Hayreddin-i Tokâdî (K.S) Hazretleri

      Hayreddin-i Tokâdî (K.S) Hazretleri

      Tarikatı aliyyeden Halvetiye'de mukaddes feyiz zincirinin mübarek

      halkalarından birini teşkil eden ve aynı tarikatın büyük mürşidlerinden

      olan, aynı zamanda bu eserin meydana getirilmesinde himmet ve

      delâletleri bulunan Şeyh Hayreddîn-i Tokadı (K.S.) Hazretleri, çelebi

      Halife diye bilinen, zamanının kutbu ve ârifibillâh-ı Şeyh Muhammed

      Cemalüddin-i Halveti (K.S.) Hazretlerinin yetiştirip, irfan ve tasavvuf

      âlemine hediye ettiği, Güzel Anadolunun manevî zenginliğini meydana

      getiren büyük velilerden birisidir.

      Temiz soy ve nesebi Büyük Müfessir Fahri Razi'ye uzanan ve asil

      soyundan nice arif âlimler yetişen bu tarikat kutbunu yerinde incelemek

      gerekir.


      Hicri 9 ve 10. asırdan itibaren gelişerek İslâm âlemine bir irfan

      denizi halinde yayılan Halvetiye tarikatının kutlu ve ulu velileri

      arasında yer alan Halvetiye şeyhi HAYREDDİN-Î TOKADİ (K.S.)

      HAZRETLERİ'nin hayatını yazmaya, önce Allah'ın Rasûlü (S.A.V.) Efendimiz

      ile olan zahiri bağlantısını vesikaları ile ortaya koyarak başlamak,

      "marifet zinciri içerisinde feyz aldığı irfan pınarlarını bir bir

      göstererek konuya girmek yerinde olacaktır."


      ŞERİAT, TARİKAT, HAKİKAT ve MARİFET'in yegâne menbaı, varlığın

      efendisi ve tek ümidi, iki cihanın güneşi, âhır zamanın sultanı ve en

      büyük şefaatçisi, bütün peygamberlerin imamı, Allahüazîm'üş-şan'ın

      habîbi, sevgilisi HAZRETİ MUHAMMED MUSTAFA (S.A.V.) kıyamete kadar

      varlığı aydınlatacak olan kutlu zincirin başı, kaynağı ve temeli olarak

      birinci halkayı teşkil etmektedir. Bu î'tibarla, bu mukaddes ve mübarek

      zinciri şöylece sıralamak gerekir:


      1 - Evvel gelmişlerin ve sonra geleceklerin efendisi, ulusu, Resülü Ekrem (S.A.V.) Efendimiz Hazretleri,

      2 - Hasan ve Hüseyin (R.A.)nın babaları, Hazreti Fatıma (R.A.)nın

      muhterem Eşi, Allah'ın Resulünün «Onun eti, benim etim. Kanı, benim

      kamındır.» «Ben ilmin şehriyim. Ali ise o şehrin kapısıdır». buyurarak

      şanını yücelttiği, Allah'ın arslanı Aliyy'ül Murtaza (R.A.) Hazretleri,

      3 — Tabiîn devrinin en büyük âlimi ve arifi, aynı zamanda en

      faziletlilerinden olan Ebü Said Hasan bin Yesar el Basri (R.A.)

      Hazretleri,

      4 — Eş Şeyh'ül Elmaî Habib'ül Acemî (K.S.) Hazretleri,

      5 — Eş Şeyh'ül Kebir Ebû Süleyman Davud bin Nasır et'Tai (K.S.) Hazretleri,

      6 — Eş Şeyh'ül Fahim Ebû'l Mahfuz Ma'ruf Aliyy'ül Kerhî bin' firûzî (K.S.) Hazretleri,

      7 — Eş Şeyh'ül Kerim Ebü'l Hasan Sırrı es Sakatı bin Muğlis (K.S.) Hazretleri,

      8 — Sofiler taifesinin efendisi, ulusu Ebü'l Kasım Cüneyd bin el Muhammed'ül Bağdadî (K.S.) Hazretleri,

