Sabit 19 Mayis Gençlik Ve Spor Bayramimiz Kutlu Olsun..!

      19 Mayis Gençlik Ve Spor Bayramimiz Kutlu Olsun..!

      ATATÜRK'Ü..TÜRK MİLLETİNİ..TÜRK GENÇLERİNİ

      YOK SAYARAK..

      EZEREK

      MİLLİ BAYRAMLARIMIZI DEĞİL ..

      TERÖRÜ ENGELLEYİN..!
      Resimler
      • 19 mayıs.jpg

        102.32 kB, 0×0, 2,300 defa görüntülendi
      Zaman su gibi hayatımızdan parçalarıda önüne katıp..akıp gider.
      Zamanımızı biz..bizi,bizim sevdiklerimiz..bizi sevemeyenler harcar.
      NAZAN T:
      Yeni bir 19 Mayıs
      Zülfü Livaneli - zlivaneli@gazetevatan.com
      Zülfü Livaneli
      Bu yıl 19 Mayıs’ı iki ayrı kentte, iki büyük konserle kutladık. (Bu yorucu tempodan dolayı konuyla ilgili yazı bile yazamadım.)

      18 Mayıs’ta İzmir’de, 19 Mayıs’ta ise İstanbul’da Maltepe Stadyumu’nda verdiğimiz konserlere katılan on binlerce kişiyle ilgili bir gözlemimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

      Coşku ve direniş artıyor.

      Kurtuluş Savaşı’nı, Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını unutturma çabaları arttıkça, buna direnen kitlelerin kararlılığı da yükseliyor.

      Gözle görülebilir bir gerçek bu.

      Diğer törenleri görmedim ama iki konsere gelen aydınlık insanların coşkusunu ve heyecanını anlatacak kelime bulmakta zorlanıyorum. TV’lerden izlediğim kadarıyla, her yerde böyle olmuş.

      Yeni bir ruh, yeni bir hava var.

      Bu da çok doğal.


      Çünkü hangi ülke kendi kurucularını, hayatı cephede geçmiş kahramanlarını unutabilir?

      Ya da soruyu şöyle sorayım:

      Hayatını ülkenin kuruluşu için harcamış kurucu liderlerine kötülük eden, onun anısını kirletmek isteyen bir halka ne denir?

      Böyle bir ahlak olabilir mi?


      Bugünlerde bir sürü “aklıevvel”in ekranlara çıkıp Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’ndaki rolünü küçültmeye çalıştıklarını görüyorum.

      Mustafa Kemal Atatürk ne yapmış?

      Dağılan, çöken bir imparatorluğu kurtarmaya çalışan bir subay olarak Balkanlar’da, Libya’da, Çanakkale’de, Suriye’de çarpışmış; cepheden cepheye koşmuş, yaralanmış, hastalanmış ama yılmamış.

      Arkadaşları onu kendilerine lider seçmişler. Askeri yeteneği yanında, çok ender rastlanan siyasi dehasıyla bu ülkenin kuruluşunu gerçekleştirmiş.

      Unutmayın: Eğer bugün Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakan, vekil, gazeteci, akademisyenseniz, o kurucu atalar sayesinde bu mevkilerdesiniz.

      19 Mayıs, sizin de varlığınızı borçlu olduğunuz bir hareketin başlangıç günü.


      Keşke “Üç Kutuplu Türkiye”de bu günün önemini herkes anlasa.

      Bu memleketin toprağını, dinini, dilini kurtaran bir mücadelenin başlangıç noktasını küçümsemek, bizzat kendi dedenize ihanet anlamına gelmez mi?


      Sivil 19 Mayıs törenlerine coşkuyla katılanlar arasında ne kadar inançlı insan var, hiç düşündünüz mü?

      Bu ülkede cuma namazına giden Atatürkçülerin sayısı sandığınızdan çok ama çok daha fazla.

      Hem Amerikalılar 4 Temmuz’u, Fransızlar 14 Temmuz’u kutlamıyor mu?

      Hangi Amerikalı George Washington’ın heykeline saldırıyor, hangi Fransız aydını Charles De Gaulle havaalanının adı değişsin diye kampanya yapıyor?

      Her ülkenin bayramları, anma günleri var.

      Ortak kurtuluşumuza siyaset bulaştırmamak gerekir. Çünkü 19 Mayıs 74 milyonun bayramıdır. Dedeleri “Kurtuluş” için omuz omuza çarpışan her kökenden, her partiden insanımızın bayramı.

      Bir halkın, bayram günlerinde kurucu liderinin heykeline çiçek bırakmasını engellemek hangi aklın eseri?

      ***


      Bence bu 19 Mayıs, eserini gençliğe emanet etmiş olan Atatürk’ün isteğine daha da yaklaştı.

