Duyuru Hemşin Hes

      HES'e geçit vermediler

      Rize ve Artvin'den sonra HES'lere bir darbe de Giresun'dan geldi. Ordu İdare Mahkemesi, Giresun-Pazarsuyu Havzası'nda 7 HES projesiyle ilgili yürütmeyi durdurma kararı verdi. Karar, havzadaki tüm projelerin aynı anda durdurulması ve ilk toplu karar olması açısından önem taşıyor

      Dinç ÇOBAN / GİRESUN
      Karadeniz'de yapılması planlanan Hidro Elektrik Santrallara, Rize ve Artvin'den sonra bir darbe de Giresun'dan geldi. İstanbul Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu, HES Çalışma Grubu ve Pazarsuyu havzası davacılarının açtığı Bulancak ve Piraziz sınırları içindeki Pazarsuyu Havzası'nda bulunan 7 HES projesine ilişkin Çevresel Etki Değerlendirme kararlarının iptali davalarında, Ordu İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verdi. Karar havza bazında bütün projelerin aynı anda durdurulması ve ilk toplu karar olması nedeniyle önem taşıyor. Bundan sonraki süreçte aynı projelerle ilgili olarak EPDK tarafından verilen üretim lisanslarının iptali talebi var. Karar projelerin iptali için Danıştay sürecini de açtı. İstanbul Barosu, kendi bünyesinde oluşturduğu İstanbul Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu, HES Çalışma Grubu aracılığıyla bundan sonra talep olması halinde bütün HES davalarına müdahil olacak. Köylülerin avukatı Alp Tekin Ocak bölge insanının doğasına sahip çıktığını belirtti: 'Karadeniz'de istenmeyen şeylere, uzak dursun anlamında yöresel olarak 'andıra galsın' denir. Birkaç ay önce, Pazarsuyu havzasında yaşayanlar, Serpin Deresi, Kızılev Deresi, Akçal Deresi, Tokmadin Deresi, Bozat Dereleri ve Pazarsuyu Deresi üzerinde kurulması planlanan 10'un üzerindeki HES projesine karşı 'andıra galsın HES'leriniz' diye yola koyuldu. Derelerin Kardeşliği Platformu'nun da desteğiyle Karadeniz'in pek çok noktasında, uzun süredir yürütülen ve ülke çapında destek gören haklı mücadele bu taze kanla güç kazanacaktır.'

      'DOĞAMIZI BOZUYOR'
      Davacı köylülerden Aydındere Beldesi Derecikalan Mahallesi sakini İsmail Top 'HES'ler doğamızı bozuyor. Hayvancılık yapamıyoruz. Su her şeyimiz. Suyumuz eksilince, tadı bozulunca haliyle bütün yaşamımız etkilenecek. Biz derenin sesiyle uyumaya alıştık' diye konuştu. Derecikalan Muhtarı İmdat Şahan da HES projesine karşı olduğunu belirtti: 'Şimdiye kadar hiçbir yetkili gelip projeyi anlatmadı. Bu köyün, mahallenin muhtarı olarak bir tek yetkili kapımı çalmadı. HES'leri yaptırmayacağız.'

      aksam.com.tr/hese-gecit-vermediler--25307h.html
      Ben Değil Biz Varız
      Naci KOBAL 2000
      DÜŞÜNÜN...:
      BU ÜLKEDE, HANGİ DERENİN ÜSTÜNE HES YAPILACAKSA, NEREYE BİR PROJE YAPILMIŞ VE ORTAYA ÇIKMIŞSA, YÖRE HALKI İTİRAZ EDİP, DAVALAR AÇIYOR, YÜRÜTMEYİ DURDURUYOR.

      PROJEYİ ALAN FİRMALAR, YA ADLARINI DEĞİŞTİRİP, YA HAKLARINI DEVREDEREK YENİDEN İŞE KOYULUYOR. YİNE YÖRE HALKI EYLEM, DAVA, OLAY, GAZETELERDE, TV LERDE HABERLER, RÖPORTAJLAR.

      AMMA GELİN GÖRÜNKİ;
      YÜRÜYME, YANİ İKTİDAR BUNU GÖRMEZDEN GELİYOR. ENERJİ BAKANLIĞI BAŞKA BİR ALTERNETİF YATIRIMA YÖNELMİYOR. AKSİNE TALİMATLAR VERİLİYOR Kİ, İVEDİLİKLE İNŞAATLAR BİTİRİLE.

      ŞİMDİİİ ;
      BU HÜKÜMET %47 OYLA, %60 TEMSİLEN İKTİDARDA.
      YANİ BU HES YAPILACAK BÖLGELERDEKİ NUFÜSUN %60 ININ ONAYINI ALMIŞ.

      BU AÇIDAN BAKINCA, SEÇİME GİDERKEN HALKIN FERYADINI İTİRAZINI DUYMAYAN İKTİDARIN OYUNUN DÜŞMESİ GEREKİR.

      ANCAK GÖRECEKSİNİZ Kİ, RİZEDE AKP YİNE % 60 ALACAK.

      BU İŞTE BİR TERSLİK YOKMU SİZCE..?

