Martılar

      Amca oğluna...(KUKU)...Sevgilerımle

      Gözünü sevdiğimin İstanbulu

      Kalsam da seviyorum seni
      Gitsem de seviyorum seni
      Boğazdan seyretmek seni
      Sultan Fatihin gözüyle

      Çok ihtişamlı, çok başkasın
      Ah İstanbul ah
      Seyrederken özledim seni
      Kiminin rüyalarını süslersin

      Kiminin anılarını
      Çok can yakarsın
      Çok naz yaparsın be istanbul
      Seyrederken özledim seni


      Serdar SAYIL

      Fırtınalar Kopar

      Dudakların kor ateş yıldızı sır
      Çiçekler açarken teninde bir iz
      Öptüğüm yakamozda fırtınalar kopar
      İstanbul denizi mehtapta sensizlik

      Çıkmaz sokaklarda sen dikenli gül
      Sensizliğe susarken martılar nerede
      Denizin gözlerinde maviye karışık
      Kırmızı güle ay mavi karışımı geceler

      Naci KOBAL Ankara Nisan 2008
      Resimler
      • Fýrtýnada Kýz Kulesi.jpg

        37.72 kB, 0×0, 512 defa görüntülendi
      Ben Değil Biz Varız
      Naci KOBAL 2000
      Günlerdir körköstebek nefsimle öyle hırlı
      Ve öylesine harlı ki
      esrik nefesim
      Bir kibrit tutsam parlayacak.
      Bir sarnıç gemisi diyecekler alev almış
      Boğazın iki yakasından

      oysa bir gaz tenekesiyle bir şişe mavg
      Gelişi güzel mi güzel bir ocak
      Suların ortasında sevgili öfkemle benim
      Yanacak bahar erişinceye değin
      Soğuktan morarmış kanatlarını
      ısıtsın diye martılar
      Martılar ki sokak çocuklarıdır denizin

      Can Yücel
      GELEHLİ

      ÖZGÜR UÇUN MARTILAR

      EĞER AĞLATMAKSA İSTEDİĞİN
      BECERDİN İŞTE AĞLATTIN BENİ
      SORMAKSA DOSTLUĞU KUŞ KANADINA
      UÇUP GİDER BİLKİ BİR MARTI GİBİ
      BİR MAYIS SABAHI BİR AKŞAM ÜSTÜ
      GÖÇER GİDER BAZEN BÖYLE MARTILAR
      GAZ BOMBALARI RİYA YÜZLERİ
      EMEĞE SALDIRMAZ UÇAN MARTILAR
      SADECE KÜÇÜK MİDELERİNİ
      DOLDURMAKTIR DERDİ GÜZEL MARTILAR
      EĞER BOŞALTMAKTI İSEN İÇİMİ
      BAK İŞTE BOŞALTTIM TÜM DERTLERİMİ
      MARTILAR MİSALİ SEVGİLERİMİ
      SİZ ÖZGÜRCE UÇUN GÜZEL MARTILAR
      SİZE HUDUT YOKKİ
      ETKİLENMEYİN BİBER GAZINDAN

      Maksut DEMİRCİLER
      Martı sever arkadaşlardan ricam:)

      Söyleyin martılara, lütfen her sabah hatta gece yarılarında bizim mahalleye gelip ortalığı ayağa kaldırmasınlar :D

      Uyku haram oldu yau:D Ne çirkin sesleri var. Her sabah bıktım martı sesiyle uyanmaktan. Hani böyle uzaklardan gelen bir ses olsa neyse:D sanki başucumda vıyaklıyor.. X(

      İstemiyorum marti murti:D:D
      ASKI LEYLA ILE MECNUN,
      KEREM İLE ASLI
      GIBI YASAMAK VARKEN,
      AYNI YERDE IKI YABANCI GIBI OTURMAYI,
      ASKI KACAMAK BAKISLARIN ARAYISINA BIRAKMAYI
      HAKETTIKMI SENCE?

      SONUNDA BIR AVUC TOPRAK
      KALACAGIMIZ BIR DUNYADIR BU
      BU KADAR YABANCILASMA
      DEGERMIYDI YAPTIKLARIN.....
      Kadınların Kalbi Mezar Gibidir,

      Girdin mi Dönüşü Olmaz..!


