Duyuru Hemşin Hes

      CVP: Merak

      Yazar: metos Tarih: 14.10.2010 Saat: 12:08

      Toplantı nasıl geçti


      HEMŞİNDEKİ TOPLANTI YAPILAMADI. ÇÜNKÜ ŞİRKET SALON İÇİN BELEDİYEYE MÜRAÇAAT ETMEMİŞ. BAŞKANDA HAKLI OLARAK SALONU VERMEMİŞ.
      HEMŞİNDEKİ PROTESTO GÖSTERİLERİ BASINDAN DA TAKIP ETTİYSENİZ ÇOK BAŞARI GEÇTİ.
      2 SONRA ANKARADA ÇEVRE GN MD DEKİ TOPLANTIYA ÖNCEDEEN KURULMUŞ OLAN KOMISYONUMUZ HUKUKÇUMUZLA BİRLİKTE KATILDI. SÜREÇ DEVAM EDİYOR.
      22 SINDE HEMŞİNDE 9. MD İSTINADEN TOPLANTI YAPILACAK. YİNE KOMISYONUMUZ HUKUKÇU EŞLĞİNDE TOPLANTILARINI SÜRDURUYOR. DERNEK AKADAŞLARIMIZ ORDA HAZIR BULUNACAKLAR. DETAYA BURDAN GİRMEK İSTEMIYORUM. HEMŞİNDEKI ARKADAŞLARIMIZLA DEVAMLI İRTIBAT HALINCE ÇALIŞMALRIMIZI SURDURUYORUZ.

      P.ERTESİ DERNEK MERKEZİNDE TOPLANTIMIZ VAR. METİN SENİDE BEKLERİZ. GÖRÜŞMEK DİLEĞİYLE
      TOPRAĞIM HEMŞİN sana elbet bir gün geri dönücem.
      Yazar: Gürman Tarih: 14.10.2010 Saat: 21:36

      ........lütfen duydugunuz ,konustugunuz ....yaptiginiz verileri asiniz,bizde bilgilenelim.
      Öncelikle Sn, Musa Hemsin Dernegi Baskanimizin konudaki izlenimlerini beklerken....

      Metin kardes,
      nediye oraya gidip bütün konusulanlari ve belgeleri aktarmadiniz,konudaki olanak eksikliginiz olmadigini tahmin ederken?
      Sn,Saksu,
      sizden Hemsin Dernegi temsilcisi olarak, (yukarda Sn,Baskanimizdan soruldu)
      lütfen bütün savunma ve karsit savunmalari görmek (ki cagimizda hersey mümküm), en azindan okumak istiyoruz.
      Bu cagimiz geregi en azindan istegimizdir.
      Lütfen kisa zamanda, yapilan müzakere ve alinmak istenen kararlar hakkinda (varsa) bilgilerinizi bu kanaldan aktarmanizi gerekli görüyoruz.

      Selamlarimla



      Nurettin öyle bir istekte bulnuyorsunkı şaşmamak elde değil.
      Toplnatı ıptal oldu. bu yın 22 sinde yapılacak.Derede horon protestosu ve diğerleri Kanal D NTV ve yerel bir çok yayın kurluşunda gösterıldı. burayada pazar53 rizehaber linklerını astık. burdan herşeyı ılan etmek sence doğrumu. sanıyormusunkı ilgılıler buraıda takıp etmıyorlar ve ona göre tedbırlerını almazlar. bıraz uyanık olsak dıyorum ne dersin?
      TOPRAĞIM HEMŞİN sana elbet bir gün geri dönücem.

      HES BAHANEDİR, RANT ŞAHANEDİR

      Sayin sevgili Hemşinli dost ve kardeşlerim hepiniz için günaydin diyorum. Çunku uyandiniz vede suyunuza sahip çikarak en güzel sahiplenmelerden birini gerçekleştirmiş buluniyorsunuz. teşekürler.
      Bu HES adi ile hitap edilen santral şeklindeki kelepçeler bizim derelere ne için takiliyor? Bu kelepçe dereyi ele geçirmek için hapis faaliyetidir diye duşuniyorum şahsen ben. ve diyorumki, bir an bile teredut etmeden bu rant hesabinin tutulduğu defteri yirtip atmamiz lazim gerekmektedir.
      Çunkü, elektirik bahanedir vede rant şahanedir. bir miktar cüzi şekildeki elektirik kime yeter? zaten ve esasen bu elekririk bir bahanedir. esas mevzu bahis konusu, bu adamlar suyumuzu ele geçirmek için taaruz etmişlerdir. butun dereleri ele geçirip satin almak şeklinde fetih ettikleri zaman şoyle diyecekler :
      haklisiniz. burdan elektirik melektirik olmaz, dişimizin kovuğini bile doldurmaz. biz de size hak veriyoruz ve bu yuzden hes yapmiyoruz. dereyi para verip almiş olduğuma göre ister suyini satarum, isterse kendim içerim.
      Evet, ayni boyle birşey diyecek bunlar. Şimdiden bu mucadele içinde hemşine sahip çikmaliyiz. Butun hemşeriler uyuanik olursa mucadeleyi kazanmak an meselesidir.
      DEREMİZİ RAHAT BİRAKIN, ONLAR BİZİM HAYAT DAMARIMIZDIR. diyorum ve başka birşey demiyorum. saygilar.
      Nurettin öyle bir istekte bulnuyorsunkı şaşmamak elde değil.
      Toplnatı ıptal oldu. bu yın 22 sinde yapılacak.Derede horon protestosu ve diğerleri Kanal D NTV ve yerel bir çok yayın kurluşunda gösterıldı. burayada pazar53 rizehaber linklerını astık. burdan herşeyı ılan etmek sence doğrumu. sanıyormusunkı ilgılıler buraıda takıp etmıyorlar ve ona göre tedbırlerını almazlar. bıraz uyanık olsak dıyorum ne dersin?
      er-can

