Hemşin Ağaları II

      Hemşin Ağaları II

      HEMŞİN AĞALARI II

      Dün akşam chat’ta sohbet ederken söz bir ara eski Hemşin Ağalarına geldi. Arkadaşımız cümlelerin arasında bir kelime etti ve dedi ki; “O AĞALAR KİMSE VE O DERE BEYLİĞİ KİMLER YAPTI İSE YAPTI VE SAYESİNDE ZÜLÜMLERDEN KURTULDUK SEN İSTER ANLA İSTER ANLAMA HA ARALARINDA ZÜLÜM YAPANLARDA OLMUŞTUR ODA BENİ SENİ ONU BAĞLAMAZ DİYE DÜŞÜNÜYORUM“.
      Elbette haklı olduğu bir nokta var ki o da yapılanların bugün yaşayanları bağlamayacağı. Ama herkes bilsin ki Hemşin’de Ağa’lık devri çok önceleri bitti. Bitti ama Ağa’ların ne elleri ne de cepleri de pek temiz sayılmaz. Söyleyecek çok şey var ama ben size bir dönemin hikâyesini anlatmak isterim. Hani; Hikâye dedimse rivayet ve martaval değil. Tamamı gerçek ve yaşanmış şeyler.
      Daha önce 1.Dünya savaşı yıllarını anlatmıştım. Bugün 2.Dünya Savaşı yıllarını anlatacağım. Yani dağlarda Eşkıyanın olmadığı ama eski eşkıyaların şehre indiği dönemi. Bunlar biraz daha modern eşkıya. Hatta Vatansever eşkıyalar. Her ne hikmetse bunların adı da genellikle AĞA. Ortak bir özellikleri de çoğu CHP’li. İşte ben bu CHP’li Ağa’ları anlatacağım.
      Türkiye 2.Dünya Savaşına girmemiş ama tehlikenin tam göbeğinde. Özellikle İngilizlerin büyük baskısı var savaşa girmemiz için. Direnebildiğimiz kadar direniyoruz savaşa girmemek için ama bu arada savaş hazırlığını da yapıyoruz. Yiyecek stokluyoruz. Vergiler salarak muhtemel bir savaşa kaynak yaratmaya çalışıyoruz. 1940’lı yıllar.
      Devlet saldığı vergileri toplamak için Tahsildarlar görevlendirmiş. Tahsildarlar belli dönemlerde Hemşin’e geliyorlar. Tahsildarın geldiğini duyan köylü ahırındaki hayvanları dağlara çıkarıyor. Çünkü ahırda bulunan hayvanlar bile sayılarak vergiye tabi tutuluyor. Peki dağlara çıkarak vergiden kaçmak mümkün mü? Elbette ki hayır! Çünkü Ağa kimin ahırında ne var biliyor. Belgeler Ağa’nın evinde dolduruluyor. Tabi ki karşılığında da ahırında 10 sığır olan Ağa’ya 1-2 sığır yazılıyor. Bu sebeple millet o yıllarda sığır besleyemediği için peynire ve yoğurda da hasret ama Ağanın evinden bunlar da eksik olmuyor.
      Bu arada ordunun yiyecek stokları için milletten mısır da toplanıyor. Biçim sonunda bahçelere serilen bezler üstünde mısırlar kurutularak sepetlere konuyor ve Pazar’daki Limanda bekleyen motorlara doldurulup karşılığında “Vergisini ödemiştir” makbuzları alınıyor.
      İşte bu mısır teslimi sırasında Pogina’dan (Boğaziçi Köyü) yola çıkanların içinde henüz 9-10 yaşında bile olmayan yalınayak annem de bulunuyor. Onun sırtında sepet yok ama küçük bir tigina var. Hevesle gidiyor çıplak ayaklarının üzerinde devletine karşı görevini yapmaya. Pazara vardıklarında Limana gidip eksperi görüyorlar önce. Eksper gelenlerin sepetindeki mısırları kontrol ediyor ve hışımla tiginaya bir temle atarak denize atıyor. Çünkü gelen mısırlar tam olarak kurumamıştır ve diğerlerine karışırsa hepsini çürütür. Diğer sepetlerde aynı akıbete uğruyor. Yalvarıyor köylüler. “Mısırı getirdik! Sen döktün ama hiç olmazsa bize makbuzumuzu ver”
      Eksper insafsız. Vergilerini vermemek mahsus kurutmadan getirdiklerine inanıyor. Sabah güle oynaya yola çıkan ve 4-5 saat yürüyen neşeli grup ağlayarak dönüyor geriye. Vergiden kalan mısır belki Vergiyi karşılayacak ama kendilerine kalanla 6 çocuk bir ay bile çıkartamazlar. Baba diyor ki; “Üzülmeyin! Devletimiz var olsun! Gerekirse ağadan borç mısır alırız”
      Aynen öyle oluyor! Yani Ağa’dan borç mısır alınıyor. Tuz, şeker alınıyor. Karşılığında da Ağa’ya Meci gidiliyor. Yani tam ballı börek! Hem köylünün verdiği vergiyi verme hem de üstüne köylünün verdiği mısırdan serender doldur. Bu mısırları köylüye borç olarak dağıt ve karşılığında da evinin işlerini köylüye bedava yaptır. MARABA çok nasılsa.
      Ağa nerden buluyor mısırı? Önce katırlara yükleyim vergiyi vermek amacı ile götürüyorlar ama nedense makbuz-mısır değişimi sırasında mısırlar motorun ambarına ineceğine katırlarda kalıyor. Hatta üzerine götürdükleri kadar daha ilave ediliyor. Ağa bu! Boru değil ya! Dönüyor geriye ve dolduruyor serenderlerini. Maraba da Ağa satın aldı zannediyor gelen fazla mısırı.
      Peki, herkesin vergi verdiği bu dönemde neden Ağa’lar korunuyor?
