Martılar

      MARTININ GÖZÜYLE BEN

      Yaşam dediğin masal,tek perdelik bir oyun,
      Dünyalar senin olsa,bugün var yarın yoksun,
      Değer mi dert etmeye,kısa bir rüya için,
      Kırmayalım kalpleri bu yalan dünya için...
      Senin için çok mu zor bu dünyada özgürlük
      Çok mu zor senin için hayattan mana bulmak
      Kendine gel yiğidim boş yere çabalanma
      Uzaklarda arama içindedir mutluluk....

      C.YILMAZ..

      MARTILARLA BEKLEYİŞ

      Seni sensiz yaşıyorum
      Bu şehirde yar
      Bir yanımda yalnızlık
      Öte yanımda hüzün
      Yalnızlığıma tek dost martılar
      Kızkulesi karşısında
      Seni bekliyorum martılarla
      Biliyorum elbet bir gün geleceksin
      Sen gelince Kızkulesi’nin ışıkları
      Daha bir canlı parlayacak
      Martılar daha bir çılgınca dans edecek
      Gökyüzünde…
      Seni bekliyorum yar
      Kızkulesi karşısında martılarla
      Hüznü ve yalnızlığı da yanıma alarak...


      Name KOBAL

      07.01.2007
      Resimler
      • Martýlar Efsanesi.jpg

        12.77 kB, 0×0, 261 defa görüntülendi
      Doğru olsam ok gibi,Uzağa atarlar beni
      Eğri olsam yay gibi,Elde tutarlar beni
      Hz. Mevlana

      Dönme Umudun Martı Kanadında

      Gel çal vakitlerimi
      kıyısına düştüm yanlızlığının
      tek ışık martılar,
      kara gökyüzünün beyaz incileri
      sıcağına davet şarkısı söylüyorlar.....

      Gel titrek bedenim,
      dinginliğine susuz
      Karaya vurdu yokluğun yıkıcı
      tek sağlam martılar
      yıkık aşkların umut gücü
      çaresizliğime yardım naraları atıyorlar.....

      zafran

      Işıkları sönmediyse hala bu şehrin,karanlık kanıyorsa yavaş yavaş biliyorum bitmedi dönme ümitlerin.Martılar sürdürüyorsa dansını dalgalarla ve yaşatıyorlarsa bizi kanat çırpışlarında bil bitmedi içimde sevgin..

      Yeterki vazgeçme Martı seslerini dinlemekten hala şarkımızı söylüyorlar duyuyormusun.

      08/02/2007
      (çınladı kulağımda o mahur beste Martılar eşlik etti göz yaşlarıma)
      Aşkta tıpkı ELİF gibidir isminde gizlidir ama okunmaz o olmadan da besmele sese gelmez o herşeyin içindedir hiç birşeyde görünmez...

      aşk üzerine

      Aklımın en derin yerinin
      Dünya tatlısı egemen gücü;
      Göklerin armağanı, korkutucu,
      Bir o kadar da sevgili, öylesine sık
      Dönüp gelirsin düşüncemde bana,
      Sen karanlık günlerimin yoldaşı.
      Kim anlamaz ki o gizemli halini
      Senin ? Kim anlamaz ki bendeki
      O gücünü senin (....)

      Neredeyse inanılmaz geliyor bana
      Sensiz uzun zaman katlandığım
      O mutsuz yaşam
      O aptal dünya;
      Neredeyse anlaşılmaz geliyor bana
      Nasıl oluyorda arzu duyar, acı çeker insanlar
      Sana benzeyenlerden başkalarına.

      Seni ilk gördüğüm andan beri
      Hangi düşüncemin, duygumun son hedefi
      Olmadın sen ? Kaç gün geçti.
      Seni düşünmeden ben ? Kaç gün yok oldu
      Rüyalarımdan
      Senin o ilahi hayalin ? O güzel hayalden,
      O meleksi hayalden başka,
      Dünyada
      Tüm evrenin yüksek yollarında,
      Ne görmeyi isterimki ben senden başka, ne umarım ki
      Görmeyi daha güzel senin gözlerinden başka ?
      Düşünmeyi daha tatlı seni düşünmekten başka ?