      9 - Eş Şeyh Ebû Ali Ahmed Mimşad ed Dînûri (K.S.) Hazretleri,

      10 — Ebû Ataullah Muhammed Dînûri (K.S.) Hazretleri,

      11 — Muhammed Amaviyye bin Abdullah el Bekri (K.S.) Hazretleri,

      12 - Eş Şeyh Ebû Hafs Ömer Vecîhüddin el Gazi el Bekri (K.S.) Hazretleri,

      13— Eş Şeyh Ebu'nnecib Ziyaüddin Abdulkadir el Bekri es Sühreverdi (K.S.) Hazretleri,

      14 — Tarikatı Ekheriyye pîr-i Ebû Reşid Kutbüddin ei Ebheri (K.S.) Hazretleri,

      15 — Eş Şeyh Rükneddin Muhammed Nehhas (Bakırcı) el Buhari (K.S.) Hazretleri,

      16 — Eş Şeyh Şihabüddin Muhammed et Tebrîzî (K.S.) Hazretleri,

      18 — Celvetiye Tarikatının Zahidiyye kolunda pir olan İbrahim Zahid Geylâni (K.S.) hazretleri,

      19 — Eş Şeyh Sadettin-i Ferğanî (K.S.) Hazretleri,

      20 — Eş Şeyh Kerîm'üddîn Ehi Muhammed bin Nûr el Halveti (K.S.) Hazretleri,

      21 — Halvetiye Tarikatinm piri, Ebu Abdullah Siracüddin Ömer bir eş

      Şeyh Ekmelüddin el Geylânî el Ahcî el Halveti (K.S.) Hazretleri,

      Halvetiye Tarikatı, bu tarikatın birinci pîri olarak kabul edilen bu

      zattan sonra gelişmiş, yayılmış cihan çapındaki teyitli devrini

      başlatmıştır.

      22 — Eş Şeyh'ül Fani Ehi Emre Muhammed el Halveti (K.S.) Hazretleri,

      23 — Eş Şeyh Hacı İzzeddin el Halveti (K.S.) Hazretleri,

      24 — Eş Şeyh Sadrüddin el Hiyevi (K.S.) Hazretleri, Bu zat için

      mahlas olarak Hiyamî ve Hitamı gibi ibareler de kullanılmışsa da

      tasavvuf kaynaklarına göre, her iki şeklin de yakıştırmadan ibaret olup,

      doğru olan mahlasının Hıyavî şeklinde olduğu hususunda birleşmektedir.

      25 — Halvetiye Tarikatının ikinci pîri olarak bilinen bu taifenin

      gerçek efendilerinden eş Şeyh Seyyid Celâleddün-i Yahya bin es Seyyid

      Bahaüddin eş Şirvani el Bakuvî (K.S.) Hazretleri,

      Bu zatten sonra Halvetiye Tarikatı daha sür'atli bir şekilde

      gelişerek İslâm Âleminin her tarafına hızla yayılmaya devam etmiştir.

      Halvetiliğe ait zikir, çile ve riyazat sistemlerini daha çok bu büyük

      mürşid tesbit etmiş ve ortaya koymuştur.

      26 — Eş Şeyh Pîr Muhammed Bahaüddin-i Erzincanî (K.S.) Hazretleri,

      27 — Sahib'üt Tarika eş Şeyh Muhammed Cemalüddin el Halveti (Çelebi Halife) (K.S.) Hazretleri,

      28 — Halvetiye ulusu, eş Şeyh Hayreddin-i Tokadi (K.S.) Hazretleri.

      Bu mübarek zincir bundan sonra, devrinin kutbu ve piri Eş Sabânı Velî

      (K.S.) Hazretlerine intikal edecek, daha sonra da gönülden gönüle, talî

      kollar meydana getirerek gelişip yayılacaktır. Aynı dergâhın son

      postnişini bulunan eş Şeyh Muhammed Ataullah Efendi (K.S.) Hazretleri,

      Allah'ın Rasûlünden î'tibaren devam eden bu altın zincirin 46'ıncı

      halkasını teşkil eder. Bu zat 1942 senesinde vefat etmiştir, Cenabıhak

      bütün pîran hazretlerini rahmetine gark eylesin. Bizleri de açtıkları

      nurlu, uğurlu ve feyizli yollardan ayırmasın inşallah...