      Sebep ağa’lara birilerinin yüklediği görev var. Bulundukları bölgelerde CHP’ye sahip çıkmak. Daha doğrusu CHP’nin Burjuva Sınıfına terfi etmek. Bu hizmetlerinin(İspiyonculuk yapmak, Tahsildarlara yatacak yer temin etmek, karınlarını doyurmak, seçim zamanı oy kontrolü yapmak vb.) karşılığında da birazcık korunmak.
      Bu arada bir de Yol Vergisi geliyor. Köylü gurbette kazandığını eğer eşkıyadan saklayabilirse vergi diye yatırdığı gibi bir de bahçeden aldığını vergi diye ambarlara ve başkalarının serenderlerine doldururken üzerine gelen bu vergi ile iyice bunalıyor. Makbuzlar geliyor köylülere “Şu kadar yol vergisi ödeyeceksiniz” diye.
      İşte bu vergilerden biri de dedeme geliyor 1941 (yılını tam olarak hatırlayamıyorum. Çünkü o evrak şu anda bende değil) yılında. Her yıl 3-5 lira olan vergi o sene 10 lira 25 kuruş olarak geliyor. Dedem de kuruş yok. Birileri yolda çalışmak yerine nakit para ile bu vergilerini öderken dedem yine elinde balyoz, murç düşüyor yollara. Bu sefer çocuklarının nafakası değil getireceği. Devletin yol yapımı için atağa kalktığı bir dönemde verilecek emek katkısı. Dedemin hakkına da 8 metreküp taş kırmak düşüyor. Hem de nerede bilseniz. Borçka İli, Borza Önü, Parkasi Mevkiinde. Yani Hemşin’e yürüyerek 8-10 günlük mesafede. Gidiyor tabi ki. Hakkına düşen 8 metreküp taşı kırıyor ve karşılığında da Bosigzade Tevfik Efendinin imzaladığı makbuzu alıyor. “Falanca oğlu filanca …. Yılı Yol vergisi olarak …. Mevkide 8 metreküp taş kırmış olup, isteği üzerine bu belge düzenlenerek kendisine verilmiştir”.
      Tabi ki taş kırmak veya yol yapmak gibi işleri yapmayanlar da var. Parası ve sanatı olmayan, bildiği tek iş katırcılık olan İbişlerin Ensar Dayı 10 çocuğunun karnını doyurmak zorunda. Vergiyi ödemiyor ve gidip Pazar’da ki hapishanede 1 Ay hapis yatıyor. Vergi kaçırdığı için. Rahmetlinin bizzat kendisinden dinlemiştim.
      2 Metreye yakın boyu olan bu ihtiyar demişti ki; “Verecek para mı var. Gittim hapis yattım. Hem evden bir boğaz eksildi hem de hapishanede her gün yemek yedim”
      Yediği yemek ise kurtlanmış makarna ve onun için de her gün şükretmiş Allaha ve dua etmiş Devlete. “Allah Devlete zeval vermesin!”
      Rahmetli dedem binlerce örneği gibi inanmış ve güvenmiş devletine. Vergisini vermiş. Aç kalmış, açık kalmış ama asla vergisini kaçırmamış binlercesi gibi. O kadar sıkıntı çekmiş ki 15 çocuğundan 3 tanesi kıtlık yıllarında ölmüş. Henüz 9 yaşında olan babamı ise; “Hiç olmazsa bu ölmesin diye” Erzurum’da bir ağanın yanına bırakmış bir sene.
      O dedem ki neredeyse hiçbir çocuğunun doğumunu görememiş. Çünkü çocuklar doğduğunda o gurbette imiş. Hatta çoğunun evlendiğini de görememiş. Çünkü gurbette imiş.
      Ya Ağalar ne yapmış herkesin inim inim inlediği bu dönemde?
      Biriktirmişler! Sadece biriktirmişler. Çünkü onlar Ağa! MARABA’da çok nasılsa. Servetlerine servet katmışlar.
      Ya zavallı dedem ne yapmış? Köyün en büyük evinden ayrılanlara ocaklık gösterilmiş Güneli (Güney) tarafından. Dedeme de bir yer göstermişler. Ev yapacak ama para yok. Mecburen düşmüş yine yollara. Bu sefer Gurbet BATUM. Tam iki sene sürmüş gurbeti. Hem de hiç geri dönmeden. Yokluğunda ise Ağa dedeme ayrılan ocaklığa mısır ekmiş. Ev yapmaya kalkınca da dedeme yer göstermişler Çemag (Kuzey) tarafından. Verilen arazi gaspedildiği gibi bir de onlarca yıl sürecek güneş görmeyen yerden güneşe hasret sürgünleri.
      Ağa’nın evine kışlık yakacak odunlar taşınırken hemen yakındaki kesilen ağaçlardan, nedense MARABALAR bir saatlik yollardan getirecekleri odunları kesmek için bile Nahiyedeki ağalardan izin alırlarmış.
      Eşkıyaların da eşkıyaya karşı koyan Ağların da Hemşinliye bir faydası olmamış. Sadece kendilerine faydası olmuş. Eşkıyanın elinden bizar olan MARABALAR bu sefer de Ağaların şerrine duçar olmuşlar.
      Bütün bunlar elbette çok geride kaldı. Çekilenler unutuldu. Ama bugün Ağa sülalesindenim diye ortada gezenlerin en azından MARABA olmaktan kurtulan Hemşinlilere bir borcu vardır.
      En azından servetlerinden bir kısmını ayırıp Hemşin için bir şeyler yapsınlar. Gençlere istihdam imkânı sağlasınlar. Belediyemize biraz yardımcı olsunlar. MARABALARINI unutmasınlar yani.
      Ne dersiniz? Haklı değil miyim?
      Selam, sevgi ve muhabbetle…