      Erkeklerin Kalbi Süper Market Gibidir,

      Giren Çıkan Belli Olmaz..!


      BİR YILDIZDIN KAYIP GİTTİN...

      her aşk katilidir bir öncekininn.......

      Her Aşk Katilidir Bir Öncekinin

      rüzgarlı bir tepenin yamacındayım şimdi
      kent suskun
      ve istasyonlar ayrılık için var bu şehirde
      imlası buzuk, üşümüş ve kirli bir çocuk olurum seni düşünürken
      ömrüme iliştirdiğim martı leşleri yamalı bir geçmişi oynar
      imtihanlar ve intiharlar üzerine kurulu hayatlardan
      gecenin en serseri yanını alırım günceme

      durup durup şiirler yazmak yoluna
      yeni bir yaşam biçimim oldu son günlerde
      kendimi sende kalabalık buluşum belki de bundan
      her gece yorganımın altında sakladığım
      kırlangıç sürüleriyle geliyorum sana
      sen uykudayken
      babam her gece ölüyor şimdilerde
      annem nihavent bir çığlık oluyor
      bana en çok sensizlik koyuyor
      sonra babilin asma bahçelerine asıyorum kendimi
      uyanmak için

      eski bir aşkını anlatıyorken bana
      konuştuklarından yapılma bir sessizlik oluyor ağzım
      kaç kez kanıyorum bir bilsen
      (ya da hiç bilmesen)
      sesinin ardında yüzün sessiz bir tabanca gibi duruyor
      kendimi kötü kurulmuş bir cümle sanıyorum
      gece yüklü bir kamyon uykularımı solluyor

      yastığının altında yalnızlığın var biliyorum
      oysa ben senden bir bardak su istedim
      akdeniz değil
      son yalnızı benimdir bu kentin
      istanbul arkamdan gelir
      ey hüznü yüzünde gülücük diye taşıyan kız
      hep kendine mi saklarsın çocukluğunu

      ağzıma bir bulut bulaşsa da yokluğundan yapılmış
      kayadan seken kurşun
      en serseri yanımız olur kimi zaman
      ve ben hep kendimi terk ederim senden
      her katilin aşkı
      her aşkın katili
      bir öncekinin faili
      hep ben olurum
      hep ben ölürüm

      içime uzanan koridorların ortasından
      hep gülerdin beni görünce
      bense sana hep geç kalırdım
      sona kalırdım
      sonra kanardım

      yağmurlarla inseydin içime
      içim senden yanaydı
      yüzümdeki işgaller senden karaydı
      seni sevmek en gizli ağlama biçimimdi
      sana yazacaklarım sil sil bitmezdi
      ve ben
      sende hiçbir şeydim
      sen bende her şeyken

      canım yastığının altında biriktirdiğin yalnızlıklarım
      kendine varlaşıp bana yoklaşan biri yapar seni
      ve ne kadar kaçsan o kadar yakınsındır aslında kendine
      geciken sevdalar yıkık kentlere benzer bilirsin
      ve sevgisizlik alır bir gün seni benden
      işte bu yüzden
      sen hep sevil
      hep sevil
      sevil

      KAHRAMAN TAZEOĞLU
      VUR KADEHI USTAM! bu gecede sarhoşuz..Kalan sağlar bizimdir acıdan mayhoşuz..İki satırlık adamları musallat ettik ömrümüze..bundandır böyle dibe vuruşumuz..
      BEN HEP KENDİMİ ÖLDÜRDÜM

      ben hep kendimi öldürdüm. her gece aynı saatte, düşünce bu şehrin tenha sokaklarına gölgem,
      ceketimin iç cebinde sakladığım paslı makası sıkıca kavrayıp, sapladıkça göğsüne asil sevdalarımın;
      ben hep kendimi öldürdüm..

      ben hep kendimi öldürdüm. Terk ettikçe kendimi, bu ıssız karanlıklarda; adandıkça, çoktan dost hanesinden çıkmış isimlere,
      defterimden seçip seçip yeniden. kendimden başka herkesi, defalarca bağışladıkça. yeniden, hep yeniden, yepyeniden acıdıkça;
      ve doymadıkça ısrarla adına sevmek dediğim bu intiharlara; ve direndikçe anlamsızca, ömrümün kalan taraflarını incelikle isteyen,
      gözlerine çocuksu, hilesiz, çıkarsız, savunmasız bir sevdayı iliştirip kapıma gelen bir acemi sevdalıya; bu küflenmiş acıya da aşk gibi
      hızla alıştıkça; gözlerim ağlamanın büyüsüne, bedenim bu ölümcül raksın ritimlerine ayak uydurdukça; ve aşağıladıkça içimde,
      kolay kazanılmış zaferleri, mutlu biten gündelik öyküleri, huzurlu bahar resimlerini ve hüznün içinden geçmediği tüm şiirleri;
      ben hep kendimi öldürdüm.