      Leopardi
      Bellum omnium contra omnes
      Yapılacak bir tek şey kalmışsa hiç bir şey yapılmamış demektir.

      Ateş Yangını

      Dudakların Kalbime Giden Ateş yangını
      Deli eder şu gönlümü; martının bakışı
      Senin gözlerin İstanbul’dan da güzel
      Ben alıştım sensizliğe bir akşamüstü

      Ateş böcekleri sessizliğini yaşar
      Yüreğim sensizliğe şiirim haykırış
      Deli Gölüm mavi köşkün lambası
      Martılar sensizliğin hasretine ağlar


      Naci KOBAL Ankara Şubat 2007
      Resimler
      • Aþýk Martý.jpg

        6.23 kB, 0×0, 344 defa görüntülendi
      Ben Değil Biz Varız
      Naci KOBAL 2000

      Bir El Değer Gecenin ZİFİRİNE

      Bir el değer gecenin zifirine
      Baba şefkati ile sarar kucaklar acıları
      Karaları beyaz eder....

      Işığında renk cümbüşü
      Yarını müjdeler usuldan
      Görebilene cennet köşesi yüreği
      Duyabilene birer altın değerinde sözleri
      Yeterki kulak kabart dört aç gözlerini
      O çağlayan dereden bi yudum içmek iste yeter ki
      Gönlünü akıtır çoraklarına..
      Beyaz bi martı kanadında bembeyaz ümitler taşır
      Yterki değebil kanadına.....

      zafran

      (Zifire bi ışık doğar yarını müjdeler yürek nağmeleri sen duymayı bil yeter ki ve gözlerini açık tut beyaz senin yüreğinde....)
      Aşkta tıpkı ELİF gibidir isminde gizlidir ama okunmaz o olmadan da besmele sese gelmez o herşeyin içindedir hiç birşeyde görünmez...
      Martı

      Kanatları,
      lacivert denizlerin yansımasıyla
      maviye çalan
      ürkek bir martı gibisin.
      Dünyanın en ürkek,
      dünyanın en hassas,
      dünyanın en tatlı martısı.

      Her kanat çırpışında usulca
      uzaklaşıyor,
      uzaklaşıyorsun sevdiklerinden
      süzülerek.
      Sen süzülüyorsun,
      gözlerimden yaşlar süzülüyor.
      Gözlerimden yaşlar süzülüyor
      denizlerin maviliğine,
      gözlerimden yaşlar süzülüyor
      sana ağlayan yüreğime.

      Her kanat çırpışında
      uzaklaşıyorsun
      uzaklaşıyorsun ama,
      sen kanatlarnı çırparken
      senle çırpınan
      sevda dolu yüreğime
      hüzünlü akşamlardan kalan bir hisle
      daha da,
      daha da
      yaklaşıyor,
      yaklaşıyorsun.
      İnsanları yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz.
      RAHİBE TERESA.
      Nereye

      Hayatın korkusuz açık kapısında
      Hasreti hayal kanatlarıyle geçersin
      Bir mum gibi eriyen ömür sarayında
      Titreyişin elinde emeğin

      Her kapıda bekleyen bir kapıcı
      Hüzün bahçesinin bülbülü gibisin
      Yol ümide açılan bir kapı
      Kalbin inceliklerinde inleyişin
      Sana bir ömür boyu içtenlikli bir bakış
      Yalnız kalışın ardında saklı çilelerinle
      Açıklanmaz seslenişin.
      İnsanları yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz.
      RAHİBE TERESA.
      Teninde yangınlar unutulan
      Şafaklarla aralanır hüznün perdesi
      Kahpe ayrılıkların sürgünü biter
      Coşar sevdanın kuruyan nehri