      Ercan kardes,
      ben sadece verilen termini (22 si) karistirdim,olay budur.
      Buna ragmen isteklerimin gecerli olacagini düsünmek isterim;cünkü bu CED firmasinin oldukca profesyonel oldugu,sadece bu isle ugrastigi icin oldukca icerikli özveriye ihtiyacimiz olacagini düsünüyorum.

      Selamlarimla
      Yazar: Gürman Tarih: 17.10.2010 Saat: 10:29

      Nurettin öyle bir istekte bulnuyorsunkı şaşmamak elde değil.
      Toplnatı ıptal oldu. bu yın 22 sinde yapılacak.Derede horon protestosu ve diğerleri Kanal D NTV ve yerel bir çok yayın kurluşunda gösterıldı. burayada pazar53 rizehaber linklerını astık. burdan herşeyı ılan etmek sence doğrumu. sanıyormusunkı ilgılıler buraıda takıp etmıyorlar ve ona göre tedbırlerını almazlar. bıraz uyanık olsak dıyorum ne dersin?
      er-can

      Ercan kardes,
      ben sadece verilen termini (22 si) karistirdim,olay budur.
      Buna ragmen isteklerimin gecerli olacagini düsünmek isterim;cünkü bu CED firmasinin oldukca profesyonel oldugu,sadece bu isle ugrastigi icin oldukca icerikli özveriye ihtiyacimiz olacagini düsünüyorum.

      Selamlarimla


      Arkadaşlarımız çok hassas ve en ince noktasına kadar hassiyetle çalışmalarını yapıyorlar.profesyonel oldukları uyarın için tşk ler.
      TOPRAĞIM HEMŞİN sana elbet bir gün geri dönücem.
      ÇED Firmaları profosyoneldir ama işlerini bilime ve yasalara uygun yaptıklarını kendileri bile söyleyemez. Çünkü ÇED hazırlanırken bölgede bir çok araştırma yapmak gerekir. Bölgedeki sucul hayat, yabanıl hayat, böcekler ve her türlü hayvan, endemik türler ve alt taksonları, bölgenin heyelan durumu, orman ve arazi yapısı, jeolojik veriler vb.
      Şirket ÇED'leri Ankara'da şirket merkezinde hazırladığı ve bölgeyi hiç tanımadığı için ortaya çıkan ÇED raporu da sadece süreci tamamlamak için yapılan bir çalışmadır ve bölge gerçeklerinden uzaktır. İşte bu sebeple karşılarına bilimsel verilerle çıktığımzıda ÇED'ler iptal ediliyor. Çünkü bölge hakkında araştırma yapılıp ortaya konulan bir tane bilisel veri yoktur. Şirket ÇED'i hazırladığında bu dediğime herkes şahit olacaktır. Hazırladıkları ÇED'lerini başlarına geçireceğiz. Hem de yasal kurumların huzurunda. Sadece bu ÇED'i hazırlayan özel şirketler değil bu uydurma ÇED'leri kabul edip onaylayan kamu kurumlarıının sorumlularını da aynı şekilde mahkemelerdeki sanık sandalyesine oturtacağız. Bundan hiç kimsenin zerre şüphesi olmasın.
      Hala tanımamışlar / Hemşin'deki BİZ'leri / Hemşin temizleleyecek / İçindeki TİZ'leri...
      Arkadaşlar ÇED Raporlarını devlet hazırlatmıyor.
      ÇED Raporunu veren firmalarda özel şirketlerdir.
      Bölgede yatırım yapacak olan firma bu şirketi bulup ÇED Raporu talep ediyor.
      Parasınıda firma veriyor.
      Parayı verenin düdüğü çaldığı bir memlekette ÇED Raporlarının nasıl çıkacağını düşünüyorsunuz.
      Bu zamanında Çahev in sıkça gündeme getirdiği bir konuydu.
      Metin Gültan :)
      Ben de aynı şeyi söylüyorum Metinum. Ordu'da HES'ler ile ilgili davalarda bu tür uydurma ve düzmece raporları veren tüm kurumların yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulmuş. Bu sebeple de HES'çilerin devlet içinden destekçileri tasfiye edilmiş. Sonuçta da açılan tüm davalar kazanılmış.
      Hala tanımamışlar / Hemşin'deki BİZ'leri / Hemşin temizleleyecek / İçindeki TİZ'leri...

      Binali Yıldırım'ın köyünde kurulacak HES

      Binali Yıldırım'ın köyünde kurulacak HES için kamulaştırma çalışması başladı. Köylü kamulaştırma bedellerini merakla bekliyor.

      Begüm GÜRSOY KAYA

      Karadeniz’de ciddi tartışmalara yol açan hidroelektrik santrallerından (HES) biri de Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın doğup büyüdüğü Erzincan’ın Refahiye ilçesine bağlı Kayı Köyü’nde kurulacak. Yüksel İnşaat, HES yatırımı için köyde kamulaştırmalara başladı. Bakan Yıldırım’ın da yatırımı duyduktan sonra köylülerle konuştuğu ve “Bir itirazınız varsa şimdi söyleyin sonradan yatırımcıyı engellemeyin” dediği öğrenildi. Köylülerin gözü şimdi belirlenecek kamulaştırma bedellerinde.