      Bahse konu olan eş Şeyh Hayreddin-i Tokadî (K.S.) Hazretleri hakkında

      tasavvuf kaynakları oldukça cimri davranmışlardır. Bütün araştırmalara

      rağmen şeyh hazretleri hakkında yeterli sayılamıyacak kadar az bilgiyi

      sadece, iki ayrı kaynakta tesbit etmiş bulunmaktayız. Bu eserlerden

      birisi Mehmed Hulvî'nin Lemezat adlı eseri olup, diğeri de eş Şeyh

      şabanı Velî (K.S.) Hazretlerinin halifelerinden Ömer'ül Fuad'i

      tarafından te'lif edilin, Hicri 1214 senesinde, Kastamonu'da, Vilâleti

      Celîle matbaasında şeyh Mehmed Saki efendinin delâletleriyle bastırılmış

      olan Şeyh Şâbâni Velî Menkıbı'dır.

      Burada şunu da kaydedelim ki, Lemezat'daki beyanlarla Menakib'daki

      beyanlar, birçok yönden birbirleriyle uyum te'min etmemektedirler. Hatta

      Şabanı Velî (K.S.) Hazretleri, Şeyh Hayreddini Tokadî (K.S.)

      Hazretlerinin halifesi oldugu, bu hususun tevatüre varan bir derecede

      bilindiği halde, Mehmed Hulvî Lemazatında Hayreddin-i Tokadı (K.S.)

      Hazretlerini, şâbâni Velî (K.S.) Hazretlerinin halîfe olarak

      göstermektedir. Bu duruma göre, Lemezat sahibi Mehmed Hulvî'nin durumu

      eksik ve hatalı olarak tesbit ettiği anlaşılmış olmaktadır, Mehmed Hulvî

      Mezkûr eserinde Hayreddîn-i Tokadî (K.S.) Hazretleri ile ilgili olarak

      şu tesbitlerde bulunmaktadır:

      "Bursalı Hayreddin-i Tokadî hazretleri Tokad şehrinde vücûda gelüp,

      âlemi şebapta iken (genç yaşta iken) Kastamonulu Şaban efendiye hizmet

      etmişlerdir. Ve bâdehû (Bundan sonra) İstanbul'a gelüp, medrese

      tahsilini usulüne göre tamamlıyarak ulemadan olmuşlardır. Ve Muradiye

      Müderrisi olup, efendisi Bursaya vardıktan, ziyaretlerinde bulunup,

      danişmendlere ders ile mukayyed iken. Kasım Çelebi bazı ehibba ile

      (dostlarından bazıları ile) Bursa'ya gelüp, Muradiye camiinde "üsûlü

      Tevhide icra eylerlerdi. Hayreddin efendi de mescidde meclise hazır

      olup, hem Tevhidi istima eyler (dinler), hem de kitaba bakup ders ile

      tekayyüd eylemi. (Meşgul olurdu.)" Mehmed Hulvî devam ediyor.

      «Menkuldür ki, (Rivayete göre) Kasım Çelebi (K.S.) ekseriya yanlarına

      uğrar ve «Hayreddin, bâtın kitabını dahi oku. Yeter ki, vakt'ü zaman

      gelsin» derler, imiş. Hayereddîn-i Tokadî Hazretleri bir gece rüyada

      arslanı tes'hir edip üzerine suvar olurlar. (Arslanı emri altına alıp,

      üzerine binerler.) Ertesi gün hu rüyasını Kasım Çelebi hazretlerine açan

      Tokadî hazretlerine, "înaba işaret" deyu inabe verilür ve «Semti İrşad»

      deyu Kasım Çelebi hazretlerinin yoluna sülük başlar. Bir müddet

      efendisine, tavsiyelerine uygun bir şekilde hizmette bulunan Tokadî

      hazretleri, halifelik almaya istî'datlı bulunur, kendi yerlerine, aynı

      tarikatı yaymak içün Bursada halife olarak vazifeli kılınır"

      Müellif Mehmed Hulvî, Lemezat'ında, Tokadî hazretleri ile bizzat görüştüğünü şu ifadelerle ortaya koymaktadır:

      «Tokadı Hazretlerine 1008 (hicri) tarihinde mülakat müyesser oldu. (Görüşmek nasip oldu.)

      Hoş muhabbet eyler idi görse ger insan anı,

      Nola dirsem ben ona kim âlem'ü âdem canı.

