafından vurulduğu sanılan yavru boz ayı 3.5 ay önce vatandaşlar tarafından bulunarak İl Çevre ve Orman Müdürlüğü ekiplerine teslim edildi. Bursa’daki ayı rehabilitasyon merkezine götürülerek kısırlaştırılması düşünülen yavru ayıya, ünlü doğa fotoğrafçısı ve gezgin Cemal Gülas sahip çıktı. Gülas, Çamlıhemşin ilçesi Boğaziçi Köyü'nde sarp bir tepede orman içine inşa ettiği evde yavru ayıyla birlikte yaşamaya başladı. 3.5 ay önce 7 kilo olan Datvi, aradan geçen sürede 80 kilo alıp 87 kiloya ulaştı. Boyu da 140 santimetreye ulaşan Datvi, Cemal Gülas’ın 8 aylık Sivas kangal cinsi Pars adlı köpeğiyle de arkadaşlık kurdu.

      KIŞ UYKUSU İÇİN YUVA HAZIRLADI
      Gülas’ın yanından ayrılmak istemeyen Datvi, arkadaşlık kurduğu Pars’la da aynı kaptan besleniyor. Kış uykusuna hazırlanan Datvi ormanlık alanda kendine özel bir yer yaptı. Yamacı kazarak kuyu açan Datvi, yuvasının zeminini de Gülas’ın evinden taşıdığı kumaş pardçalarıyla kapladı.
      Bu arada köylülerin de Datvi sayesinde ayı korkularını yenerek, bahçelerine kurdukları kapanları kaldırdıkları belirtildi. Gülas’la birlikte ağaca tırmanan Datvi kameralara da alıştı.

      GÜNDE 6 KİLO SÜT İÇİYOR
      Datvi’nin ilk geldiğinde günde 750 gram süt içtiğini şimdi ise bu miktarın günlük 6 kiloya çıktığını belirten Cemal Gülas şunları anlattı:
      “Günde dört kilo meyve tüketiyor. 1.5 kilo da et yiyor. Vahşi hayvanlar doğadan alındığı andan itibaren hem kendine hem bakanlara büyük sorumluluklar getiriyor. O nedenle hiçbir vahşi hayvan yavrusunun doğadan alınmaması gerekiyor. Datvi istisna. O doğadan alındıktan sonra bizim haberimiz oldu. Gürcüce’de ‘yavru ayı’ anlamına gelen Datvi adını ben verdim. Onu yeniden doğal yaşamına hazırlıyoruz. Karakteri ve davranışları gelişti. Buraya geldikten sonra yaklaşık 80 kilo aldı. Ormanda yavru ayılarla arkadaşlık kurdu. Ama ona rağmen hemcinslerini bırakıp burada kangal cinsi köpekle oynuyor.'' Hayvanların insanla tanıştıktan sonra doğal yaşamlarına kolayca adapte olamadıklarını da ifade eden Gülas, “Datvi civar köyleri geziyor. Onun sayesinde köylüler bahçelerde bulunan kapanları söktüler. Artık ayılara kötü davranmıyorlar. Her bir ayıyı Datvi olarak algılıyorlar. Ayıların vahşi olduğu fikri bizim beynimizde var. Bir köpekle bir ayı, bahçede sadece ortak müşterekleri ben olmam nedeniyle birlikte oturabiliyor, oynayabiliyorlar'' diye konuştu



      datvi ve pars (tıkla ve izle)...

      çaytv (tıkla ve izle)...

      DATVİ DEN HABER...