      Bakan’a, EPDK sormuş
      Yüksel İnşaat iki sene önce, Kayı Köyü ile Sivas il sınırlarını kapsayan alanda HES kurmak için yatırım kararı aldı. Kamulaştırma yetkisini elinde bulunduran EPDK yönetimi, proje önüne geldiğinde arazinin Yıldırım’ın köyü olduğunu öğrenince Bakan’a da bilgi verdi. Yıldırım’ın ise konunun kendi alanı dışında olduğunu, sadece bir sıkıntıları olup olmadığını öğrenmek amacıyla köylülerle konuştuğu ifade edildi.

      Köylünün de HES’e ikna olmasının ardından kamulaştırma için çalışmaların başlatıldığı öğrenildi. İlk etapta yapılan kamulaştırmada sulu araziler susuz olarak gösterilince, köylü karşı çıktı. Muhtarın yazılı müracaatı üzerine kamulaştırma işlemlerinde düzeltme yapıldı ve son durumda 1 hayvan mezbahası, birkaç tarla ile 1 haneyi kapsayan alanda kamulaştırma işlemi tamamlandı. Şimdi köylünün gündemi kamulaştırma bedelinin ne olacağı.
      Köylü, Yıldırım’ın sözlerine güvense de bazı endişeler taşıyor. Köyün sulu arazi olması, HES’in taşkına yol açması korkusunu de beraberinde getiriyor. Yüksel İnşaat yetkilileri santralın kapasitesinin küçük olacağını ve oluşacak göletin derinliğinin 10 metreyi aşmayacağını söylediler.

      ‘Hemşehrilerim yatırımı kabul etti’
      Konuyla ilgili olarak Radikal’e konuşan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, “Suyumuz değer kazanıyor. Vatandaşımız memnun. Enerji açığı olacağı herkesin malumu. Küçük büyük demeden yatırımlarla kapatılması lazım. Hemşehrilerimin de bu konuda bilinçli olması beni sevindirdi” dedi.


      ÖKÖLÖJIK ,TEKTONIK VE GELECEK PROBLEMLERDEN ANLAMAYAN KÖYLÜLER HERHALDE KABÜL ETMISLERDIR?
      HEMSIN,DE BENZERI VATANDASLARIMIZIN YETERLI BILGILENDIGI UMUTLARIMLA.

      NOT;CED raporu veren firmalar ve insaati yapan firmalar özel oldugundan,aralarinda "alsakiz ver sakiz!" yaptiklari elbette dogrudur ve tehlikelidir cünkü dogru karar cikmaz.AB,de bu konular CEVRE BAKANLIGI tarafindan yapildigindan böyle bir durum mümkün degildir.2000 Bireyli her oturum merkezinin en az bir CEVRE MÜHENDISI deruhte etmesi sarttir.Problemli konularda bir üst düzey,gerekirse Cevre Bakanligi,nin kaynak ve kararlarina basvurulur.Bu yöntemden dolayi cevrenin simdi ve gelecegine zarar verecek herhangi bir yaptirim zordur.
      Örnek;Hamburg,la Cuxhafen arasinda planlanan otobahn, güzergahta yasayan kargalar yüzünden yapilamamistir.
      Bu yil Falz Ormaninda yerden kestane toplamak "kisin sert gececegi ve yaban domuzlarinin mahsur kalacagindan" dolayi bölgenin Cevre Mühendisi tarafindan yasak edilmistir.(Bizde topluyorduk!!)
      HES Konusunda ülkedeki tüm sivil toplum örgütlerinin biraya gelerek mutlaka ortak bir görüş ortaya koymaları gereklidir. Bu toplantıdan da konusunda uzman kişilerden oluşan bir komisyon kurulmalı, bu komisyon katılımcı tüm örgütlerin 1 kişiyi de bünyesnde bulundurmalıdır. Bu komisyon devletin ilgili birimleri ile ortak bir yapı kurarak tamamen bilimin önderliğinde ülkemiz için Enerji Politikalarının belirlenmesinde etkili olmalıdır.
      Olayı ülkemizin enerji politikaları açısından değerlendirdiğimizde hem devletten hem de STK!'lardan kaynaklanan birsürü yanlış var. Devlet Enerji Piyasası Yasasını çıakrıken ülkemizin Enerji Haritasını çıkarmadığı için HES yapacak firmalar bala üşüşen sinekler gibi akan her dereye vahşice saldırmıştır. Bir dereye 8-10 proje teklifi yapılmıştır. Bunu yaparken kendilerini engelleyen hiç bir yasa ve çevre koruma alanı olmadığı için vahşetin boyutu gittikçe artmıştır.
      Devlet ise Enerji Harıtası çıkararak hangi bölgelere HES yapılacağını belirlemediğiiçin bu vahşi saldırıya yasal altyapı hazırlamıştır. Bugün ülkemzide yapılan birçok proje çevreyi, ekolojik dengeyi açıkça tehdit etmektedir. Hatta birçok proje mevcut yasalara ve altına imza attığımız uluslararası sözleşmelere aykırıdır.
      STK'lar da işin bilim ve Enerji Politikaları boyutunu düşünmeden yapılan her projeye mutlaka karşı çıkmıştır. "Herşeye hayır!" gibi çağdığı bir görüntü STK'ların geneline hakim olmuştur. Ne STK'lar ne de devlet "Kamu Yararı" ilkesini gerçekçi olarak değerlendirmemiştir.
      Devlet "Kamu Yararını" HES şirketlerinin lehine dtamamen eğrlendirip doğayı ve çevreyi ihmal ederken STK'lar da "Kamu Yararı" ilkesini tamamen ihmal ederek ülkenin enerji ihtiyacının karşısına duvar gibi dikilmiştir. Su, Nükleer, Rüzgar, Güneş, Termik, Doğal Gaz vb. kaynaklardan enerji elde edilmesi seçenekleri değerlendirilmemiş,
      alternatif enerji kaynaklarının toplam enerji ihtiaycınının ne kadarını karşılayacağı da hesaplanmamıştır.
      Görünen o ki heriki taraf da yanlışlarında ısrar etmekte devam edecek ve sonuçta ülkemiz kaybedecektir.
      Hala tanımamışlar / Hemşin'deki BİZ'leri / Hemşin temizleleyecek / İçindeki TİZ'leri...