      Not: Bu arada söylemeyi unuttum yahu. Nedense bu ağaların hepsi CHP’li idi. Hala da babadan oğula geçen böyle bir CHP’lilik devam ediyor.
      Hala tanımamışlar / Hemşin'deki BİZ'leri / Hemşin temizleleyecek / İçindeki TİZ'leri...
      Rahmetli dedem ağalardan çektiklerini anlatmaya başlamadan önce şöyle derdi " ağanun astuği astuk, kestuği kestuk uşaam.. hepsinun gorlerina, canlerina ......"

      ve şu lafınıda hiç unutmam " biz yemaa ekmek bulemezken ağaler ata şeker yedururlerdi"

      ve en acı olanda şuydu duyduklarım arasında.

      Dedemlerin babaları savaşa gidip te şehit olunca geride küçücük çocukları (dedemler yani) ile dul kalan rahmetli ninemin köydeki bazı arazilerine ağalar el koymuş. Dedemin annesini tanıma fırsatı buldum kendisi 110 yaşında falan rahmetli oldu.

      birgün şehit olan eşine ait tarlada çalışırken ağa efendi gelmiş ve aynen şöyle demiş. "seni bi daha burda görmeyim" ve bizim olan araziye daha girememiş ağa korkusundan. ne acı bir durum. hem şehit eşi ol genç yaşta çocuklarla dul kal hemde ağa geride kalan bir avuç toprağa el koysun.


      daha ne anlatmak gerekir bilemiyorum. tabiki bütün ağaları aynı kefeye koymamak lazım. insani duyguları ve merhametini kaybetmemiş ağalar da olmuştur elbette. Ancak ağalık sisteminin bir dönem Hemşine büyük acılar çektirdiği da bir gerçek.

      Şakir abinin tabiriyle biz marabalar bu topraklar için çok ağır bedeller ödemişiz. vatan için ödenen bedeller helal olsun ancak ağalara ödenenler için maalesef aynı şeyleri söyleyemeyeceğim.

      AĞALIK , DEREBEYLİK ...

      Yukarıda anlatılanlarıla ilgili olarak ,ben de Sayın saksu ile Chat 'ta bir kaç konu konuştum.Ancak konuşmamız daha çok Eşkiyalık üzerineydi. Bu arada bir konuyu da aydınlatma gereği duydum.
      Osmanlı Devletinin Eyalet yönetiminde bizim bulunduğumuz bölge ayrıcalıklı bir yönetime tabii idi.Yani Trabzon vilayetine bağlı ,Lazistan SANCAĞI bir tür derebeylikle yönetiliyordu.Yani Lazistan 22 derebeylik idi.Bu durum "Vilayet nizamnamelerine " kadar devam etti. En son Trabzon Valisi Osman Paşa tarafından derebeyliğe son verildi.Bu günkü nahiye ve ilçelerin bir kısmı derebeylik idi. Sanırım Saksu Beyin bahsettiği ağalık bunlar değil , daha sonradan türeyen ağaları kastetmiştir.Çünkü vilayet nizamnameleri Tanzimattan hemen sonra uygulanmıştır.