      Çünkü halk ve gençlik, tamamen sivil girişimlerle, gönülden kutladılar bayramlarını.

      Askeri dönemlerde bir formalite olarak algılanan 19 Mayıs, artık bir halk bayramına dönüştü.

      Giderek daha da büyüyecek bir halk bayramına.


      Ve ilk kez “Bayramınız kutlu olsun!” mesajları geldi.
      Bekir Coşkun
      bcoskun@cumhuriyet.com.tr

      Uykudan Uyanır Gibi...


      Yeni türkü buldum, kendime göre, dilimde dolanıp dururum:

      “Ne yazarsın, ne çizersin

      Yollar ırak der geçersin

      Gel desem de gelemezsin

      Yüzünü göster bari

      Bayramdan bayrama...”

      *

      Dönüp iyi bakın bu 19 Mayıs bayramına...

      Bir:

      Bıçak kemiğe dayandı...

      İnsanların söyleyecek, haykıracak çok sözleri var... Endişe ve korku, yerini artık tepkiye ve cesarete bıraktı.

      Tek silahları vardı, alıp çıktılar yüreklerini...

      *

      İki:

      Bir siyasi parti, bir sivil toplum örgütü ya da bir yönlendirme olmasa da insanlar kendi aralarında haberleşip, örgütlenip, el ele vererek seslerini yükseltmeyi denediler...

      Başarıldı...

      Artık kaldı mı iktidarın “Ergenekon işi” bahanesi?..

      *

      Üç:

      Artık hiçbir şey eskisi gibi değil ortak...

      On yıldan bu yana ilk kez iktidar karşısında; demokrasiyi, hukuku, laik çağdaş memleketini, çocuğunun geleceğini, ülkesinin karartılmamasını isteyen kitleler gördü...

      Az buz değildi...

      Dört bir yanda, aynı anda...

      Evet, nehir gibiydi...

      *

      Dört:

      Muhalefet de dönüp iyi bakmalı...

      Yüreği şişmiş, sabrı tükenmiş, gözleri dolmuş, bir yol, bir çare, bir çözüm, bir çıkış arayan milyonlar işte oradaydı...

      “Atatürk yolundan başka yol yok” dediler size...

      Din sömürüsüne özenmek, din tüccarına benzemek, cehaletin kafasına göre değişmek... Cumhuriyetin aydınlanma devrimlerinden başka bir yön aramak gerekmiyormuş demek...

      *

      Türküm dilimde kaç gündür...

      “Ne yazarsın, ne çizersin

      Yollar ırak der geçersin...”

      Elinde bayrağı, yakasında Mustafa Kemal’i, meydanlarda dolu gözlerle yürüyenleri görmediniz mi?

      Hiç de ırak değilmiş yolları...

      Ovaladı gözlerini Cumhuriyet sevdası olanlar...

      Uykudan uyanır gibi...

      22 Mayıs 2012 - Cumhuriyet

      19 Mayıs Bayramınız Kutlu Olsun


      Zülfü Livaneli'den:


      19 Mayıs 1919’un gerçek anlamı

      Geçenlerde “Tarihçilerin Kutbu” saygıdeğer Profesör Halil İnalcık hocamız, beni bir yemekte ağırlamak nezaketini göstermiş ve birkaç saat boyunca bir fikir ve bilgi ziyafeti vermişti.

      Tarihe, Profesör Gadamer gibi metinleri yorumlayarak (hermeneutic metoduyla) yaklaşmayı bilen hocamız, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla ilgili çok önemli bir özetleme yaptı.

      İmparatorluğun başının iyice derde girdiği ve batış tehlikesinin ortaya çıktığı dönemde, kurtuluş çareleri arayan üç ana grup ve üç ana fikirden söz etti.

      Hocamıza göre o dönemde Sultan Vahidettin, İngilizler tarafından “Hilafete ihtiyacımız var. Sizin tacınızı ve tahtınızı güvence altına alacağız” sözleriyle ikna edilmiş ve tahtını kaybetmeyeceğine inandırılmıştı.

      İkinci grup ve tez İttihat-Terakki kadrolarının öne sürdüğü hem padişahlık ve hilafet kurumunu koruyan hem de imparatorluğu oluşturan ve o dönemde “anasır” diye anılan bütün halkları bir arada tutmaya çalışan bir modele dayanıyordu. Yani imparatorluğun devamı yönünde çaba göstermek istiyorlardı.

      Üçüncü görüş ise Mustafa Kemal ve arkadaşlarına aitti. Mustafa Kemal, imparatorluğu oluşturan değişik halkların birbiri ardına bağımsızlıklarını ilan ederek kendi “ulus-devlet”lerini kurduğu gerçeğinden hareketle, bizim de kendimize bir ulus-devlet oluşturmaktan başka bir çaremiz kalmadığı görüşündeydi.