      Sararmış mektupların kederi
      Yeşil yağmurlar getirir yüreğe
      Kardelenlerin müjdesinde kaybolur
      Yalnızlık şehrine düşen gölge

      Yatıştırır öfkesini şimal rüzgarı
      Yüceldikçe sinede kara gül ülkesi
      Vuslat kokan düşler bırakır ömre
      Geceyi büyüler lacivert buse

      Mavi bir deniz olur ansızın ölüm
      Ansızın durur zaman suların sessizliğinde
      Gözlerinin saçağında bir güvercin palazlanır
      Pupa yelken bir gemi sığınır ellerime


      Hoş geldin aşk…İstanbul yüzlü…
      İnsanları yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz.
      RAHİBE TERESA.

      Martıların Diyarı

      Martı çığlıkları sabahların uykusuz geceleri
      Kelebekler sensizliğinde yakamoz yansıması
      Bulutların yağmurunda sensizliğe çaresizliğim
      Çiçeksiz mevsimlerimde dudaklarım sana susuz


      Deniz sahilinde taşların yosunu sarmaşıklarım
      Rüzgârın sesi Arnavut kaldırımında bekleyişim
      Sensizlik sarı saçlarında yıldızların gölgesi
      Martıların diyarında bakışlarında kaybolurum

      Naci KOBAL Ankara Şubat 2007
      Resimler
      • 3122.jpg

        944.52 kB, 0×0, 342 defa görüntülendi
      Ben Değil Biz Varız
      Naci KOBAL 2000

      YALNIZ ÖLÜYORUM

      Şimdi ben, burada
      birtanem
      taşıyorsam şu çivili yüreği
      ben şimdi yenimi sıyırarak durmuşsam başında bu
      uçurumun
      insanlar bağrışarak duydukları utancı belirtiyorsa benim
      şu şair ve acılı halimden
      bırakma sen olsun beni hemen
      dur , bir kulak ver , anla
      kaldırarak dudaklarını , birtanem
      öyle yol verme bana .

      O bir zamanlığın da senin yoksa ve aşk dahi iğneli bir
      yalnızlıksa durup adına
      ah uzan bana, söyle bana ve bildir
      cömert Tanrı adına , yavru ceran
      yitimim yaklaşmakta yitimim
      bu böyle heran
      dedim sendendir .
      Bak ben bugün
      yalnızsam
      öyle yeğnik durmuşsam bu bildik uçuruma karşı
      yakmışsa ağlamakkoyu bir tül gibi tüm çıplak gövdemi
      ve her ağzım açışta parmaklarım kırılmışsa , kendimi
      bilmemişsem
      sendendir .
      Sendendir birtanem
      sendendir ,tek merhaba diyebileceğim bir yüz aranıp
      durmam böyle haftalar aylar boyu
      durup sonunda bir yığın iyi giyimli çakalla aynı çöplüğü
      paylaşmam
      sonra kıyısından köşesinden kemirmesi bir de gecemi
      gündüzümü bir farenin ucun ucun
      sendendir , sendendir kınalı yapıncağım .
      Şimdi bak duymuyorsun , ben tenimi sıyırarak durmuşum şu çivili
      yüreğimle başında uçurumun
      öksüzüm yalnızım bir başımayım
      inanmazsın ,siliyor herbir salınışıyla o bir zamanlığın da
      anımsayışları ,ben gidiyorum
      sen şimdi habersizsin ,günahsızsın
      unutma beni sakın ; kimsesiz
      ölüyorum
      Leopardi
      Bellum omnium contra omnes
      Yapılacak bir tek şey kalmışsa hiç bir şey yapılmamış demektir.