      AĞALAR HAKKINDA

      ŞAKİR ABİ EŞKİYA NE ZAMANDAN BERİ VATANSEVER OLDU
      YOKSA BİLMEDİĞİM BİRŞEYMİ VAR BENİM BİLDİĞİM ŞAKİ LER LE EŞKİYA LARI KARIŞTIRMAMALIYIZ BUNLAR ŞAKİMİ EŞKİYAMİ?
      BENİM DEDEMDE AĞA İDİ AMA TOPRAK AĞASI DEĞİL HEMŞİNDE AĞALIK BİLGELİKLE OLUR İDİ EŞKİYADA GÜÇLÜLÜKLE OLURDU
      KORUCULAR EŞKİYA DEĞİLDİ AMA AĞA GİBİYDİLER ÇÜNKİ SÖZLERİ BİZİM DEYİMLE PARA EDERDİ BOLGENİN İHTİYACI AİLENİN İHTİYACI
      İÇİN YOL KESENLER BENCE EŞKİYA DEĞİL ŞAKİ İDİ.
      BU ÜLKEDE HALKA YARDIM İÇİN DAĞA ÇIKANLARADA HEM EŞKİYA HEM ŞAKİ DENDİĞİNİ UNUTMAMALIYIZ HEMŞİNDE
      NE EŞKİYA NE ŞAKİ ÇIKTI HEMŞİNDE HER YONÜYLE ÇOK İYİ VATANSEVER ÇIKTI AMA BİRKAÇ ÇÜRÜK ELMANIN LAFIMI OLUR ŞİMDİ
      SENİN YAZIN DİKKATA DEĞER OLDUĞU İÇİN SENİN ADINLA BAŞLADIM
      AMA KAVRAM KARMAŞASI VE POLEMİĞİNE GİRMEYİP ŞU DERNEK VE DERNEKLE R MESELESİNİ GÜNDEMDEN DÜŞÜRMEYELİM.
      Not: Bu arada söylemeyi unuttum yahu. Nedense bu ağaların hepsi CHP’li idi. Hala da babadan oğula geçen böyle bir CHP’lilik devam ediyor.

      Sn. Saksu

      Bilirsin ağalar hep iktidarcı olur, o zamanda iktidar CHP olduğundan olmasın...

      Ben CHP li falan deilim de, böyle fırsat buldukça iteleme yapmak zorundamısınız :)

      O zamanki ağalar CHP liyse şimdiki ağaların da ne olduğu belli değilmi...

      Ayrıca ben Hemşin' in geçmişinde ağalık olduğunu ilk defa duydum, bizim köyde bir kaç aile varmış ama onlar da ağa değil de efendi olarak tabir edilirlermiş, ve de bu insanlar da kimseye zulum yapmamış sadece bu insanlara danışılırmış birşey yapmadan önce fikir alma amacıyla... ama bu konuda benim bilmediklerimde olabilir idda etmiyorum kesinlikle böyle diye...

      Saygılar.

      Aha Belgeler

      Bu vergilere o zaman "buhran" vergisi denirmiş. İşte size bununla ilgili tarihi belgeler.
      Belgelerdeki tarih ve yazılara iyi bakın...
      Resimler
      • esk715 (600 x 273).jpg

        51.79 kB, 0×0, 974 defa görüntülendi
      • esk729 (600 x 280).jpg

        52.38 kB, 0×0, 959 defa görüntülendi
      Ya gündüz kurtaracak, yahut gece alacak,
      Düşmanın bu toprakta ölüsü kalır ancak!
      Bir satır boş kalmasın ölümün defterinde,
      Cesaret yine sağdır vatanın siperinde...

      SAKSU SEN ÖMÜRSÜN

      ÖNCE DEVRİME TEŞEKKÜR EDEYİM VE KONUYA DÖNEYİM. AFERİN DEVRİM.

      SEVGİLİ CANIM KARDEŞİM, ARKADAŞIM, VS.VS.

      SAKSU SEN YA AĞALIĞIN TANIMINI BİLMİYORSUN. YADA CUNDALININ DEDİĞİ GİBİ KAVRAMLARI KARIŞTIRMIŞSIN. YADA BU GÜNKÜ SİYASİ PLATFORMUNU GEÇMİŞTEKİ BÜTÜN TÜRKİYENİN SIKINTILARI İLE DESTEKLEMEK İSTİYORSUNKİ (İHTİMAL VERMEK İSTEMİYORUM) YANLIŞ.

      1940 LI YILLARI ÇOK GÜZEL ÖZETLEMİŞSİN. O YILLARDA YAPILANLAR SALMALAR VE VERGİLER DOĞRU. OLMALIMI İDİ BİR SAVAŞA GİRME İHTİMALI OLAN HER ÜLKEDE OLUR.