      Datvi ile kankardeşi olduk.Vahşi doğaya alıştırılmak isterken malesef pek
      başarılı olduğumuz söylenemez.Bunun nedeni çok enteresan.Aslında bu
      olay bize vahşi hayvanlarda öğrenmemiz gereken çok şey olduğunu
      öğretti.Datvi, sanki ayı postu giymiş bir çocuk gibi.İnsanlara yaklaştırmamaya çalışmamıza rağmen çocuk sesi duyduğu zaman hemen yanlarına gidip oyun oynamaya çalışması ve çocuklarında onu kırmamasıı
      bu çalışmayı biraz aksattı.Yani Datvi artık bizden biri.İnsanlarla dost olması aslında uzaktan bakınca hoş gibi ama şu anda boyu yetişkin bir insan kadar ve bir insandan 4 kat daha güçlü.Bu artık pek oyun oynanamayacağı anlamına geliyor ama o hala sürekli oyun istiyor.Şakacıktan bile bir tokadı bir kaç takla attırıyor.Umarım kısa bir zamanda bir çözüm bulabiliriz...Salih Gülas

      'Datvi'den zor veda'

      Doğada bakması için fotoğrafçı Cemal Gülas'a verilen yavru ayı 'Datvi', rehabilite amacıyla geri alındı. Datvi, Gülas'tan bir türlü ayrılamadı
      MUHAMMET KAÇAR Rize DHA

      RİZE Çamlıhemşin'de ormanda yaşamasına rağmen insanlardan kaçmayan ve sık sık fotoğraf sanatçısı Cemal Gülas'ın evine giden "Datvi" adlı yavru ayı, büyüdüğünde tehlike oluşturabileceği düşüncesiyle Bursa'daki Karacabey Ayı Rehabilitasyon Merkezi'ne götürüldü. İğneyle uyuşturulan "Datvi"nin, Gülas'ın yanından ayrılmak istememesi, duygusal görüntüler yarattı.
      KARACABEY'DEKİ merkezin hapishane olduğunu söyleyerek tartışan Gülas, sarıldığı 'Datvi'ye uyuşturucu iğne yapılmasına tanıklık etmemek için evine girdi. 'Datvi'nin "bir tür hapishanede ölümü bekleyeceğini" savunan Gülas, "İnsanlara yakınlığını engelleyemedik. Arkamızda 30 bin dönüm arazi var, şimdi Datvi'yi 50 ayıyla 5 dönüm arazide yaşatacaklar" dedi.
      Resimler
      • axyas03.jpg

        12.78 kB, 0×0, 8,312 defa görüntülendi
      Rehabilitasyon Merkezlerini Rehabilite Edelim
      Fotoğrafçı Cemal Gülas’ın evlat edindiği yavru ayının elinden alınmasıyla gündeme gelen Karacabey Rehabilitasyon Merkezi amacına hizmet etmemektedir.


      Kurulma amacı “bakıma muhtaç hayvanları rehabilite edip onları doğal hayata kazandırmak” olan merkez amaçlarına hizmet etmemektedir. Hayvanların barınma koşulları ve beslenmeleri merkezin amaçlarının aksine doğalarına aykırı bir hal almıştır.

      Biz doğa severler merkezin yenilenmesi, hayvanların doğal hayata gerçekten kazandırılabilecek reformlara gidilmesini talep ediyoruz.

      Datvi daha bebekken kaymakamlık tarafından Cemal Gülas’a emanet edildi. Yavru ayılar ormanda diğer erkek ayıların avıdır. Datvi erkek ayılara av olmayacak kadar büyüdü; artık kendi başına ormanda yaşayabilen... (hatta alınmasaydı inini tamamlayıp, kış uykusuna yatacaktı..) ergin sayılabilecek bir ayı.

      Rehabilitasyon Merkezi’ne götürülmesiyle doğal ortamından tamamen koparılan Datvi şimdi elektrik verilmiş tellerle kaplı “özel” kafesinden insanlardan uzaklaştırılmaya çalışmakta.

      Datvi kendi doğal ortamında olabilir ancak insanla bu kadar temas etmemesi gerektiğini savunan bu kurumun, kendi verilerine göre yazın günde 200 ziyaretçisi olduğu bilinmektedir.

      Ayrıca ayıların aylık bakım masraflarını Pro-Animale adlı bir Alman kuruluşun üstlendiği Merkez’de, ziyaretçilerin yanlarında karpuz, yemiş vb. Gıdalar getirerek hayvanları beslemeleri isteniyor.