      Ben hep kendimi öldürdüm. yüreğim yenilenmedikçe baharda, içimden halka halka çürüdüm. bu fırtınalar için yaratılmış,
      kasırgalar için hayata hazırlanmış güçlü dallarım, sırf yeterince inanmadığımdan, sırf bu sessizliğe olan sonsuz düşmanlığımdan,
      sırf sıradan olmaya koyduğum garip tavırdan, toprağa çevirdiler yüzlerini çaresiz, günden güne, usuldan. şimdi yeniden
      güneşe uzanmaya çalışınca anlıyorum, tutulan kaslarımın, eğilen dallarımın dönüşsüz bir yolda ilerlediğini. yalnızca denemediğimden,
      “neleri göze alabilirim” hiç bilemediğimi. şimdi, yaşama tutunmaya karar verince farkediyorum.

      içimdeki çocuğu yıllarca yalnız bıraktım. kendimi atıp tüm savaşlarımda ortaya, anlamsızca hasarlar aldım.
      çok kanlı, çok yananlı yıllar geçirip, bir yığın yanlışı içime gömdüm.

      zafer kazanmak için silahımı her dolduruşumda, her basışımda tetiğine sözcüklerin; ben hep kendimi öldürdüm.

      ben hep kendimi öldürdüm. varsayımlar üzerine sevdalar kurdukça korkaklığımdan; uzakta yürekler seçtikçe,
      geçmişimin tek bir anına dahi dokunulmasına tahammülsüz olan, bencil yanımdan; ve yaklaşan herkesi yaktıkça,
      kendi kapılarımda yalnız bıraktıkça, tuzaklarımda boğdukça ve dönüp arkama bakmaksızın hep aynı kişiye, hep aynı zamana,
      hep aynı çıkmaza geri döndükçe, kendi kendimi kanatırken suçüstü yakaladım. en çok kendimden yana yaralar edindim.
      herkesin hayatından öfkeyi ayıklarken, kendi gözlerimde nefreti gördüm; ben hep kendimi öldürdüm.

      ben hep kendimi öldürdüm. Şizofren sevdalarımdan sıyrılmayı reddedip, elimde kalan tek şeye, “sadakat”e sığındım.
      an geldi kimi kiminle aldattığım, kime ısrarla sadık kaldığım bile karıştı. en büyük ihaneti kendime ettim.
      en büyük yalanı da içime söyledim sanırım. (Kendimi bu yüzden hiç affetmedim).

      İnatla “sevgi” dedikçe bu saplantılara, içimin odalarından dışa kovuldum. sevmeyi de, adamakıllı sevilmeyi de,
      (bir otobüs koltuğunda unutur gibi şemsiyemi ) hatırlamadığım bir yerinde geçmişin, unuttum.
      alışmaya çalıştım bu yüreksiz halime. düşlerimden bile zamansız kovuldum. en iyi bildiğim şeyi yaptım böyle zamanlarda.
      yaralarımın kabuklarını kaldırıp, en azından, kandan resimler çizdim. karşısına geçip tuallerimin, yüzümü geceye kanarken gördüm.
      cinayet sandığım, bu cinnet anlarında,

      ben;
      hep
      kendimi öldürdüm..


      KAHRAMAN TAZEOĞLU

      bence bu şiir tam benim şuan bulunduğum durumu anlatıyor..o yüzden ekleme gereği duydum, sağ olun..
      Sebokoliq:"en büyük ihaneti kendime ettim.
      en büyük yalanı da içime söyledim sanırım.. kendimi bu yüzden hiç affetmedim .."

      maviada.com KAHRAMAN TAZEOGLU'nun Resmi Web Sitesi

      maviada.com
      VUR KADEHI USTAM! bu gecede sarhoşuz..Kalan sağlar bizimdir acıdan mayhoşuz..İki satırlık adamları musallat ettik ömrümüze..bundandır böyle dibe vuruşumuz..