      HES mi ? DOĞA mi ?

      TRABZON İKK: HES VE DOĞA! HANGİSİNDEN VAZGEÇEBİLİRİZ?

      Yayına Giriş Tarihi: 13.10.2010
      Güncellenme Zamanı: 13.10.2010 14:34:24

      TMMOB Trabzon İl Koordinasyon Kurulu, hidroelektrik santralleri üzerine 12 Ekim 2010 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.




      HES ve DOĞA!
      HANGİSİNDEN VAZGEÇEBİLİRİZ?

      Ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin en önemli göstergelerinden biri kişi başına tüketilen elektrik enerji miktarıdır. Bu tüketim gelişmiş Avrupa ülkelerinde 7000-8000 kWh iken Amerika‘da 13000-15000 kWh ve ülkemizde ise 3000-3500 kWh civarlarındadır. Enerji tüketimi açısından Avrupa ülkelerinin seviyesine ulaşabilmemiz için elektrik enerjisi üretim miktarını artırmamız gerektiği aşikârdır.

      Ülkemizde elektrik üretimi termik, hidroelektrik, rüzgâr ve güneş santralleri tarafından gerçekleştirilmektedir. Toplam enerji üretimimizin yaklaşık %82‘si termik santrallerde, %16‘sı hidroelektrik santrallerde ve geri kalan kısmı ise diğer santrallerde yapılmaktadır. Termik santrallerde birincil enerji kaynağı olarak doğalgaz, kömür ve linyit gibi fosil yakıtlar kullanılmaktadır. Birincil enerji kaynağı olarak kullanılmakta olan bu fosil yakıtların %60‘ını doğalgaz oluşturmakta olup, doğalgazın da %90‘dan fazlası ithal edilmektedir. Diğer fosil yakıtlar için de benzer durumlar söz konusu olduğundan ülkemizin enerji üretiminde yaklaşık %73 oranında dışa bağımlı olduğu görülmektedir. Enerji tüketimindeki en küçük bir artış her geçen gün ülkemizi daha da dışa bağımlı hale getirmektedir. Dışa bağımlılığı engellemek için öncelikli olarak yerli ve yenilenebilir birincil enerji kaynaklarımızın elektrik enerjisine dönüştürülmesi ve üretim çeşitliliğinin artırılması büyük önem arz etmektedir. Türkiye‘nin 2009 yılı itibarıyla kurulu gücü 44.781 MW olup, bu kurulu gücün 29.348 MW‘ı termik, 14.553 MW‘ı hidroelektrik ve 880 MW‘ı jeotermal ve rüzgar enerji santralleri şeklindedir. Toplam kurulu güç üzerinden yapılan enerji üretimi açısından kullanım kapasitesi %74 olup, bu da 194 Milyar kWh/yıl enerji üretimine karşılık gelmektedir.

      Çoruh ana kol üzerinde 10 adet elektrik üretim tesis projesi bulunmaktadır. Bunlardan, 2 tanesi işletmede (Muratlı, Borçka), 2 tanesi inşaat halinde (Deriner, Güllübağ), 2 tanesinin kesin projeleri hazır (Yusufeli, Artvin) ve 4 tanesinin de planlaması hazır (Laleli, İspir, Aksu, Arkun) durumdadır. Bu projelerin toplam kurulu gücü 2.536 MW olup, toplam yıllık üretimi ise yaklaşık 8,3 Milyar kWh/yıl dır. 4628 sayılı kanun kapsamında bölgemizdeki HES projesi sayısı 350 adet olup, bunların 7‘si işletmede, 25‘i inşaat halinde, 119‘u su kullanım hakkı anlaşmasında ve 199‘u fizibilite çalışması aşamasındadır. Bu HES‘lerin bölge illerine göre dağılımı; 75‘i Giresun, 26‘sı Gümüşhane, 66‘sı Rize, 125‘i Trabzon, 16‘sı Artvin ve 42‘si Ordu şeklindedir. Bu projelerin toplam kurulu gücü 4.704,14 MW olup, yıllık elektrik enerji üretimi ise yaklaşık 16,65 Milyar kWh/yıl dır. Bu enerji üretim miktarı yaklaşık 3 Keban hidroelektrik santralinin ürettiği enerjiye denk gelmektedir. Bu enerji miktarı aynı zamanda ülkemizde üretilen hidroelektrik enerjisinin %46‘sına, toplam enerji üretiminin ise %7‘sine tekabül etmektedir.