      İnsanlarla sıcak bir iletişimin doğalarına aykırı oladuğunu iddia edilen ayıların bizzat Merkez sınırları dahilinde insanlarla sıcak ilişki kurmasında bi sakınca görülmemektedir.

      Orman Bakanlığı’na ait 5 hektarlık arazide 60 kadar ayının özgürce yaşayabilmesi için kurulan Merkez teller ve kafeslerle ayrılmış özgürlükten çok uzak bir yaşam alanıdır.

      Hayvanların insanlardan uzak olması gerekliliğinden savunup “Hayvanat Bahçesi” ya da “Sirk” gibi ziyarete açılmaları Merkez’in doğallığını sorgulatan nedenlerdendir.

      Sevcan Gülas
      DATVİYİ GİTMEDEN 10 GÜN ÖNCE GÖRMÜŞTÜM.

      YUMOŞ OLMUŞTU AMA FAZLA GÜÇLÜYDÜ VE İNSANLARDAN KORKMUYORDU. ONU DOĞASINDAN AYIRMAK HATA. EN BAŞINDAN ŞİMDİKİ YERİNDE OLMALIYDI. POGİNADA YAŞADIKTAN SONRA ŞİMDİKİ YERİNE ALIŞMASI ZOR OLACAK. İNSANLAR BİLE NELERE ALIŞIYOR. ALIŞIR. :(
      YUKAKAPİLİ

      Datvi Olsa Beni Bırakmazdı

      Rehabilitasyon merkezine götürülen yavru ayı Datvi'ye 7 ay bakan Cemal Gülas, "Datvi olsa bırakmazdı, kendimi suçlu hissediyorum" dedi.
      02 Aralık 2007 Pazar 18:20

      Rehabilitasyon merkezine götürülen yavru ayı Datvi'ye yedi ay bakan Cemal Gülas: "Gittiği yerden görüntüleri izleyince Datvi'yi gönderdiğime pişman oldum. O olsaydı beni bırakmazdı ama ben onun gitmesine izin verdiğim için kendimi suçlu hissediyorum"

      İlk defa motorlu bir araca 10 yaşında bindim. Benim genlerimin, hazırlanışımın, özlemlerimin temelinde doğa yatıyor. Benim lunaparkım doğaydı. Daha çocukken gelincik, çakal, ayı yavrularıyla oynayarak geçti hayatım. 40 yaşında şehre lanet edip doğaya dönmüş bir dedenin torunu olmanın keyfini sürdüm ve doğayla ilgili genlerimdeki arzu ta o zamandan kaldı."

      Bu sözler TRT'de "Zamanın Tanığı" adlı bir program yapan doğa belgeselcisi Cemal Gülas'a ait.

      Gülas bu hafta hemen hemen her gazetenin sayfalarında yer aldı. Nedeni henüz bir aylıkken yaban hayata hazırlaması için eline verilen, annesi avcılar tarafından vurulmuş yavru ayı Datvi'nin elinden alınması.
      Gülas'ı annesi gibi gören Datvi geçtiğimiz hafta Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından görevlendirilen Prof. Dr. Nilüfer Ertuğrul nezaretindeki ekip tarafından uyuşturucu iğne ile bayıltılarak kafese konuldu ve Karacabey Ayı Rehabilitasyon Merkezi'ne götürüldü.
      Rize'deki Boğaziçi köyünde yaşayan Gülas, Datvi'den ayrıldığı için çok üzgün. Onu bencilce yanında tutmak istediğinden değil, gittiği yerin bir nevi hayvan hapishanesi olduğunu düşündüğü için üzgün. Hikayesini dinlediğinizde siz de üzülüyorsunuz.

      Datvi'nin hikayesini anlatır mısınız? Siz mi onu buldunuz?