      SELAMLAR OLSUN..!

      EY ALLAH'IN KULU..


      İki gözümüz var,üzerlerinde yay olmuş kaş;

      Görür,görmez bilmeyiz,görüyor zannederiz..!

      Burnumuzla alırız..her nevi kokuyu arkadaş..!

      Canlıyı..doğa namelerini iki kulakla dinleriz;

      Dinlemezsek..nameler bize ne der bilmeyiz..!

      Birde dilimiz vardır..hazine sandığına adaş..!


      Kollar,bacaklar,gövde..et,kemik ve organlar;

      Bir bütünü oluşturuyorlar;insanız görünüşte..!

      Hani ya diğerleri..varmıdır düşüncemiz zaar..?

      Gönül gözümüzü dille anlatabil mekmarifette..

      Gönülden..yüreğimizi ortaya koyabilmekte..!

      İnsan..gösteri insanı değil,insan gibi insanlar..!


      Arı aşk ile çiçeğe uçar..çiçek arıya bal sunar..!

      At aslana..kaplumbağa benzemez zürefaya..!

      Gece ile gündüz takipte..daima birbirini arar..!

      Irmak,nehir coşar..koşar denize kavuşmaya..!

      Çita kuş gibi ne ötmeye çalışır nede uçmaya..!

      Ben olmak vardır doğada,öylemi ya insanlar..?


      Cayanlar içinde sözünde durabilene ne mutlu..!

      Yanlışlar içinde doğru olabilene selam olsun..!

      Namertler içinde mert,acizler içinde asil dolu..!

      Satanlar içinde ayakta duranı Allah korusun..!

      İnsanlık yanmaksa..yanmak benliğim olsun..!

      Ben benim..,sen senmisin..? Ey Allah’ın kulu..!


      SEVGİ VE SAYGILARIMLA

      NAZAN T.
      Zaman su gibi hayatımızdan parçalarıda önüne katıp..akıp gider.
      Zamanımızı biz..bizi,bizim sevdiklerimiz..bizi sevemeyenler harcar.
      NAZAN T:
      Karanlığa gizledim martının gözyaşını
      Vurgun yedim sis bulutların ardında
      Sislerin ardından mavinin yakamozu
      Yalnızlık türküsü söylesin martılar

      Gençliğimin sevda çığlıkları istanbul
      İnatçı martılar yine başımın üstünde
      Tan yerinde bir çiğ damlası
      Karanlığın penceresine sürgülü

      Naci KOBAL Ankara Aralık 2008
      Resimler
      • Martýnýn Gözyaþý.jpg

        15.87 kB, 0×0, 459 defa görüntülendi
      Ben Değil Biz Varız
      Naci KOBAL 2000
      Ne güzel yorum bu Naci sanki Ahmet arif yada nazımın İstanbul tasviri gibi
      birazda Orhan velimi karışmış içine

      İki Dizede Ben Den

      İstanbula gittim yedi tepeyi görmeye
      Şiirlerdeki yedi tepeleri,
      Ne olmuş dedim kendi kendime
      Betona boğmuşlar yer yüzü cennetini
      Bir özgür kalan sanki martılar
      Onlarda artık görünmez olmuşlar
      Bloklar yüzünden
      Uçuşamıyorlar özgürce
      Uçsalarda görünmüyorlar yedi tepelerden
      Yedi tepe görünmüyor ki artık
      Bakalım martılara
      Seyredebilelim özgürce uçuşlarını

      Maksut DEMİRCİLER 8 12 2008

      bi şiirde benden:)

      O GÖZLER

      BİLİRMİSİN?
      PENCERENİN ARKASINDAKİ O GÖZLERİ,
      SENİ ARAYAN, SENİ SORAN GÖZLERİ.
      AŞK DİYEMİ? YOKSA SEN DİYEMİ?
      AĞLAR O GÖZLER?
      BAHAR GELİNCE Mİ? YARİ GİDİNCE Mİ?
      ÇİÇEK AÇINCA MI? YOKSA SOLUNCA MI?
      DOLAR O GÖZLER?


      MÜGE ÖZTUĞRUL
      HEMŞİNİ GÖRMEDİYSEN DÜNYAYI GÖRDÜM SANMA....