      GELELİM AĞALARA VE SENİN ANLATTIĞIN KİŞİLERİN HİÇ BİRİ AĞA DEĞİL. O SİSTEM DE MAALESEF AĞALIK DEĞİL. OLSA OLSA YARDAKÇILIK, RÜŞVET, ÇIKAR, GASP VE SOYGUNCULUKLA ANLATILIR.
      O İSKELEDEKİ ÇOCUĞA VE HALKA YAPILAN ZULUM DEVLET MEMURUNUN GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANMASI İLE İLGİLİDİR.
      MISIRIN VERGİ DİYE ALINIP SENİN AĞA DEDİĞİN KİŞİLERİN KATIRINA YÜKLENMESİ IRTIKAPTIR. ÇETECİLİKTİR. YANİ DEVLET MEMURU İLE ÖRGÜTLÜ SUÇ LİDERİNİN BERABER ÇETE KURARAK HALKI VE DEVLETİ SOYMALARIDIR. BU ZAMANIMIZDA DA ÇOK GÖRÜLMEKTE, DAHA GEÇTİĞİMİZ YILLARDA GÜNDEMDEN HİÇ DÜŞMEYEN OLAYLARDIR.

      BANA HEMŞİNDE BİR AĞA TARİF ET Kİ KÖYÜ OLSUN, TORUNLARI HİÇ ÇALIŞMADAN SEFA SÜRSÜN, VEEE BİDE DEDENİN ARSASINI GASP EDEN O SUSİK AĞASINI AÇIKLA Kİ TÖHMET OLMASIN.

      GELELİM CHP YEEEE!!!
      BİLDİĞİM KADARI İLE AĞALIĞIN KALKMASI İÇİN ENB BÜYÜK ÇALIŞMAYI CHP NİN YAPTIĞINI HEPİMİZ BİLMİYORMUYUZ. 70 Lİ YILLARDA TOPRAK REFORMU DİYEN CHP LİDERİ RAHMETLİ ECEVİT DEĞİL Mİ İDİ?

      SONRA HEMŞİNDEKİ HANGİ CEHEPELİ AĞA TORNU DİYE SORARLAR.
      BEN CEVAP BULAMADIM. SENCE KİM? BEN HEMŞİNDE AĞA DEDESİNDEN ZENGİN DOĞAN KİMSEYİ BİLMİYORUM.

      SEN HAKKATTEN ÖMÜRSÜN. BIRAK BUNLARI DERNEK LOKALİNDE BU KONUDA OTURUMLAR DÜZENLER BOL BOL KONUŞURUZ. AMA ÖNCE BİR ŞU DERNEK MESELESİNİ HALLEDELİM.

      KONUYU SULANDIRMANIN ANLAMI YOK. SEN DERNEKLER KONUSUNDA NE YAPACAKSIN ONU SÖYLE. BAŞKANI AĞA İLAN EDERİZ SEN DERNEĞE GEL DERNEĞE.
      YUKAKAPİLİ

      Hemşin Ağaları...

      Yazar: saksu Tarih: 26.11.2005 Saat: 16:32

      HEMŞİN AĞALARI II

      Dün akşam chat’ta sohbet ederken söz bir ara eski Hemşin Ağalarına geldi. Arkadaşımız cümlelerin arasında bir kelime etti ve dedi ki; “O AĞALAR KİMSE VE O DERE BEYLİĞİ KİMLER YAPTI İSE YAPTI VE SAYESİNDE ZÜLÜMLERDEN KURTULDUK SEN İSTER ANLA İSTER ANLAMA HA ARALARINDA ZÜLÜM YAPANLARDA OLMUŞTUR ODA BENİ SENİ ONU BAĞLAMAZ DİYE DÜŞÜNÜYORUM“.


      Sn. SAKSU Yukarıdaki Chat’te Arkadaşımız Bir kelime etti ve dedi ki; yazı bana ait!
      Hemşin Ağaları Konusunda KOBAL Ailesinden bahsediyorsan Açık ve Net yaz!
      Amcalarım…
      Seyit KOBAL İstanbulda Oflu Hasan ve Dündar KILIÇ ile yakın çalışmaları olmuştur, konumu itibari ile İstanbul Beyoğlu’nda Hemşinlilere iş ve konaklama sağlamıştır, ihtiyacı olanlarında yanında olmuştur.
      İstanbul Kadıköy’de Selahattin KOBAL , Yurder KOBAL Hemşin’den gelen Yöre insanın yanında olmuş ve Evlerinde misafir etmişlerdir.
      Naci KOBAL Hemşin için Yüreğini ortaya koyup, Yörenin yanında ise beni de bugünlere hazırlayan Yürder KOBAL Amcamdır.
      Allah Mekanlarını Cennet Etsin.