      Nisan ayında gazetede bir haber gördüm. Rize'de bir yavru boz ayı bulunmuş, Karacabey ayı barınağına gönderilecekmiş. Karacabey'le ilgili bilgiler benim kafamda hiçbir zaman rehabilitasyon merkezi düzeyinde olmadı. Orası zamanında dansçı ayılar için yapılmış ve yapıldığı gibi kalmış bir yer. Bundan dolayı bu hayvanın araziye bırakılabileceğini düşündüm.
      Bir vahşi hayvan bulunduktan hemen sonra araziye bırakılırsa, ebeveyni öldürülmemişse onu bulur ve yeniden hayatına devam eder. Ama ben haberi öğrendiğimde hayvan 10 gündür falan Rize Orman Bölge Müdürlüğü'ndeydi. Artık o dönemi geçmişti ve onu Karacabey'e göndermenin hesapları yapılıyordu. Hayvanın oraya götürülmesinin çok yanlış olacağını düşündüm. Çünkü Karacabey'e götürülen ayılar hadım ediliyor.

      Şöyle bir soru sormak lazım: Karacabey kurulduğundan bu yana kaç hayvanı rehabilite edip doğaya geri kazandırdı? Bu sorunun cevabı sıfır. Hiçbir hayvanı doğaya geri kazandırmadıysanız, burası topladığınız hayvanları insanlardan tecrit edip ölümü beklettiğiniz bir hapishane oluyor. O hayvanın o hapishaneye gitmesine gönlüm razı olmadığından Rize valimizi aradım. "Bir fırsatı varsa ne olur onu ilimizde tutalım" dedim. Gönüllü bir bakıcı olursa belki olabileceğini söyledi. Dedim ki "Ben bakacağım bu hayvana".
      İstanbul'dan kalkıp geldim, ayıyı bana teslim ettiler. Burada aşağı yukarı bugüne kadar insanın içine giremediği inanılmaz genişlikte, bir ucu Kaçkar Dağları'na, Erzurum sınırına kadar giden sonsuz ormanların, şelalelerin olduğu bir saha var. Biz hayvana burada bakmaya başladık.
      Sizin burada ahşap bir eviniz var, değil mi?
      Evet, evin işlerini yapacak birini arıyordum zaten. Ayı da buna vesile oldu. Bir adamı bu işe memur ettim. Bakıcı sadece sütünü içirebiliyordu hayvana tabii. Ben de devamlı yanına gidip ilgilendim onunla.

      İlk gün ve ilk gece nasıldı? Datvi içeride mi yattı?
      Bize getirilmeden önce 10 gün küçücük bir odada tutulmuş, hayatından ve o güne kadarki alışkanlıklarından kopmuş bir haldeydi. Geldiğinde, evin alt katının tamamını ona bıraktık. Yaklaşık bir hafta boyunca biz onu dışarıya alışsın diye kapıya koyuyorduk, o gündüz bile içeriye kaçıyordu. Onu dışarıya alıştırmak için hayvanı aldım, evin ilerisindeki boş araziye gittim. Bir hafta boyunca uyku tulumu dahi kullanmadan orada hayvanla yaşadım. Bir haftanın sonunda artık eve girmemeye başladı. Gelip sütünü içiyor, sonra kayboluyordu.

      "Biz balık avlasın diye götürdük ama o hep yüzdü"
      Beraber ne yapıyordunuz?
      Beraber ormanları geziyorduk. O gezdiğim yerlerde ya o beni buluyordu ya ben onu buluyordum, yani karşılaşıyorduk bir şekilde. Beni ebeveyni gibi görüyordu ve bu ebeveynlik şu ana kadar sürdü. Bir ayı iki buçuk yaşına kadar süt emmeye devam eder.

      Hâlâ sadece süt mü içiyor?
      Hayır ama süt içmeye devam ediyor. Sütün dışında her şeyi kendiliğinden arazide bulup yemesi için her türlü öncülüğü yaptık.

      Ne yaptınız?
      İnsanın da yiyebileceği meyveleri önce ben yedim. Ayı taklit yeteneği gelişmiş bir hayvandır. Beni taklit etti. O yiyeceklerin yendiğini görünce de süte bağımlılığı azaldı. Mesela günde dört-beş kez süt içen hayvan bazen günde bir kere süt içti; bazen hiç içmedi.