      HES‘lerde su, çökelme havuzuna alındıktan sonra yönü değiştirilerek tünel, boru veya kanalla düşü yaptırılmakta ve türbin vasıtasıyla enerji üretilmektedir. Bu sırada akarsuyun tabii mecrası değiştirilmekte olup ekosisteme verilen zarar da bu noktada ortaya çıkmaktadır. Eğer bypass edilen bölüme yeterli su verilmezse, bu suya ihtiyacı olan canlılarda onarılması zor yaralar açmakta ve hatta ölümler meydana gelmektedir. Anadolu toprakları yarı kurak (subtropikal) bir iklime sahiptir. Dereler derin vadilerde düzensiz bir şekilde akmaktadır. Durum böyle olunca da suyun etrafında bu kaynağa bağımlı bir hayat döngüsü oluşmaktadır. Yapılan ve yapılacak HES‘ler sebebiyle akarsuların yatağının kilometrelerce değişmesi, havzada oluşan ekosistemi olumsuz etkilemektedir. Hatta kuruyan derelerin çevresinde yaşayan insanların da bazı uyum problemleri yaşayabileceği söylenmektedir. Vadide dere boyu giden kara yollarının tesis gövdesi yüksekliğini aşması için virajlı yeni yolların yapımı gerekmekte olup, bu yolların yapımında da doğaya ciddi zararlar verilebilmektedir. HES alanında kalan yerlerde bazı bitki ve hayvan türleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Uzun tünel, boru ve kanallar sebebiyle dere yatağına yeterli miktarda su bırakılmaması çevre dengesini bozmakta, malzeme sahaları ve tünel inşaatı atık malzemelerinin uygun depolama sahası dışında rastgele doğaya bırakılması çevreye ciddi zararlar vermektedir. Giderek kuruyan dere yatakları nedeniyle Karadeniz insanının yüreği acımaktadır. Dolayısıyla her havzanın ayrı ayrı planlanması ve bunun bir kamu otoritesi tarafından yapılmak suretiyle şu ana kadar sürdürülen ve verilen birçok lisansın yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Doğu Karadeniz Bölgesinin önemli derecede hidrolik enerji potansiyeline sahip olması ve bu potansiyelin elektrik enerjisi üretiminde kullanılması ne kadar önemliyse üretimi yaparken doğanın bozulmaması ve yatağından akan suyun bulunduğu vadiye verdiği hayatın yok edilmemesi de o kadar önemlidir.

      Diğer taraftan sivil toplum örgütleri ve bölge halkı, yapılan projelerde öngörülenden daha fazla ağaç kesildiği için orman ve mera alanlarının yeterince önemsenmediğini düşünmektedir. Bunun yanında can suyuna gereken önem verilmediği ve gerekli denetimlerin yapılmadığı şeklinde de şikayetlerde bulunmaktadırlar. Geniş akış yatağına sahip derelerde %10‘luk can suyu taşların arasında kaybolmakta, sanki derenin kuruduğu görüntüsü ortaya çıkmaktadır. Buradaki kritik soru şu olmalıdır! Doğal hayatın zarar görmemesi için yatağa ne kadar su bırakılması gerekir? Bu konuda dünyada en itibar edilen çalışma Davis ve Hijri (2003) tarafından önerilen Tennant Yöntemidir. Bu yöntemde dere yatağına bırakılan su miktarına göre koruma dereceleri şöyle sınıflandırılmaktadır: % 60 ve üstü mükemmel, % 40-60 iyi, % 30-40 orta, % 20-25 zayıf ve % 10 kötü. Türkiye‘nin birçok yerindeki HES‘lerde % 10 yeterli bir oran olarak kabul edildiğinden Doğu Karadeniz Bölgesindeki vadilerin koruma derecesi kötü sınıfında yer almaktadır.

      En büyük problem fizibiliteler incelenirken ve o akarsu havzası ilana çıkarken plan yapılmamasıdır. Havzalar arası su aktarımının yapılması, inşaat atıkları, su kirliliği, tarım arazilerinin yerleşime açılması proje tipinin seçilmesinde havza özelliklerinin dikkate alınmaması ÇED alırken bütüncül bir havza planlaması yapılmadığının göstermektedir. Birbiri ardına ardışık ve küçük su debisine sahip derelerde birçok projeye izin verilmesi ÇED‘lerin gereği gibi hazırlanmadığının en önemli göstergesidir. Diğer taraftan bölgedeki bu potansiyeli kullanırken, doğal yaşamın korunmasına da yeterince önem verilmesi gerekmektedir. Karadeniz bölgesinin doğasına sahip çıkılmalı, flora ve fauna‘sının zarar görmesine izin verilmemelidir.

      Enerji arz güvenliğini sağlama, temiz çevre, yerli kaynakların kullanımı yenilenebilir enerjiler ve enerji verimliliği konuları enerji politikaları içerisinde öncelikli yer almalıdır. Türkiye yenilenebilir enerji kaynakları konusunda önemli potansiyellere sahiptir. Bunların kullanım miktarları her geçen gün artmaktadır. Hidrolik, rüzgar ve güneş kaynakları elektrik üretimi açısından yenilenebilir enerji kaynaklarımız içinde önemli bir kısmı oluşturmaktadır. Bu kaynakları kullanacak olan yatırımcıların ahlaki sorumluluklarını göz ardı etmemeleri gerekmektedir. Hatta bu konu yatırımcının ahlaki inisiyatifine bırakılamayacak kadar da önemlidir.