      TOKADI HAZRETLERİNİN MENKIBESİ

      Merhum Hayreddin-i Tokadı (K.S..) Hazretleri Hicreti Nebeviyye-nin

      1013 inci senesinde irtihal eylediler. (Vefat ettiler.) Mezarı,

      zaviyeleri civarında, Ahmed Paşa camii yanındadır. Türbesi vardır ve

      Sultan Ahmed asrıdır. (Sultan Ahmed devri şeyhlerindendir.) Bu bölümde,

      Mehmed Hulvi!nin Lemazatındaki ifadeler mümkün olduğu kadar aslına uygun

      bir ifade tarzı ile verilmeye çalışıldı. Ancak, Lemezat'daki

      tesbitlerle Şeyh Şabanı Veli hazretlerinin menakıbındaki tesbitler

      arasında çok açık farklılıklar bulunmaktadır, İşte şimdi de hem

      menakıptaki tesbitleri, hem de iki kaynak arasındaki çelişkili ifadeleri

      ele alıp, doğruya yakın olanı tesbite çalışacağız.

      Şeyh Şabanı Veli menakıbında verilen bilgilere göre, Hayreddin-i

      Tokadı (K.S.) hazretlerinin türbesi olarak bilinen ve bu eserin giriş

      kapısında yeri açıklanan türbenin, Bolu vilayetinin yakınında olduğu göz

      Önüne getirilirse, Lemazat'daki ifadelerin isabetliliği düşündürücü

      olmaktadır. Bilhassa Tokadî Hazretlerinin türbesinin bulunduğu yer ve

      Şâban-ı Velî Hazretlerine müntesipliğini ifade eden cümleler,

      gerçeklerin hilâfına bulunmaktadır.

      Halvetiye silsilenamelerinde ki sıralamalarda, Şeyh Şâbân-ı Veli

      (K.S.) Hazretlerinin, Hayreddin-i Tokadı Hazretlerine halîfe olduğu,

      Tokadî Hazretlerinden sonra mukaddes zincirin halkasını oluşturduğu

      kesinlikle ve ittifakla ifade edilmektedir.

      Lemezat müellifi Hayreddin-i Tokadî (K.S.) Hazretlerini 1018 hicri

      tarihinde vefat etmiş olarak göstermişse de, Silsilinamelerdeki kayıt ve

      tesbitlere göre şeyh hazretlerinin Hicri 940, Milâdî 1535 tarihinde

      vefat etmiş bulunduğu kesin olarak gösterilmektedir.

      Lemezat'da Tokadî Hazretlerinin mürşidinin ismi Kasım Çelebi olarak

      geçmektedir. Halbuki gerek menakıpta, gerekse Halvetiye

      silsilenamelerinde, Pir Muhammed Erzincanî (K.S.) Hazretlerinin

      halifelerinden olan Muhammed Cemaleddin-i Halvetî'nin, Tokâdi

      Hazretlerinin mürşidi olduğu açık bir şekilde sergilenmektedir.

      Görülüyor ki, Mehmed Hulvî bu tesbîtinde de hataya düşmektedir.

      Lemczat'daki Şeyh Hayreddin isminin, bahsimizin konusu olan

      Hayreddin-i Tokadî (K.S.) Hazretlerinin ismi ile, Şeyh Şâban-ı Veli

      (K.S.) Hazretlerinin halîfelerinden Kastamonulu şeyh Hayreddin Efendi

      ile karıştırılmış olabileceği düşünülse bile, Kastamonulu Şeyh Hayreddin

      Efendi hazretleri hayatı boyunca memleketi olan Kastamonudan

      ayrılmamıştır.

      Hayreddin-i Tokadî (K.S.) Hazretlerinin, Şeyhi Cemaleddin-i Halveti

      ile tanışmaları, Bu zatın daha önceleri Tokat ve Amasyada kalıp,

      buralarda irşad hizmetinde bulunduğu zamana rastlamaktadır. Gerçekten de

      Çelebi Cemaleddin-i Halveti (K.S.) Hazretleri, bilhassa Amasya'da hayli

      zaman kalarak, yaygın bir irşad hizmeti sergilemişlerdir. Cemaleddin

      efendinin Amasyadan İstanbul'a gitmesi ile Tokadî hazretleri de şeyhi

      ile birlikte İstanbula gitmiş, bir yandan Halvetiye dergâhında sülûkünü

      ilerletirken, diğer yandan da zahir ilimleri için İstanbul

      medreselerinden faydalanmayı ihmal etmemiştir.