      Neler yiyordu?
      Yabanmersininden tutun karayemişe kadar bir sürü meyve var. Yaşadığımız yer gerçekten bir doğal saha.

      Et yemiyor muydu?
      Ayılar insanın yediği her şeyi yer. Et de bunlardan biridir. Ama ayılar etobur değildir, daha ziyade otoburdur. Biz pek et yedirmedik. Ama biz et yedirmememize rağmen kuş avlayıp yediğini, toprağı kazıp solucan yediğini gördüm. Kendi yediklerini araziden bulabiliyordu ama biz ona avlanmayı öğretemedik.
      Yine de genlerinde avlanmaya yakınlık var. Ayılar somon balığı yediği için ona balık tutmayı öğretmeye çalıştık. O yüzden yüzmeyi çok sevdi. Biz balık tutmaya diye götürdük ama o hep yüzdü, ömrü şelalelerde yüzerek geçmeye başladı.

      "Çok özür dilerim insanlardan, ayı olamadığım için"
      Sizi annesi gibi mi algılıyordu?
      Anne olarak beni görüyordu. İki buçuk-üç yıl anne nezaretinde yaşıyor normalde. Annesi olmayınca onu doyuran, onun mizacına en yakın davranan insanı örnek alıyor mecburen. Bunu bildiğimden ben de mümkün olduğu kadar arazide onunla onun gibi yaşamaya çalıştım. Ama çok özür dilerim insanlardan, ayı olamadım; keşke ayı olsaydım. Bugün insan olmaktansa ayı olmayı tercih ederim. Bir avcı kurşununa denk gelmeme koşuluyla...

      Hangi evcil hayvana benzetebiliriz onu? Bir köpek gibi miydi?
      İnsana benziyor. Dört yaşındaki bir çocuğa benziyor. Dört yaşındaki bir çocuğun gösterdiği bütün zeka belirtilerini gösteriyor. Beni anlayabiliyor. "Yapma, hayır" dediğim şeyi yapmıyor. Datvi'yi almaya gelen hanıma göre bu bir suç ama ne yapayım, ben ayıca bilmediğimden kendi dilimle "hayır"ı öğretmek zorunda kaldım.

      Niye bu bir suç olsun?
      Çünkü bu şekilde insana alışıyormuş.

      Datvi'yle aranızda nasıl bir bağ oluştu?
      Bir seyahatten dönüp şehre ulaşır ulaşmaz ilk önce sevdiğiniz insanı, çocuğunuzu vs. görmek istersiniz. Datvi başka hiç kimse için aynı şeyi yapmazdı ama ben dünyanın neresinden evime geri dönersem döneyim... Bazen genellikle sabaha karşı ya da gece yarısı... Kapıdan girdikten yarım saat sonra Datvi gelip kapıyı çalmaya başlıyordu. Aramızda böyle bir bağ vardı. Gelince sarılıyor, kafasını boynumun arasına sokuyordu; hatta bazen böyle uykuya daldığımız oluyordu.
      Şimdi bu hayvanın sorumluluğu Karacabey'dekilere geçti -ki geçmesi gerekiyor. Bu onların işi, ben fotoğrafçıyım, benim işim bir ayıya annelik etmek değildi. Şimdi ısrarla beklediğim şey bu hayvanın rehabilite edilip doğaya kazındırılması.

      "Egom için Datvi'yi bahçemde görmek beni mutlu etmez"
      Siz de mutlaka Datvi'ye bağlandınız...
      Bu şuna benzer: Ben bülbülü çok seviyorum, sesini de çok seviyorum, alıp bir kafese koyayım. Böyle bir arzu taşımıyorum. Bülbülü ormanda dinlemeyi seviyorum. Seçimim Datvi'nin ormanda gerçekten mutlu olması. Bunu bildiğim an mutluyum. Yoksa kendi egolarım için onu bahçede görmek beni mutlu etmez. O yüzden onu gelen yetkili kişilere teslim ettim. Yoksa giderdim ormana, ne Datvi'yi bulabilirlerdi ne de beni. Ama gereken bu değildi.