      Sonuç olarak;

      1. Doğal dengeyi bozmadan yapılacak her türlü HES projesi ülkemiz menfaatine olup karşı çıkılmamalıdır.

      2. HES‘lerin yapım aşamasındaki denetleyici kurumunun hala net bir şekilde belli olmaması, yatırımcıların yasal boşluklardan yararlanıp doğayı katletmesine zemin hazırlamaktadır.

      3. Bir an önce HES yapımı ile ilgili tek yetkili denetleyici kurum belirlenmeli, bu kurumun belirlemiş olduğu yapım kriterlerine uymayan firmaların lisansları itiraz yolu kapalı olacak şekilde iptal edilmelidir.

      4. Yapım aşamasında depo sahaları dışında hafriyat dökümü caydırıcı cezai yaptırımlarla engellenmek suretiyle yatırımcının "cezayı öderim, doğayı kirletirim" mantığıyla hareket etmesinin önüne geçilmelidir.

      5. HES‘lerle ilgili her havza ayrı ayrı planlanmalı ve verilen lisanslar gözden geçirilerek doğanın dengesini bozacak HES‘ler iptal edilmelidir.

      6. Havza planlaması çerçevesinde her dere için cansuyu miktarı bilimsel verilere dayanarak yeniden hesaplanmalı, gerekiyorsa HES projeleri bu veriler çerçevesinde revize edilmelidir.

      7. Şu anda yapılmakta olan uygulamada çevreyi kirleten firmaların şikayet edileceği merciin neresi olduğu bilinmemektedir. Bu belirsizliğin bir an önce giderilmesi gerekmektedir.

      8. HES projeleri kapsamında yapılacak yapıların tümü kesinlikle il özel idareleri ve yerel yönetimler tarafından da ruhsatlandırılmalıdır. Özel amaçlı yapılacak binalara izin verilmemelidir.

      9. Koruma kapsamındaki alanlarda HES projelendirilmesine izin verilmemelidir.

      10. Ülkemizde dağıtım şebekelerindeki kayıp ve kaçakları en aza indirmek için proje geliştirilmeli ve bunun için bir bütçe ayrılmalıdır. Enerji verimliliğinin, enerjinin etkin kullanımının hayata geçirileceği bir kamusal bakış açısı geliştirilmelidir. Rüzgar, güneş ve jeotermal gibi temiz teknolojilerin öne çıkarılacağı bir enerji üretim modeli de gündeme alınmalıdır.

      11. Enerjide dışa bağımlılığımızı gerekçe göstererek, doğal güzelliklerimizi ve gelecek nesillere miras olan kültürel varlıklarımızı yok eden projelere onay vermemeliyiz.

      12. ÇED raporlarının mahallinde elde edilen bilimsel verilerle hazırlanmasına gerekli özen gösterilmelidir.

      13. Gerek üretimini gerek dağıtımını gerekse enerjinin doğru bir şekilde kullanımını bir bütüncül yaklaşım içerisinde planlamalıdır. Bu planlama kavramı içerisinde özellikle insan ve çevre ilişkisini yok etmeyen ve insanın yaşam alanlarını doğru şekilde tarif eden yurttaş inisiyatiflerini, yurttaşın tercihlerini, kaygılarını ön planda tutan ve buna uygun alternatif çözümler üreten ulusal bir enerji politikasına sahip olmamız gerekmektedir.

      TMMOB Trabzon İl Koordinasyon Kurulu
      TOPRAĞIM HEMŞİN sana elbet bir gün geri dönücem.
      Yukardaki gercekleri okuduktan sonra gelde kizma,aglama!
      Hala ülkemizde hicbirseyin düzenli olmadigi,önüne gelenin,firsati bulanin bildigini yapabildigi ruhumu acitiyor,inanin.Ortada ne dogru dürüst cevre kanunu,nede isleyen STK lari var.!Adamlar yüzlerce HES planlamis,bir cogunu bitirmisler,bizim milletvekilleri yeni uyanmis!
      Böyle bir problem hangi yöntemle cözülür?Rizaylami,sopaylami?Gercek oki;köseye sikistirmislar milleti.
      Ülkemizde birsürü hidroelektrik barajve termik santral yapilmistir.Gidin inceleyin;ülkemizin yaptigi sadece duvar ve boru,paranin bolu disari gider. dösemesidir.Planlari,ölcümleri,trübünler ve generatörleri hep Avrupa,da ABB,Siemens,Sülzer..vs firmalari tarafindan planlanir ve üretilir (bu arada güzelde harac yenir yani!!).Bu HES,lerinde sadece dinamitle (ki daha baska sistemler vardir etrafa zarar vermeyen) tünelinin acilmasi ve boru dösemesinden baska birsey üretmemis ülkemiz.!!!Birde ucuz arsa,direnemeyen millet olursa,tabiati takan yok,öyle anlasiliyor.
      Diger taraftan rüzgar,geotermi,günes enerjisi ve yeni olarak osmosteknigi (deniz suyuyla tatli suyun karisirkenelde edilen Hdan enerji üretme) konularinda ne arastirma nede yatirim var.
      Bu Tannant sistemini inceleyecegim.Elinizde Hemsin deresinin debi ölcüleri hakkinda bilgi varsa lütfen asin,karsilastiralim.