      Mehmed Hulvî'nin Lemezat'da da ifade ettiği gibi, İstanbul'da medrese

      tahsilini tamamlamış ve bilâhere Bursaya müderris olarak gitmiş

      olabilir. Ancak, Lemazat'da ifade edildiği gibi, Çelebi Cemaleddin

      (K.S.) Hazretlerine intisabı Bursa'da değil de daha Önce, Tokat'ta veya

      Amasya'da gerçekleşmiş olacağı gerçeğe en yakın olanıdır. Lemazat'daki

      görüşü takviye edecek bir ayrı görüş daha ortaya çıkmaktadır ki, oda

      şudur:


      "Tokadî Hazretleri, Çelebi Cemaleddin (K.S.) Hazretleri ile gerçekten

      Bursa'da müderris (Profesör) iken tanışmış, kendisine intisab ederek,

      daha sonra halifesi olmuş ve bilâhere de Bursa'da Muradiye semtinde

      irşadla görevlendirmiş. Burada bir müddet irşad hizmetinde bulunan

      Tokadî K.S. Hazretleri daha sonra Bolu'ya gelerek, Halvetiye dergâhına

      yerleşmiş ve Ömrünün sonuna kadar irşad hizmetini
      Bolu'da sürdürmüştür."


      Şeyh Şabanı Velî (K.S.) Hazretlerinin menakıplarından anlaşıldığına

      göre, Hayreddin-i Tokadî hazretleri, Bolu'da irşad hizmetlerini uzun

      müddet devam ettirmiştir. Cehri zikir esasına dayanan halkalarına

      kalabalık mürîdan zümresi dahil olup, zikirlerin büyük bir coşkunlukla

      eda edildiği, halkada bulunan nice kimselerin vecde gelerek kendilerini

      kaybettiği, bu cezbelerle yüceliklere erdiği bahsi geçen menakıptan

      anlaşılmaktadır. Kendilerinden sonra bu îman coşkunluğunu daha da geniş

      sahalara yayarak devam ettiren Büyük Halifeleri Şeyh Şâban-ı Veli (K.S.)

      Hazretleri, tam 12 sene Bolu'daki dergahta mürşid hazretlerinin

      hizmetlerinde bulunmuş ve himmetlerini dilemiştir.

      Hayreddin-i Tokadı (K.S.) Hazretlerinin irşad hizmetinde bulunduğu

      devirler, tasavvufun Anadoluda en çok yaygın olduğu devirlerdir.

      Bilhassa Halvetiye Tarikatı o devrin Osmanlı sarayının harîmine kadar

      girmiş, birçok devlet ricali Muhammet Cemaleddin-i Halveti, Sünbül Sinan

      Efendi Hazretleri, Merkez Muslihiddin Efendi Hazretleri' (Allah

      cümlesinin sırlarını takdis buyursun) nden intisab etmek şerefiyle

      şereflenmişlerdir. Bu hususta Vildan Faik Beyin kıymetli telifleri

      bulunan Tomarı Turuku Aliyye adındaki eserinin Halvetiye ile ilgili

      cildinde geniş bilgiler verilmektedir.

      Hülâsa olarak, Hayreddin-i Tokadı (K.S.) Hazretleri verimli bir irşad

      çağında gelerek, yine verimli bir irşad hizmetinde bulunmuş,

      kendisinden sonraya da o devrin irşad kutuplarından ulan Kastamonulu

      Şeyh Şâban-ı Veli (K.S.) Hazretlerini halife olarak bırakmışlardır.

      Bugün Bolu'nun batı cihetine düşen ve şehrin kenarında diyecek kadar

      yakın bir yerde, mütevazi türbesinde ziyaret edilen Şeyh Tokadî (K.S.)

      Hazretleri, Hazret-i Rasûlü Ekreme (S.A.V.) dayanan o nurlu yolda belli

      bir iman ve irfan nirengisi olarak o beldeyi şerefilendirmektedir.

      Kaynak: Rahmi Serin, İslam Tasavvufunda Halvetilik ve Halvetiler, 1984 İstanbul, Sayfa: 110...116 Petek Yayınları

      http://haspinar.blogcu.com/hayreddin-i-tokadi-k-s-hazretlerinin-hayati/10968946

      “ Edep Ya Hu…” Sözünün asılı olduğu giriş kapısı.
      Resimler
      • EDEP YA HÜ.jpg

        65.39 kB, 480×270, 64 defa görüntülendi
      Ben Değil Biz Varız
      Naci KOBAL 2000