      O gün gelip Datvi'yi alma nedenleri ne? Birileri şikayet mi etmiş?
      Bu hayvan büyüdükçe etrafındaki insanları bizim gibi algılayacak. İnsanlardan çok kendisinin risk altında olacağını söylediler. Bunda da haklı olabilirler. Çünkü her insan Datvi'yi bizim gibi algılamayacak. Ayı gözüyle görüp ona zarar verebilirler.
      Ayı kaçmayınca ayıyla onu tanımayan insan arasında sorun olabilir. Gerçi biz bunu bir ölçüde aştık. Çıkan haberler sayesinde böyle bir ayının varlığı bölgede bilindi. Bir keresinde siyah bir araç bizim evin önünden geçip gitmiş. Gelenler İsrailli turistlermiş. Araç benim arabama çok benzediği için Datvi peşinden ilçeye kadar gitmiş. "Bu adam geldi, nerede?" diye bütün siyah arabaların içine bakıyormuş. Bahsettiğim yer yaklaşık 11 kilometre uzakta. Oradan tekrar benim yaşadığım yere doğru kovmuşlar hayvanı.

      pazar53.com
      Resimler
      • Datvi Olsa Beni Býrakmazdý.jpg

        11.52 kB, 0×0, 1,553 defa görüntülendi
      Ben Değil Biz Varız
      Naci KOBAL 2000

      Gittiği gece, onunla daha önce yattığımız yerde uyudum"

      Datvi elinizden nasıl alındı?
      İnsanlar geldiği andan itibaren Datvi ağlamaya başladı, ayaklarıma sarıldı. Bir kere o kalabalığın ne olduğuna anlam veremedi. Bundan önce de onu götürmeye kalkmışlardı. Götürmek isteyenlere müthiş sorun çıkarmıştı; biz de müdahale ederek geri dönmesini sağlamıştık. Ama şimdi çok büyüdüğünü ve başka insanlara zarar vereceğini iddia ediyorlar. O önceki sahneyi bir daha yaşamak istemediğimden onu gelenlerle baş başa bırakıp içeri çekildim.

      O akşam ne yaptınız?
      Dolunay vardı, uyku tulumumu alıp onunla daha önce yattığımız yerde uyudum. Yapacak başka bir şey yoktu. TV'de onun gittiği yerden görüntüleri izleyince gönderdiğime pişman oldum. Rehabilitasyon merkezi diye onu hapishane gibi bir yere tıkmış olmalarını hazmedemiyorum. O olsaydı beni bırakmazdı ama ben onun gitmesine izin verdiğim için kendimi suçlu hissediyorum.

      Onu görmeye gidecek misiniz?
      Oraya gitmek istemiyorum ama doğru bir rehabilitasyon merkezi kurulursa niye olmasın?

      "Köpeğim Pars benden daha üzgün çünkü Datvi onun oyun arkadaşıydı"

      Başka bir hayvan besliyor musunuz?
      Bir Kangal köpeğim var. Datvi'yle beraber büyüdüler. Datvi gittikten sonra birileri köpeğimi vurdu. Kapıya vurulmuş olarak geldi ve Datvi gitti diye iki gözü iki çeşme ağlıyordu. Pars benden çok üzüldü çünkü onun oyun arkadaşıydı. Yakınımızda başka ayılar da var, Datvi onlarla da oynuyordu ama Pars'la oynamayı daha çok seviyordu.

      Siz Datvi'yle oynuyor muydunuz?
      Karşılaştığımızda onunla oynamamak, sarmaş dolaş olmamak mümkün değildi. Birlikte ağaca çıkıyorduk. Ya da ikimiz de ormanda koşup bir yerden yukarı çıkıyorduk. O çıkamadığı zaman sinirleniyordu.

      Kanun ne diyor?