      Martının Gözyaşları

      Bir rüzgar mı getirmişti
      Beni bu boş sahile,bilemiyorum
      Üzerimdeki ince elbiseyle titriyordum.
      Rüzgar,uçuşan saçlarımla,bedenimi
      Bir hırsla sarsıyordu.
      Dalgaların sesi uğulduyordu kulaklarımda
      Çıplak ayaklarım kumların üzerinde üşüyordu.
      Biliyordum artık.
      Sonsuz duyguların savurduğu,ben
      Yine anlatamamıştım ona istediklerimi
      Anlayamazdı ki beni nasılsa...
      Bu rüzgarlar keşke sadece tenimi değil
      Yüreğimi de bu kavurucu acıdan kurtarabilseydi
      Delice bir arzu yine sarıyordu ruhumu.
      Kollarımı açmak bir kanatmışçasına
      Gökyüzüne uçmak istedim:
      Belki bir martı gibi çığlıklar atarak süzülmek.
      O bulutlarla oynaşan mavilikte.
      Son hızla uçarak,ona yakın olabilmek.
      Yine vurulacağımı bilsemde
      Ruhumu yolladım gökyüzüne
      Bir an bile sürse,avunsun
      Yine özgürmüşçesine sevgiyi tatsın diye
      Sizin de yürürken düşerse iki damla üzerinize
      Gökyüzüne bakın sizde
      Bu bir martının gözyaşıdır
      Yine ulaşamamıştır sevgilisine...

      Rüzgar Meleği
      Yaşamayan bilemez
      Özlemin nasıl bır duygu olduğunu
      Özlersin ama kavuşamassın
      Yüreğındeki alevi söndüremessin
      Gelemeyeceğini bile bile beklersin
      Bazen kapıdan bahçede uçuşan kuşları
      Bazende gece yarısı pencereden yıldızları seyredersin
      Bir yıldız kayınca da yine aynı dileği tutarsın
      Kadehlerde ararsın onu
      Bulamayınca da çılgına dönersin
      Kendine gelemessin
      Sahil kenarlarında martılara denizcilere sorarsın
      Cevap alamayınca yollara düşersin
      Duvarları delersin yine kavuşamassn
      Ve en sonunda anlarsın ki
      "ÖZLEMEK İNSANI KAHREDİYOR"

      Özlem
      Martı inadı

      martı olmak vardı bu şehirde,
      bütün gökyüzü senin
      uç uçabildiğin kadar...
      ne bir bina var
      güneşle arana gicerek
      ne de
      gökyüzüne bakıyorsun diye gülecek insanlar.
      insan olmak neye yarar
      herkese inat
      martı olmak vardı bu şehirde.

      martı olmak vardı bu şehirde,
      bütün denizler senin
      yüz yüzebildiğin kadar...
      ne plaj parası var
      denizle arana girecek
      ne de
      donla yüzüyor diye gülecek insanlar.
      insan olmak neye yarar
      herkese inat
      martı olmak vardı bu şehirde.

      martı olmak vardı bu şehirde,
      bütün çöplükler senin
      did-didebildiğin kadar...
      ne yasaklar var
      çöplerinle arana girecek
      ne de
      çöp topluyorsun diye gülecek insanlar.
      insan olmak neye yarar
      herkese inat
      martı olmak vardı bu şehirde.

      bir de...
      herkese inat
      bu şehirden gitmek var ama
      gidemiyorum işte.

      beyaz martı

      beyaz bir martı olmak isterdi hep gökyüzünde

      ve yüzünde

      mahdut bir gülümseme taşırdı.

      geceleri

      gizli gizli denizle buluşur

      ufukla bakışırdı...



      'ah' derdi kendi kendine

      'bir martı olsam

      yârin kucağını anımsatan

      şu gökyüzüne uzansam

      uzansam da kendimi gökyüzü sansam...'



      ve şiirler yazdı...

      savaşı

      şiirlerinde kendini anlatmaktı

      amacı

      kendini anlattığı

      şiirlerde saklanmaktı...



      öldüğünde...

      şiirleri bulundu gerçi

      eski bir yastık altında

      ama kimse onu şiirlerinde bulamadı.

      kendi şiirlerinin bile

      şairi olamadı...
      Adam Olmazsın Ey Tüccar Senin Gölgen Bile Sabıkalı....