      Bugün geriye doğru baktığımız zaman en gerçekçi çözümü Mustafa Kemal’in bulduğu görülüyor.

      Çünkü padişah kandırılıyordu,

      İttihat-Terakki gerçeklerle bağdaşmayan hayallerle uğraşıyordu.

      Mustafa Kemal ise duruma büyük bir gerçekçilikle bakabilmiş ve imparatorlukların yerini ulus-devletlerin aldığı bir ortamda, “zamanın ruhu”nu okuyabilmiş bir zekâydı.


      19 Mayıs’ta Samsun’a çıkma ve Anadolu’ya geçerek direniş hareketlerini bir çatı altında toplama gayretinin altında yatan çözümleme buydu.

      Ve dikkat edilirse bu büyük kurtuluş mücadelesine, Türklerle birlikte Çerkezler’in, Kürtler’in, Lazlar’ın, Aleviler’in, Sünniler’in katılmasına, ortak bir cephe oluşturlmasına çok dikkat etmişti.


      ***


      Bugün “zamanın ruhu” farklı. Ulus-devlet kavramına bakış da değişti ama kelime olarak kökünü Yunan mitolojisinde tanrılarla insanlar arasında iletişim kuran Hermes’ten alan hermenotik yaklaşım, tarihi, yaşandığı dönemin zihniyeti, koşulları ve değer yargıları üzerinden yorumlamamızı gerekli kılıyor.

      Halil hocamızın yaptığı değerli analiz de buna iyi bir örnek.


      Bu düşünceler ışığında 19 Mayıs bayramınız kutlu olsun.
      Yılmaz Özdil: 19 Mayıs

      hurriyet.com.tr/yazarlar/23317621.asp

      Ali Şamil.

      1 metre 10 santimdi.


      Enver paşaya hediye edilmişti.
      Köle gibi.
      Zoraki “soytarı” yaptılar onu…
      Garip garip kıyafetler giydirdiler.
      Kadınları çocukları falan güldürdü.
      Birinci dünya savaşında çarşı karışınca, Enver paşa apar topar İstanbul’dan ayrıldı, biraz da onları eğlendirsin diye Vahdettin’in kızı Ulviye Sultan’ın sarayına verdi Ali Şamil’i… Sultan’ın eşi İsmail Hakkı bey mert adamdı, tavla arkadaşı yaptı bu küçük insanı, ezdirmedi, alay ettirmedi, kolladı. Gel zaman git zaman… Milli mücadele başladı. Yurtseverler Anadolu’ya akıyordu. Padişah’ın damadı İsmail Hakkı bey de, onlardan biriydi. Eşinden bile gizlemek zorunda olduğu niyetini Ali Şamil’e çıtlatmıştı, güya vedalaşmak için… Pişman oldu. Çünkü, kocaman yürekli küçük insan, alenen tehdit etmişti, ya beni de götürürsün, ya da niyetini Sultan’a anlatır, senin gidişini de engellerim! Kuştüyü yataklarını, bi kuşsütü eksik mutfaklarını geride bırakıp, sahte kimlikler, köylü kıyafetleriyle maceraya atıldılar, işgal kontrollerini aşıp, Adapazarı üzerinden Ankara’ya ulaştılar. Haberi vardı Mustafa Kemal’in… Çağırdı. Gittiler. Hayatımın en unutulmaz akşamıydı dediği akşamı yaşadı Ali Şamil… Mustafa Kemal’le kadeh tokuşturdu. Sonra, üç sene, İsmail Hakkı bey nereye, Ali Şamil oraya, kah su taşıma, kah telgraf, kah boyu kadar tüfek, elinden ne geliyorsa ama, hep cephede… Kelle koltukta yaşadı, İzmir’e girenlerin hemen arkasındaydı. O göğsünde sallanan, İstiklal Madalyası.


      *

      Nedir dersen…
      Günümüzün gönüllü
      soytarıları kavrayamaz.
      Bu ruhtur, 19 Mayıs.


      *

      Ve, Osmanlı’da “gülünen” Ali Şamil, Cumhuriyet’te “Güler” soyadını aldı. 9 Eylül’de girdiği İzmir’den ayrılmak istemedi, Basmane garında memur yaptılar onu, neticede vade doldu, rahmetli oldu, Kokluca’da yatıyor.

      *

      Rahat uyu, aslan yürekli cüce.
      Görecekler bugün gene…

      Boyundan bosundan utanmayanlardan ibaret değildir bu ülke.