      Simidimi ve Düşlerimi Paylaştım Martılar

      bilirsin
      bir İstanbul'dan vazgeçemem
      bir de senden

      şu koca şehrin yalnızlığında
      bir tek martılar vardı
      seni anlatıp avunduğum
      uykusuz gecelerimin sabahında
      simidimi ve düşlerimi bölüştüğüm
      bir tek martılar

      zaman, zaman
      kulak kesilirdi deniz
      sözüm ona dinlerdi habersiz
      ben senli düşlerimle coştukça
      deniz de martılar da coşar
      hüzünlendiğimde
      deniz de martılar da susardı

      neden yok bu sabah martılar
      İstanbul'dan da benden de
      vaz mı geçtiler ne
      bilirim oysa severlerdi
      severlerdi simide düşlerimi katık etmeyi
      deniz bir başka mahzun bu sabah
      bilmediğim bir şey mi var acaba
      çok tuhaf
      düşlerimi de hatırlamıyorum üstelik

      anımsadığım tek şey var
      ben hala
      İstanbul’u da
      seni de
      seviyorum

      Turgut Baki
      ada vapurunun arkasında martılar
      ada vapurunun arkasında bir martılar
      bir de bakışlarım kaldı

      yalnızlığıma takıldı kaldı

      martılar vapura telaşlı aşık
      ben sana üşütük yarım akıllı
      vapurlar içimde yırtındı ağladı

      saray burnu önlerinde martılar vapur peşinde
      ben martılara ağlamaklı aşklarıma hayırsız
      martılarsa vapurlara ölesiye bağlı kaldı

      martılar peşinde sevdanın hevesli
      ben kendi koyunda yalnızlık düşkünü
      vapurlar endamlarıyla martılardan havalı

      aradığım sevda nasıl kaydı denizden vapurla
      denize düşen yıldızlarımı vapurlar çaldı
      yalnzılık bir martılara bir de bana kaldı

      Kağan İşçen
      qiDi$in qéL$indéN çaßuk oLdu; ßiT$i ßa$nDan koLaYdı!DudaKLaRmdan döküLdü 1 dmLa ' haYaT saNRm ßu kdRdı!!

      SELAMLAR OLSUN...

      SEYİRDEYİM KARŞIYAKA’DAN


      İster martıların kanadında gönder selamı..;

      Yıldızlara asıp sun istersen bir parça sevgi..;

      Yürekten doğsunda..ayırma olgunu,hamı..;

      Paylaş bir lokmacık sevgini..şeffaftır rengi..!


      Sarhoş olmuş gönülleri aşktan,sevdadan..;

      Yorgunluktan uçmuş o küçüçük bedenleri..;

      İzmir coşkulu..seyirdeyim Karşıyaka’dan..!

      Sahilde..dans etmiş martıların ayak izleri..!


      Hayat susmuş..martıların çığlıklarına eyil..!

      İzmir’in karmaşasına..Karşıyaka’dan seyir..!

      Deniz suskun..gizemi hayra alamet değil..!

      Paylaş bir lokmacık sevgini..gönüllere gir..!


      NAZAN T.

      SEVGİ VE SAYGILARIMLA...
      Resimler
      • MARTI1.gif

        24.7 kB, 220×72, 763 defa görüntülendi
      • MARTI.gif

        23.79 kB, 220×72, 801 defa görüntülendi
      • M-YILDIZ.gif

        9.75 kB, 75×75, 466 defa görüntülendi
      Zaman su gibi hayatımızdan parçalarıda önüne katıp..akıp gider.
      Zamanımızı biz..bizi,bizim sevdiklerimiz..bizi sevemeyenler harcar.
      NAZAN T:

      SELAMLAR OLSUN...

      MARTILARIN GÖZ YAŞLARI


      Gün yüzü ağarmadan..erken duyulur çığlıkları..;

      Umutlara yolculukta hızlanır..kanat çırpınışları..;

      Deniz üstünde oynaşırlar..sayki hayat canbazı..;

      Karanlığa doğru süzülür..martıların göz yaşları..!


      Dalgalarla dans eder..yarışır hüzünlü bakışları..;

      Sevgi dağarcığından bir lokmacıktır arayışları..;

      Titreselerde yakınmazlar..çekerler soğuk ayazı..;

      Karanlığa doğru süzülür martıların göz yaşları..!