      Geçmiş Zaman Olurki…
      Hemşin: Alilerin evi
      1-Naci KOBAL
      2-Yürder KOBAL
      Resimler
      • Yurder KOBAL.jpg

        66.84 kB, 0×0, 1,050 defa görüntülendi
      Ben Değil Biz Varız
      Naci KOBAL 2000
      Hüseyin Devrim Kardeşim;
      İnşallah bir gün biryerlerde buluşuruz ya da Hemşin'de birlikte bir Tecina gezisi yaparız. Benden değil de kendi yakınlarından bazı gerçekleri dinlersin. Ben ne kişi ismi ne de köy ismi veririm. Çünkü geçmişte olanlardan bugün yaşayanları sorumlu tutamayız. Bazı olayları anlatıp kavga çıkarmanın da bir alemi yok.
      Tabi ki sizin de dediğiniz gibi o günün siyasi ortamında hükümete yakın olabilmek için birileri CHP'ye yanaşabilir. Buradaki ağalık Doğudaki Ağalıktan farklıdır. Yani Hemşin'de öyle bir Ağalık sınıfı yoktur ancak Ağa gibi davranan insanlar vardır. Geçmiş böyleelri ile doludur.
      Geçelim...
      Maksut Kardeşim;
      İstersen bu konuyu biraz özel konuşalım. Söylediklerime itiraz edeceğini de zannetmiyorum. Dernek işi de inşallah istediğimiz gibi olacak. Bugün yarın size bir müjde verebilirim.
      Naci Kobal Kardeşim;
      Hemşin'de sadece Koballar yaşamadı. Neden sen üzerine alınıyorsun ki? Ben Ne eşkiyalardan ne de CHP Ağalarından bahsederken isim vermedim.
      Ancak Ağa gibi davranan hiç kimsenin kendilerinden başkasına menfaatsiz asla faydası olmamıştır.
      İlk yazımda verdiğim adrese giderseniz Mustafa Kardeşimin verdiği bir örnek var. Onu bir kere daha okuyun.
      Bazı şeyleri yok dediniz diye yok olmaz.
      Cundalı Kardeşime;
      Şaki ile Eşkiya'nın farkını senden duymak istiyorum.
      "Bölgenin ve ailesinin ihtiyacı içen yol kesenler eşkiya değil şakidir" sözünü gerçekten anlayamadım Kardeşim.
      Eğer arada bir fark yoksa benim dedemi soyanlar kimlerdi?
      Hala tanımamışlar / Hemşin'deki BİZ'leri / Hemşin temizleleyecek / İçindeki TİZ'leri...

      ŞAKİR ABİİ

      BU YAŞTEN SONRA HADİM DEĞİLSANA LUGAT AÇTA BAK DEMEK BEN ŞAKİ İLE EŞKİYANI FARKLI ANLAMLAR TAŞIDIĞINI VE HEMŞİNDEKİ AĞALIĞIN NE ANLAMA GELDİĞİNİ YAZDIM. O BOLGEDE DOYUSUFLAR KEÇİOĞLİLER ÇOLAKOĞLİLER KARADAĞLILAR DAH SAYAMIYACAĞIM
      BİR ÇOK İNSAN O DÖNEM İÇİN BUNU YAPMIŞLARDIR .

      KUÇUK BİR ANI BENİM DEDEM (KAŞIKÇI ÖMER) YAYLADAN GÖÇ ZAMANI CAHPEYİG DEN GİTOYA SIRTINDA YAĞ GETİRİYOR ÇOLAKLARDAN BİRİDE ÇATAL KAYA DENİLEN YERDE YOUNU KESİYOR İKİ ARKADAŞI İLE DEDEMİ TANIDIKLARI HALDEYAĞI ZOR İLE ALMAYA KALKIYORLAR DEDEMDE ELİNDEKİ PALA İLE BUNLARDAN BİRİNİ YARALIYOR TANIDIKLARI HALDE SOYMAYA KALKMALARI ZORUNA GİDİYOR YAĞIDA VERMİYOR.
      ŞİMDİ BU EŞKİYALIKSA EŞKİYALIK PEKİ HANGİSİ EŞKİYA AMA ŞAKİ DEĞİL HİÇ BİRİ HAREKET DEVLETE DEĞİL

      SADECE BUNU DEMEYE ÇALIŞTIM AMA BOLGENİN EN EN BÜYÜK EŞKİYASI BİLDİĞİM KADAR KARADAĞLI MEHMED ALİDİR
      Şaki: Haydut, eşkıya.
      Eşkıya: Dağda, kırda yol kesen hırsızlar, haydutlar
      Haydut: Silahlı soygun yapan kimse, eşkıya, şaki:


      TDK sözlüğündeki kelime anlamları bu. Ben üzerine daha fazla yorum yapmayacağım.
      Pogina’den (Boğaziçi) Avadanoğlu Ahmet Dedemi Rusya gurbeti dönüşünde Kanlı Boğaz’da soyanlar eşkıya mı idi şaki mi idi bilemem. Sonuçta dedem zengin değildi. Ama onu soyanlar soydukları ile zengin olmuşlardı. Yani Köroğlu (O da sonuç itibarı ile Eşkıyadır) gibi zenginden alıp fakire veren tipler de değildi. Çünkü dedem zengin değildi.
      Ben dedemin mirasçısı olarak onları Allah’a havale ettim. İnşallah dedem de affetmiştir.
      Hala tanımamışlar / Hemşin'deki BİZ'leri / Hemşin temizleleyecek / İçindeki TİZ'leri...