      Selamlarimla
      Hemşin Deresi ile ilgili yeterli debi ölçümleri yoktur. Bir derenin debi ölçümlerinin bilimsel değer kazanması için en az 22 sene sürekli olrak ölçülmedi gerekir. Oysa Hemşin Deresi'nde 22 senede 22 ölçüm yapılmıştır. Müteferrik Ölçüm denilen bu ölçümlerde ilgililer senede sadece 1 gün Hemşin'e gelerek cihazlarını suya koyup 24 saat süre ile ölçümler yapmıştır. Bu ölçümler de gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü bu ölçümlerden en düşük olanı saniyede 650 litre, en fazla ise 7500 litre ölçülmüştür. Yani ölçümün birinde derenin en kurak zamanına denk gelirken diğerinde sele denk gelinmiştir.
      İşte bu Müteferrik Ölçümler kabul edilmediği için Hemşin deresinin debisi Kaptanpaşa Deresi'nin uzun yıllar ölçülen değerlerine göre Havza hesabı ile orantılanarak bulunmuştur. Havza hesabı bilimsel olrak kabul edilen bir uygulamadır anca bu hesap yapılırken en azından 22 Müteferrik ölçümün ortalaması alınmıştır. Müğteferrik ölçümler de gerçeği yansıtmadığından sonuçlar yien hatalı çıkmaktadır.
      Hemşin'de daha önce durdurduğumuz HES için dereye bırakıalcak Can Suyu şirket tarafından 160 litre/ saniye olarak belirtilmişken daha sonra yapına itiraz üzerine yapılan incelemeden sonra mahkeme bunu 500 Litre/Saniye olarak belirlemiştir. Daha sonra devam eden dava sürecinde ise mahkeme nihai kararını vererek bırakılacak Can Suyu'nun derede en düşün debi miktarı kadar olarak belirlemiştir. Hemşin Deresi'nde bu miktar Müteferrik Ölçüm sırasında bulunan 650 Litre/Sanite olduğu için bölgedeki hiç bir HES'in bu kadar suyu bıraktıktan sonra elektrik üretmesi mümkün değildir.
      Hala tanımamışlar / Hemşin'deki BİZ'leri / Hemşin temizleleyecek / İçindeki TİZ'leri...
      Yillik heray ortalama debi ölcüsü,ortalama yatak derinligi, (ki bircok canli türü belirli su miktarinda yasayabilmektedir), suyun akim hizi,nehirin cevresine olan genel ökölöjik etkisi ölcümlerinin birlikte ele alinarak varilan sonuc a TENNANT METODU denilmektedir.
      Hemsin deresinde bu ölcümlerin yapilmadigi,elde olan verilerin HES yapimina uygun olmadigini anladim;orada alabalik cinsleri,biyikli sazan..gibi canlilarin internasyonal olarak koruma altinda oldugu yaziyor,ki bu canlilar belirli su miktarinda yasayabiliyorlar.

      Yapabilirsem bölümü ekleyecegim.

      "Türkiye,dehavzalar arasi su transferii cin bir karar destek PDF ,Karakaya-Gönenc"

      Türkce olarak konuyu cok iyi aciklamis,okumakta fayda vardir.
      Kıyı Kanaunu'na göre havzalar aarsı su transferi yasaktır. Hatta bu yasağı "Kamu Yararı" ilkesi de delemeyecke kadar katı bir uygulamadır. Ancak buna rağmen dağların altından açılan tünller ile bir dere bir başka dereye akıtılmaktadır.
      Bundan 4 sene önce Cağalver'de oğlumla balık tutmaya gittiğimde ilk kez bir canlı ile karşılaştım. O güne kadar hiç görmemiştim. Bu Heloz'a benzeyen canlı suda da karada da yaşıyordu. Göğsünün altı haki yeşil, üstü ise turuncu renkteki bu canlının ne olduğunu uzun araştırmalardan sonra buldum. Hemşin'de Su Helozu, Çamlıhemşin'de Govcuc denilen bu canlının literatürdeki adı Kafkas Semenderi idi. Konuyu biraz araşştırıp Ege Üniversitesi'nde ülkemizin tanınmış bir biyoloğu ile görüştüğümde Kafkas Semenderi'nin endemik bir tür olduğunu ve kendisinin de bunu 40 sene kadar önce bölgede araştırıp tespit ettiğini söyledi. Bir ay sonra Trabzon Affan Kitapçıoğlu Lisesinin labaratuvarrından kavanoz içince özxel sıvılarda saklanmış Kafkas Semenderlerinden onlarcasını buldum. Bir kavanoz içinde 1 erkek 1 dişi 2 tanesini alıp Hemşin Lilsei Müdürü Nihat Ferah Hoca'ma teslim ettim.
      Hemşln'de yapılması planlanan ve durdurduğumuz ilk HES'in mahkemesinde ise deredeki balıklarımız dışında ilk kez Kafkas Semenderi'de endemik bir tür olarak gösterildi.
      Bölgede geniş kapsamlı bir araştırma yapılsa emin olun ki bilmediğimiz daha bir çok endemik türdeki canlıya ulaşacağız.
      Endemik türdeki canlıların bölgemiz için en büyük avantajı ise Türkiye'nin altına imza attığı "Sucul Hayatın Korunması" ile ilgili Uluslararası Sözleşme kapsamında olmasıdır.
      Bu canlılardan ne kadar fazlasını tespit edebilirsen HES'leri de bölgeden o kadar çabuk defederiz...