      Denizlerin azgın köpükleridir;çoğu sıcak duşları..;

      Gönüllerinde eser buram buram..sevda rüzgarı..;

      Renkleri ne keder karası..nede mutluluk beyazı..;

      Karanlığa doğru süzülür martıların göz yaşları..!


      Yuva bilirler virane sandalları,köhne barakaları..;

      Paylaşmaktır minik kalplerindeki yaban acıları..;

      Suskunluğa atılan çığlıklar..okşuyor gönlü bazı..;

      Karanlığa doğru süzülür martıların göz yaşları..!


      Doyurur yalnızlığa açılan sevda yüklü bakışları..;

      Şiirlerini yazarlar kumsala..ayak izleri imzaları..;

      Aşka çığlıkları sözleri..sevdaya çırpınışları sazı..;

      Karanlığa doğru süzülür martıların göz yaşları..!


      NAZAN T.

      SEVGİ VE SAYGILARIMLA...
      Resimler
      • DSTAUÇUÞ.gif

        79.45 kB, 364×260, 353 defa görüntülendi
      Zaman su gibi hayatımızdan parçalarıda önüne katıp..akıp gider.
      Zamanımızı biz..bizi,bizim sevdiklerimiz..bizi sevemeyenler harcar.
      NAZAN T:

      SELAMLAR OLSUN GÖNÜL DOSTLARIMIZA...

      SEVGİ YÜCE YARADILIŞTIR

      Dost gönülde..bulanık akan sular durulur..;
      Okşar biçare gönlleri..dertlere deva olur..;
      Bilmeden kırar ise..dost gönlünü kahrolur..;
      İnsanlığın mayası..insan sevgi ile yoğrulur..;

      Kelimeler anlatmaya yetmez yüce sevgiyi..;
      Yaşam kapılarında bilmez kendini övmeyi..;
      Gönülden seven..düşünmezki terk etmeyi..;
      Sevgi savaşında silahı..sevgi dolu yüreği..!

      İnsan sevgiye uçarsa..konacağı dalı bilmeli..;
      Konduğu dal..ilk gün gibi yürekten sevmeli..;
      İnsan..terk etmek için-seviyorum-dememeli..;
      Kırmamalı,kırılmamalı..seri anlayıp,dinlemeli..!

      Çocukların oyuncağı..sevgi değil oyuncaktır..;
      Bilinirki önemli olan kalpte sevgiyi bulmaktır..;
      Parayla satın alınmaz..sevgi yüce yaradılıştır..;
      Dostu,güzelliği,aşkı..tek gönülde ayrı yaşatır..!


      NAZAN T.

      SEVGİ VE SAYGILARIMLA….
      Resimler
      • DostlukSevgiÝleBeslenir.jpg

        20.37 kB, 473×366, 710 defa görüntülendi
      Zaman su gibi hayatımızdan parçalarıda önüne katıp..akıp gider.
      Zamanımızı biz..bizi,bizim sevdiklerimiz..bizi sevemeyenler harcar.
      NAZAN T:

      Martı Çığlığında Saklı

      hüzünlü gözlerle izledim geçen gemileri
      irili ufaklı
      martıları dinledim düzeni bozuk gitar gibi
      bir savaş yaşanıyordu denizin üstünde
      ne kazananı belli nede kaybedeni
      martılar bagarmak için bagrıyor
      gemiler yüzmek için yüzüyordu
      oltalar denize atılmış av beklerken
      balık balıkcıyı bekliyordu
      av olmak için
      kısır bir döngünün kısır çekişmeleri gibi
      hep bu monotonluk maratonu yaşanıyordu
      geçen gemiler aynı
      bagrışan martılar aynı
      güneş aynı yer aynı
      dertmi sorma oda aynı
      degişen tek şey denizin kokusu
      yosundan arınmışburun yakan bir koku
      oda zaten martıların çıglıgında saklı



      erol.cuce


      Özgürce yazabilmek !
      Hür iradesini kendi istekleri doğrultusunda kullanabilmek !
      Neyin iyi ,neyin kötü olduğuna kendisi karar verebilmeli .