      Aynıdır

      Konuya katkım olması açısından bunu net olarak yazıyorum.
      Şaki ve eşkıya aynı anlamdaır.Arapça'da sözcükler tekil veya çoğul anlam taşırlar ve bu durumda yazılışları farklılaşabilir. Bu da böyle bir durum.
      Ayrıca eşkıya eşkıyadır. Hırsız hırsızdır.
      Ya gündüz kurtaracak, yahut gece alacak,
      Düşmanın bu toprakta ölüsü kalır ancak!
      Bir satır boş kalmasın ölümün defterinde,
      Cesaret yine sağdır vatanın siperinde...
      Ben yazmayı düşünürken yazınıza rastladım.Bende oldum olası hep büyüklerimden hemşine ait hikayelerle anlatılan olaylarla büyüdüğüm halde hiç hemşinde ağalık marabalık diye bi olayın yaşandığını duymadım elli yaşındayım ilk defa sayın aksunun yazısını okuyuncada oldukça şaşırdım lakapları ağa olan bi kaç ailenin olduğunu biliyorum.Lakin bu insanların köylüye baskı yapıp toprağını aldığını eziyet ettiğini değil açları doyurduklarını köylüye yardımcı olduklarını biliyorum sayın arkadaş partiye karşı olan duygularını partili olan insanlara kusmuş sanırım.Neyse fikirler herzaman söylenmeli oda sanırım onu yapmış .saygı duyuyorum sizede selamlar
      Hayat üçbuçukla dört arasındadır.Ya üçbuçuk atarsın Ya dört dörtlük yaşarsın
      Sevgili Meryem Kardeşim;
      Ağa derken herhalde bir yanlış anlaşılma oldu. Hemşin tarihinde Doğu ve Güneydoğudaki gibi bir ağalık hiç bir zaman olmadı. Bu ağalar varlıkları ile yokluk içinde olanlara ağa gibi davrananlar.
      Kimseye karşı kusmuş da değilim. Çünkü o parti ağalarının bazıları da benim 1. dereceden akrabalarımdır.
      Bu gün particilik yapanlar neyse o günün şartlarında CHP'ye yanaşıp bundan menfaat umanlar da aynı işlevi görmüşlerdir.
      Ben ısrarla söylüyorum. Aska isim vermeyeceğim. Çünkü bugün o insanların çocukları ve torunları benim kardeşlerim ve dostlarım. Geçmişte yaşananlardan onları sorumlu da tutamam. Ama sana söyleyebileceğim tek şey var.
      O yaşlılarının anlattıklarını diğer köylerdeki yaşlılardan da dinlemelisin. Mustafa Kardeşimizin ilk yazdığmda verdiği bir de bahçelerinin gaspedilmesi örneği var. Belki benzer başka örnekler yoktur ama bu benzer olayların olmadığını da göstermez.
      Bir de ipucu vereyim sana ki belki yaşayan yaşlı yakınların bu olayı biliyordur.
      KATIRCI ALİ RIZA KİMDİR?
      Araştırır mısın?
      Hala tanımamışlar / Hemşin'deki BİZ'leri / Hemşin temizleleyecek / İçindeki TİZ'leri...
      Ağalık, feodal yapıya ait bir kurumdur ve kendi gelişimi içinde araştırılması, değerlendirilmesi gerekir. Bunların içinde kendi karakterleri gereği halka her türlü zülmü yapan olduüu gibi, konumuna rağmen halka iyi davrananlar da olmuştur. Bu tarihte kalmıştır, konusu tarihindir.
      Fakat önemli olan yaşadığımız çağdaki ağalık, eşkiyalık ise; durum değişir. Önemli olanda budur. Ve kabul edilemez. Fakat etraf ağadan, eşkiyadan geçilmiyor. Türkiyenin en önemli sorunlarından biri olmasına rağmen, kimse (medya dahil) bu konunun üzerine gidilmiyor. Çünkü gitmek isteyenler " mermi manyağı" yapılıyor. Bugünkü ağalar kimler mi?, Kimler değil ki... Sokakalar, mahalleler mafya bozuntusu çetelerin elinde. Çünkü ortada devlet yok. 12 Eylül sonrası ödenmeyen çek ve senetlerin tahsili ile başlayan bu örgütlenme bugün ülkemizdeki en yaygın örgüt halinde, sanırım yakında federasyonlaşırlar. Ama devlet uyuyor!!! Veya işine geliyor. En masum isimli dernekler, kooperatifler, sportif kuruluşlar, işverenler, aklınıza gelebilecek bir çok şey hızla kendi hukukunu, kendi güvenliğini kuruyor. Bileği güçlü, silahı çevik olan kazanıyor. İşte tartışmamız gereken bu.. Dağdaki eşkiyadan daha çok bu ülkeye zarar veren bu şerefsizler, bazen " Bu ülke seninle gurur duyuyor" sloganlarıyla bile uğurlanabiliyorlar, ya ceza evine ya tahtalı köye.. Bu ülke bu insanlardan gurur duyuyorsa batsın bu Ülke!!!!!
      Gündem bu olmalı, eski ağalar değil.
      ( Koballara gelince.. Hangi Kobalı tanıdımsa hepsi dünya tatlısı insanlar. Kardeşim Şevki Kobal, Hakan Kobal, Sebahat Kobal, Yurder Kobal, Yaşayanlar da öyle. Eğer efendilik, alçak gönüllülük,insana değer vermenin adı ağalık olsaydı, en çok Koballara yakışırdı. Koballar Hemşinin en güzel parçalarından biridir, ve onlarsız Hemşin yarım kalır.)
      Selam ve sevgiler..
      Kulaksız işitmek dilsiz ifade
      Canım cananındır edem iade
      Vücut bir camidir vicdan seccade
      Onun bunun çıkarına seremem
      Helal olsun sana Bilenli Kardeşim;
      Senelerdir her sitede söylediğim şeyleri burada bir kere de sen söylüyorsun ama bence biraz eksik söylüyorsun.
      Bu ülkede çek senet tahsilatı yapan sadece " Bu ülke seninle gurur duyuyor" diye uğurlananlar mı?
      Kürt Mafyası diye bir şey duymadın mı?
      Hayatın hemen her alanında ve hergün yanıbaşımızdaki bu yapılanma da kendi kurallarını koymuyor mu?
      Ülkenin hemen her sokağı bu Kürt Mafyası tarafından parsellenmemiş mi? Herhangi bir sokağa bir Kürt vatandaşımıza haraç veriri gibi park parası vermeden arabanızı bırakabiliyor musunuz?
      İstanbul başta olmak üzere uyuşturucu, insan kaçakçılığı, taşımacılık, fuhuş pazarlamacılığını yapanları da görmeden yorum yapmak biraz eksik olmadı mı sevgili Bilenli Kardeşim.
      Devletin 12 Eylül sonrası girdiği zaafiyeti her türlü mafya doldurduı. Hatta devlet içinden birileri de bu yapılanmaya destek verdiler. Bu yapılanma demokratik hiç bir ülkede olmaz/olamaz. Bu konuda bir taraı görmemek gibi bir durum hiç kimseye yakışmaz. Eğer tarafsız yorum yapamıyorsak o zaman bu yapılanmayı da siyasi fikirlerimize görürürz ki işte bu da en büyük hatalarımızdan biri olur.