      4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu'nun 2'nci ve 4'üncü maddeleri; kapan, tuzakla avlanmayı, av ve yaban hayvanlarını canlı olarak yakalamayı, yavrularını ve yumurtalarını toplamayı yasaklıyor. Merkez Av Komisyonu (MAK) kararının 11'nci maddesinin (f), (i) ve (l) fıkralarında da doğadan alınan herhangi bir türün, evlerde ve işyerlerinde veya özel arazilerinde alıkonulması ve bulundurulmasının yasak olduğu belirtiliyor.

      pazar53.com
      Resimler
      • Dost.jpg

        12.84 kB, 0×0, 1,424 defa görüntülendi
      Ben Değil Biz Varız
      Naci KOBAL 2000
      Bir haber de Bursa Karacabey'den...(SEDAT AÇIL- gezenbilir.com )

      Barınak Karacabey - Boğazköy (Plaj) yolu üzerinde. Karacabey'e yaklaşık 30 km mesafede bulunuyor. Yoğun yerleşim birimlerinden oldukça uzak olsa da bu soğuk günde bile birçok ziyaretçi vardı merkezde. İlk etapta fotoğraf çekmemize "olur" dediler ama makinayı görünce ve direkt Datvi'ye yönelince fotoğraf çekmememiz için uyardılar, o yüzden fotoğraflar biraz stres altında çekildi.



      Öncelikle şunu söylemeliyim ki oradaki ayıların birçoğu zamanında çingenelerin elinden kurtarılmış ve rahata kavuşmuş hayvanlar. Diğer kısmı ise köylülerin DKMP (Doğa Koruma ve Milli Parklar) Müdürlüğü'ne "bunlar bahçemize giriyor gelin bunları alın yoksa vuracağızz" demesiyle toplanarak merkeze getirilmiş.

      Ayrıca genel olarak rehabilite merkezinden çok bir huzur evi görünümünde. Ayıların beslenmesine özen gösteriliyor. Taze meyve-sebze yiyebilmeleri için soğuk hava deposu bile var. Ancak 110 dönümlük barınağın ne kadarlık kısmının kullanıldığı anlayamadım zira neredeyse tüm ayılar ziyaretçilerin alındığı ve merkez binasının çevresindeydi.




      Datvi'ye gelince şu anda tüm ayılardan ayrı olarak yaklaşık 50-100 m2 civarında bir kafeste tutuluyor. Gözlemlediğim kadarıyla kafesinde igloo tarzında inşa edilmiş taştan bir in ve bir havuzu var. Hemen yanında tellerle ayrılmış olarak 2-3 yavru ayı daha vardı. Diğer tüm ayılar yavru ayıların bulunduğu kısımdan uzakta ve birbirlerini görmüyorlar. Datvi'nin bulunduğu kısıma yaklaşınca sakin sakin yerde yatan hayvan birden tepki verdi ve kafesin kapısına doğru koştu ve tıpkı bir çocuk gibi ağlamaya başladı. İnsanlar orada durdukça da ağlamasına devam etti. İlginçti...




      Bakıcılara neden ayrıldığını ve ağladığını sorduk;
      Henüz merkeze yeni getirildiği için alışması gerekteğini, alıştıktan sonra diğerleriyle beraber yaşamaya başlayacağını söylediler. Ağlaması ile ilgili olarak insanlara alışık olması nedeniyle her insan gördüğünde bu hareketi yaptığını söylediler. Bu yüzden kendileri de bu bölüme pek yaklaşmamaya çalıştıklarını söylediler. Ama bu kadar ziyaretçisi olan bir barınakta insana alışmaması imkansız gibi geliyor.

      Sonuç olarak merkezin çok iyi amaçlara hizmet etmek adına açıldığı belli ve diğer ayıların dışarda çektikleri eziyetten sonra buradaki rahat durumları insanı sevindiriyor. Merkez konumu itibariyle doğayla içiçe ama Datvi'nin Karadeniz dağlarındaki durumu insanın aklına geldikçe burasının onun için bir "rehabilite merkezi" olması çok güç görünüyor.