      Kafkas Semenderi
      Mertensiella caucasica (Vaga, 1876)

      Genel Özellikler: Vücudun sırt tarafları siyahtan kahverengiye kadar değişir. Vücut zemininin üzerinde genellikle yuvarlak ve biraz uzun, iki sıra halinde dizilmiş sarı ya da limon renginde benekleri vardır. Yumurtalarını Nisan - Mayıs aylarında suya bırakırlar. Ana besinlerini solucanlar ve böcekler oluşturur. Oldukça hareketli olan bu hayvanlar, geceleyin aktiflik gösterirler.

      Çok yağmurlu ve bulutlu havalarda gündüzleri de aktiflik gösterebilirler. Boyları 16-20 cm arasında değişir.

      Habitat: Akarsu yakınlarındaki orman ya da ağaçlıklarda, taşlık ve küçük su akıntılarının kenarlarında yaşarlar. Saklanmak için genellikle bitki altlarını ve çakıllı yerlerdeki kovukları tercih ederler. 400-2800 m yükseklikler arasında yaşarlar.

      Türkiye'deki Dağılım: Kuzey Anadolu'da Giresun, Artvin, Rize, Trabzon ve Gümüşhane'de habitatın uygun olduğu yerlerde dağılım gösterirler.

      Kafkas Semenderi ülkemizde Soyu Tehlikede olan canlılar sınıfındadır...
      Resimler
      • kafkas semenderi.jpg

        15.85 kB, 338×142, 325 defa görüntülendi
      Hala tanımamışlar / Hemşin'deki BİZ'leri / Hemşin temizleleyecek / İçindeki TİZ'leri...

      Mahkeme; Heslere "hasstır" dedi

      Bögemiz için hayırlı olur inşaallah.

      Muhammet KAÇAR/İKİZDERE (Rize), (DHA) 22 Ekim 2010


      TRABZON Kültür ve Tabiat Varlıkları’nı Koruma Kurulu, bugün tarihi bir karara imza atarak Rize’nin İkizdere Vadisi’ni Doğal SİT alanı ilan etti.

      Böylece İkizdere, Anzer ve Ovit yöresinde yapılması planlanan 22 Hidroelektrik Santrali (HES) Projesi rafa kalktı. Bölgenin SİT alanı ilan edilmesi için 2008’den bu yana hukuk mücadelesi veren eski İkizdere Derneği Başkanı Kadem Ekşi, “Bugün HES’lerin pençesinden kurtulduğumuz, yeşili, doğayı çocuklarımıza bırakacağımızın müjdelendiği gündür” dedi.

      Rize’nin İkizdere ilçesinde bulunan ve dünyada korunmada öncelikli 200 ekolojik bölgeden biri ilan edilen İkizdere Vadisi’nde yapılması planlanan hidroelektrik santralleri için 2008 yılında İkizdere Derneği öncülüğünde hukuk mücadelesi başlatıldı. Mahkemeler ve bilirkişi incelemeleri sürerken bölgede 4 hidroelektrik santrali yapıldı ve hizmete açıldı. Santrallerden birini de geçtiğimiz aylarda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hizmete açtı. Bölgede ayrıca 22 hidroelektrik santrali de yer tespitleri yapıldıktan sonra proje onay aşamasına geldi.

      KARAR BUGÜN ÇIKTI

      Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun Bilimsel ve Teknik Kurulları dün İkizdere Vadisi’nde son incelemelerini yaptı. Bugün toplanan kurul, oy birliğiyle İkizdere Vadisi’ni Doğal SİT Alanı ilan etti. Hukuk mücadelesini başlatan eski İkizdere Derneği Başkanı Kadem Ekşi, kurulun bu kararıyla bölgede yapımı planlanan 22 HES projesinin rafa kaldırıldığını belirterek, “Bugün tarihi bir karar alındı. İkizdere ve Türkiye kazandı. Bugün HES’lerin pençesinden kurtulduğumuz, yeşili, doğayı çocuklarımıza bırakacağımızın müjdelendiği gündür. Uygarlık, medeniyet ve canlı yaşamı kazanmıştır. Kültür Bakanımıza, kurul üyelerine, bize destek olan herkese teşekkür ediyoruz. Bu kararla bölge yeniden ayağa kalkacak turizm yönünden gelişecek” dedi.

      Ekşi, İkizdere Vadisi’nin alt kesiminde bugüne kadar 4 HES projesi gerçekleştirildiğini hatırlatarak, “Ama SİT alanı ilan edilen bölgede hiç başlanmış proje yok. 22 tane planlanıyordu, onlar da rafa kalktı. Kurulun kararı sonrasında artık 2863 sayılı yasa uyarınca bölgede taşocağı açılamayacak, madencilik çalışması yapılamayacak, HES inşaatlarına izin verilmeyecek. Yani eko sistemi ve canlı yaşamını tehdit eden hiçbir yapılaşma olmayacak” diye konuştu.

      Rize’de daha önce de Çamlıhemşin İlçesindeki ünlü Fırtına Vadisi doğal SİT alanı ilan edilmişti. Böylece Fırtına’nın ardından ekolojik yönden önem taşıyan İkizdere Vadisi de HES yapımından kurtulmuş oldu. İkizdere Vadisi’ni kapsayan kararla balıyla ünlü Anzer Yaylası’nda planlanan HES’ler de iptal edildi.
      "Gelecek de, birgün gelecek"

      ORGANİK VADİ HES DÜZMECESİNİ YUTMADI