      Not: Koballar lafı nerdeden çıktı. Ben hala anlamış değilim. Bu konuda da bir açıklama bekliyorum. O kobalların bir çoğu benim baba dostum ve saygın insanlardır.
      Hala tanımamışlar / Hemşin'deki BİZ'leri / Hemşin temizleleyecek / İçindeki TİZ'leri...
      Sevgili AKSU
      "şerefsiz" sözü içinde etnik ayrım yapmadan tüm "şerefsiz" leri alarak söz ettim. Kürt mafyasını ayrı tutmadım yani.
      (Koballara gelince bu söz sana değil, yazının birinde Koballarda ağaydı gibi bir söz geçiyordu onun için yazdım.)
      Selamalar..
      Kulaksız işitmek dilsiz ifade
      Canım cananındır edem iade
      Vücut bir camidir vicdan seccade
      Onun bunun çıkarına seremem
      Bende diyorumki DEDESİ ERİK YER TORNUNUN AĞZI KAMAŞIR. eskiden köyluye kan kusturanların şimdiki ailelerine bi bakın. nayyede kahvede hava atarlar benum dedem ağa idi, ağa idida sen ne oldun be ..... ama iyi olanlarda vardı muhakkak. Şakir abiyede katılmamak elde deyil ateş düştüğü yeri yakar. bu arada HEMŞİNLİYİZ BİZ.
      Ağalarla ilgili söylenen köti şeyleri hiç üstüme almıyorum :]

      Rahmetli dedem Yakup PAMUKÇU' nun babası Rahmetli Celal dedem ( Celal PAMUKÇU ) da zamanında Hemşinimizdeki ağalardanmış.
      Celal abime de O' nun adını vermişler.

      Bütün geçmişlerimizi Allah Rahmet Eylesin, Mekanları Cennet olsun, Nur içinde yatsınlar!. (Amin!.)



      Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten, affet SEN' den habersiz aldığım her nefesten... __ N. F. Kısakürek __