      Hürriyet

      19 Mayıs’ın önemi ve anlamı

      Yalçın Bazer'den

      19 Mayıs’ın önemi ve anlamı

      ULUSAL egemenliğe, ulusal bağımsızlığa, ulusal dile, ulusal dayanışmaya, ulusal birlik ve beraberliğe, ulusal onura, ulusal ekonomiye, ulusal eğitim-öğretime ve halka dayalı ve halk mayalı Türkiye Cumhuriyeti’ne giden tüm yolların çıkış noktası, Mustafa Kemal’in 19 Mayıs’taki kutsal eylemidir.


      Devamını okumak için lütfen aşağıdaki link'i tıklayınız :

      hurriyet.com.tr/yazarlar/23319273.asp?yazarid=42
      Ali Sirmen' den- Cumhuriyet-

      19 Mayıs Ulusalcılığı

      Sevgili,
      Bugün, evde değil, Eskişehir’de olacağım. Ama yola çıkmadan önce, evin çoktan bayraklarla donatılmış olan sokağa bakan yatak odası balkonuna bayrağımı astım bile.
      Eh ne de olsa serde ulusalcılık var!
      Benim ulusalcılığım da üzerine afiyet bilhassa 19 Mayıs günleri depreşir.
      Malum şimdilerde, ulusalcılık ayıp, ayıbın ötesinde faşizm gibi bir illet, dahası bir insanlık suçu neredeyse vatan ihaneti oldu.
      İşgalci emperyalizme karşı ayaklanma bayrağını açarak, kendi ulus devletini oluşturmuş bir toplumda, ulusalcılığın neden suçlandığını çok iyi anlıyorum.
      Suçlayanlarla arkalarındaki güçleri anlıyorum da, sinenleri bir türlü anlayamıyorum.
      19 Mayıs ulusalcılığının ne olduğunu göğsünü gererek anlatmak gerek.
      19 Mayıs bir kişisel destanın değil, toplumsal antiemperyalist direnişin simgesidir.
      19 Mayıs kişisel ikbale değil, ulusal iradenin açıklanmasına giden yolun başlangıcı.
      19 Mayıs boyun eğmeyip, başkaldıran bir antiemperyalist direnişin öyküsü.
      19 Mayıs, bir ırkın, bir mezhebin, bir kabilenin diğerlerine egemenliğinin değil, toplumsal dayanışmanın cumhuriyetle taçlandığı sürecin başlangıç noktası.


      ***

      19 Mayıs ulusalcılığı antiemperyalist güçlerin, ancak birlikte yaşama iradesi olan ve bunu izhar eden insanların bir arada yaşamalarını, ortak bir geleceğe yönelmelerini öngören, zaruri değil, iradi bir birlikteliğin ürünü olan bir ulus devletin ilk adımı.
      19 Mayıs ulusalcılığında antiemperyalizm de var, antifeodalizm de.
      Ama 19 Mayıs ulusalcılığında, ırkçılığa, etnik baskıcılığa yer yok.
      19 Mayıs ulusçusu kendi birimini oluşturan bütünlüğün “Her gün yenilenen bir plebisit olduğunun bilincinde, ancak birlikte yaşama arzusu var olduğu sürece ayakta kalabileceğinin farkındadır. 19 Mayıs ulusalcısı, kimseye sen benimle aynı ırktansın aynı dildensin, demek ki aynı millettensin” demez, diyemez, çünkü bilir ki, ulusu oluşturan faktörler bunlar değil, bir arada yaşama ve ortak geleceğe yönelme iradesinden başka bir şey değildir.
      19 Mayıs ulusalcısı bilir ki, zorla demokratik ulus devlet kurulmaz. Ama o aynı zamanda bilir ki, hakların, vatandaş temelinde değil, etnik bazda dağıtıldığı çağdaş bir devlet olamaz, olamamıştır, oluşturmak istendiyse de yaşatılamamıştır.


      ***

      Evet bugün 19 Mayıs.
      Bütün bağımsızlıkçılar, bütün milli iradenin üstünlüğüne inananlar, bütün antiemperyalistler, bütün demokratlar, sosyalistler bayraklarını onurla asarlar.
      Çünkü onların bayrakları mutabakatı simgeler.
      Çünkü onlar şunu söylerler:
      Bayrağı bayrak yapan mutabakattır/ Toprak eğer üstünde hür iradesiyle yaşayan varsa vatandır.
      Bugün 19 Mayıs.
      Sevgili, 19 Mayıs’a sahip çık! 19 Mayıs ulusalcılığını kavra! Suçlayana karşı savun!
      Onu faşistlikle karıştırmak isteyenlerin maskesini düşür!
      Ben 19 Mayıs 1919’da emperyalizme karşı Samsun’da açılan bayrağımı dünden astım.
      Sen de eğer unuttuysan, şimdi hemen as!

      19 Mayıs 2013 - Cumhuriyet