      HEBER için Sedat AÇIL a ve gezenbilir.com a teşekkürler..
      ŞU KAPININ ÖNÜNDE MUTSUZ HALDE OTURUŞU YOKMU... ÇOK ÜZÜLÜYORUM YA..DATVİ İÇİN EN İYİ OLANI GERÇEKLEŞİR İNŞALLAH..

      BELKİ DUYMUŞSUNUZDUR BİR PROJE VAR, RİZE DE REHABİLİTASYON MERKEZİ KURULMASI DÜŞÜNÜLÜYOR..

      YÖRE SAKİNLERİNİ RHATSIZ ETMEYECEK ŞEKİLDE KURULURSA BENCE NEDEN OLMASIN?

      BİZİM YÖREDEN DAHA DOĞAL I VARMI? VARSA DA BU KARACABEY REHABİLİTASYON MERKEZİ OLMADIĞI KESİN..

      DATVİ ESAS ORDAN ÇIKARTILIP TEKRAR POGİNA DA REHABİLİTE EDİLMELİ..KENDİ "EV"İNDE..
      CEMAL GÜLASIN ŞU ROPÖRTAJINI OKURKEN GÖZLERİM DOLDU..

      ŞUNU SÖYLEYEBİLİRİZ Kİ DATVİ RESİMLERDE NE DURUMDA OLDUĞUNU ANLATMIŞ.Hayvanların duyguları insanlarınkinden daha hassas o gittiği yerde hüznü yansıtmış hareketlerine.İnsanın bağırıp çağırası ağlayası geliyo.Devletimiz bu kadar işte ilgileri ,alakaları ,güçleri bunlara yetiyo o kadar şey göz ardı edilip ordaki hayvanı gelip görüp dert ediyolarsa rezilliklerine rezillik ekliyorlar.


      DİYCEK BİŞEY YOK ASLINDA KANUNLARI SİPER ALIP ..........................
      .
      Arkadaşlar hepimiz hayvanları seviyoruz ama acaba gerçekleri görebiliyor muyuz?

      Karadeniz'de Rize ve Artvin'de bildiğim 2 tür ayı vardır. Etçil ve otçul ayılar. Otçul ayılar Hemşin'de daha çok olup sebze, meyve ve bal ile beslenirler. Artvin tarafında ise daha çok etçil ayılar bulunur ki geçtiğimiz yıllarda Artivin'de 2 tane öğretmen bu ayıların saldırısına uğrayarak ölmüştür. Yine Artvin'de bazı akrabalarımın da ayı saldırısına uğradığını biliyorum. Bu bilgilerim yanlış olabilir. Ama bana anlatan da bu konuyu iyi bilen bir hemşerimizdir. Datvi Artvin'de yakalandı. Bu sebeple önce hangi tür ayı olduğu tespit edilmelidir.
      Datvi şu anda yavrudur ve her yavru canlı gibi zararsız ve sevimlidir. Ancak büydüğünde durum ne olacak? Bunu hiç düşündünüz mü?
      Özellikle beslenme ihtiyacını insanlardan karşılaması o bölgede yaşayan insanlar için büyük bir tehlike demektir. Bildiğim kadar ile Cemal Kardeşimizin tüm gayretine rağmen Datvi kendi kendini doyurma melekesini de kazanamamıştır. Yani yaşadığı müddetçe insanlara bağımlı yaşamak zorundadır.
      Bence en mantıklı teklifi yine Cemal Gülas yaptı. Hemşin'de uygun bir bölge bu tür hayvanlar için barınak olarak hazırlanabilir. Ben Bursa'daki götürüldüğü yeri görmedim ama Bursa Hayvanat Bahçesini gördüm. Datvi için bence çok uygun bir yer.
      Ayılar için birkaç dönümlük bir yer ayrılmış. İçerisinde hemen her şey var. Hatta içerisine bir tane göl bile var. Belki Pogina'daki kadar güzel bir ortam olmasa da bence güzel bir yerdir.
      Hala tanımamışlar / Hemşin'deki BİZ'leri / Hemşin temizleleyecek / İçindeki TİZ'leri...