      Ve en önemlisi insan kendi kendini savunabilmeli !!!

      coşkun

      Martılar Neden Denizin Üzerinde Uçar

      Zamanın birinde
      Bir prenses yaşarmış
      O şehrin sokaklarından geçerken
      Herkes başını öne eğermiş,
      Çünkü prensese bakmanın cezası,
      Ölümmüş...

      Yine bir gün prenses sokaktan geçerken
      Fakir bir genç,
      Kendinin tutamamış
      Ve başını yavaşça kaldırmıp
      Prensesin o güzel yüzüne bakmış
      O anda prensese aşık oluvermiş
      Prenseste o genci farketmiş...

      Prenses günlerce kendini saraya kapatmış
      O gencin ölmesini istemediği için...
      En sonunda genç dayanamamış
      Ve gizlice saraya girmiş...
      Prensesle karşılaşmışlar
      Fakat saray muhafızları
      Bizim bu fakir genci yakalamışlar...

      Genci krala götürmüşler
      Genç aşkının büyüklüğünü kralada anlatmış
      Fakat ne fayda...
      Kral ''asın'' demiş...
      Emri duyan prenses
      Krala yalvarmış, ağlamış..
      Başka bir ceza verilmesi,
      O gencin ölmemesi için...

      Kral prensesin bu yalvarışlarına..
      Ağlayışlarına dayanamamış...

      Fakir genci çok uzaklardaki
      Issız bir adaya götürmüşler
      Ömrünün sonuna dek orada yaşaması için...

      Gencin aşkı oradada bitmemiş,
      Aşkını kağıtlara dökmüş,
      Şiirler, mektuplar yazar olmuş...
      Ve sadece martıların buluunduğu adada
      Aşkını martılara anlatmış
      Gencin aşkının büyüklüğünü anlayan martılar
      Şiirleri, mektupları
      Saraya,
      Yani prensese götürmeye başlamışlar...
      Prenseste o mektuplara cevaplar yazar olmuş...
      Martılar bu aşka aracılık etmişler...

      Aradan aylar geçmiş
      Mevsimler geçmiş
      Birgün,
      Martının biri gencin yazdığı mektubu
      Prensese götürüyormuş...
      Martı gagasındaki mektubu prensese vermek için
      Prensesin penceresine konuvermiş...
      Tam mektubu vereceği sırada
      Martının mektubu prensese verdiğini kral farketmiş
      Bunu gören kral
      Çok içlenmiş...
      Ve...
      ''Bu aşkı hayvanlar bile anlamış,
      Bir ben anlamamışım'' demiş...
      Çok üzülmüş...

      Yaptığı bu büyük hatayı telafi etmek istemiş
      Ve gencin bulunduğu ıssız adaya
      Bir gemi gönderilmesini emretmiş...
      Ve martıylada bir mektup yollamış gence...
      Mektupta prensesle evleneceği yazıyormuş...

      Martı hemen çıkmış yola...
      Issız adaya doğru...

      Martı adaya çok yakaşmış...
      Ve sevinçli haberi yoladaki martılarada vermek için
      Onlarıda bu düğüne devet etmek için
      Gagasını açmış..
      Martı gagasını açar açmaz
      Mektup denize düşüvermiş...
      Bütün martılar denize düşen mektubu aramaya başlamışlar...

      Martıların denizin üzerinde uçtuğunu gören genç
      Artık prensesin onu sevmediğini
      Kendisine mektup yazmadığını düşünmüş...
      Oysa gencin tek umudu mektuplarmış
      O mektuplarla hayata tutunabiliyormuş...

      Genç adadaki deniz fenerine çıkmış
      Ve kendini kayalıklara bırakmış...
      İntahar etmiş...

      Saraydan gelen
      İçerisinde prensesin bulunduğu gemi
      Issız adaya vardığında...
      Kayalıkların üzerindeki
      Gencin soğuk bedeniyle karşılaşmışlar...
      Gencin ellerinde ise,
      Prensesin eskiden yolladığı mektuplar bulunuyormuş...


      İşte bu yüzdendir ki
      Bütün martılar denizlerin üzerinde çığlık çığlığa uçarlar...
      Kaybettikleri mektubu bulabilmek için...

      forumselcuk.com
      Resimler
      • Martýlar.jpg

        10.68 kB, 0×0, 435 defa görüntülendi
      İnsanları yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz.
      RAHİBE TERESA.