      ................................................. 8o
      YUKAKAPİLİ
      Çünkü millet gerçeği bilmiyor. "Ülkenin enerjiye ihtiyacı var" söylemi ile sınırlı bilgisi olanlar söylenenlere inanıyor. Millet de çevre bilinci oluşmadıpı için, kimin ne dediğine bakarken siyaseten taraftar olduğu parti ne diyorsa aynen kabul ediyor ve enerji ihtiaycı yalanına inanarak HES'lere taraftar oluyor.
      Yapılacak çok şey var ama öncelikle ilk yapılması gereken bölge halkını yurlarla HES yapılan bölgelere götrürmek, vahşeti yerinde göstermek. Senoz'u, İkizdere'yi görenler emin olun vahşetin boyutunu da çok açık görürler...
      Hala tanımamışlar / Hemşin'deki BİZ'leri / Hemşin temizleleyecek / İçindeki TİZ'leri...
      ŞİMDİ TAM ZAMANI..

      ÖNÜMÜZDEKİ AYDAN İTİBAREN MİLLET VEKİLİ AAYLARI HEMŞİNE GELİP OY İSTEYECEKLER.

      ÇEŞİTLİ VAATLERDE BULUNACAK VE SİZLERİN NE İSTEDİĞİNİ SORACAKLAR.

      İŞTE O ZAMAN TEK SORU SORUN..
      - EĞER SENİ SEÇERSEK İLK İŞİN HES VE TAŞ OCAKLARININ İPTALİ İÇİN ÖNERGE VERMEK OLACAKMI?

      EĞER EVET DERSE, BİR KAĞIDA YAZIP İMZALATIN.

      ÖZELLİKLE HEMŞİN AKP İLÇE BAŞKANI VE AKP Lİ BELEDİYE BAŞKANI ÖNCÜLÜK ETMELİDİR. BÜTÜN HEMŞİNLİYİ ARKALARINA ALIP BUNU YAPARLARSA O ZAMAN HESE KARŞI OLDUKLARI ANLAŞILACAK. YOKSA HÜKÜMETİN NEDEN GERİ ATMADIĞINI ANLAYACAĞIZ.
      YUKAKAPİLİ
      Nietzsche'den ....



      " Cahil bir toplum, özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz.

      Sadece seçim yaptığını zanneder.

      Cahil toplumla seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır!

      Böyle bir seçimle iktidara gelenler, düzenledikleri tiyatro ile halkın egemenliğini çalan zalim ve madrabaz hainlerdir! "

      Friedrich Wilhelm Nietzsche

      "Anadolu Yürüyüşü" Rize'de

      "Anadolu Yürüyüşü" Rize'de

      Doğaya ve canlı yaşama zarar veren tüm yatırımların durdurulması amacıyla çeşitli illerden yürüyerek Ankara'da buluşacak grupların ''Büyük Anadolu Yürüyüşü'' için Artvin'den yola çıkan grup, Rize'ye ulaştı.

      AA

      Rize- ''Anadolu'yu vermeyeceğiz'' sloganıyla düzenlenen yürüyüş çerçevesinde Ankara'ya gitmek üzere 4 gün önce Artvin'den yola çıkan grup, Çayeli ilçesi Senoz Vadisi girişine geldi.

      Senoz Vadisini Koruma Platformu sözcülerinden Sinan Akçal, burada yaptığı açıklamada, binlerce yıldır ekip biçtikleri yerli tohumların yok olmaya başladığını ve ormanların parça parça kesildiğini ileri sürdü.

      Tüm insanlığın ortak mirası olan dünyanın en eski yerleşim yerlerinin de sular altında kaldığını iddia eden Akçal, şöyle konuştu:
      ''İnsanımız doğduğu bereketli topraklarda artık doyamıyor. Binlerce insan şehirlere göç ediyor ve Anadolu kültürleri birer birer yok oluyor. Bu toprakları yönetenler, bu yıkıma karşı çıkanların çığlıklarına kulak tıkıyor. Bu nedenle biz Anadolu insanları Anadolu'yu yaşatmak için kendi irademizi kullanmaya karar verdik. Vadilerden, köylerden, kasabalardan, şehirlerden yola çıkıyor 40 gün boyunca yol alarak Ankara'ya yürüyoruz. Taleplerimiz yerine getirilene kadar da geri dönmeyeceğiz.''

      Gruptakiler, açıklamanın ardından yürüyüşlerine devam etti.

      Artvin'den başlatılan ''Büyük Anadolu Yürüyüşü''ne Muğla, İzmir, Trakya, Antakya, Hasankeyf ve Antalya'dan yürüyerek katılacak gruplar, Ankara'da buluşup yürüyüşlerine son verecek.
      5 Nisan 2011


      cumhuriyet.com.tr/?hn=231320&k…FCy%FC%FE%FC%22+Rize%27de

      BU iNSANLAR NEREYE YÜRÜYOR?

      Mehveş Evin mehves.evin@milliyet.com.tr


      Türkiye tarihinin en büyük sivil eylemi bu. Ülkenin en doğusundan batısına insanlar, doğa için bir yürüyüş başlattı. Sizler bu satırları okurken onlar Ankara’ya doğru adım adım yol alıyor
      Yıllardır doğa yıkımına karşı köy ve kasabalarında mücadele veren Anadolu insanı, ilk kez tek yumruk oluyor. Üstelik dünya tarihine geçecek bu devasa eylemin bir sahibi yok, tamamen bireysel!
      Çevre yıkımını bizzat yaşayan, ancak şimdiye kadar sadece kendi bölgelerindeki sivil platformlarda sesini duyuran insanlar, bir araya gelme kararı aldı. Dertlerini duyurabilmek için herkes birer birer yollara dökülüyor. Yaya ve at arabalarıyla başlayan bu yolculuk, her durakta yeni katılımlarla büyüyerek Ankara’da sonlanacak. İsteyen herkes, kurum ve siyaset kimliğini bir yana bırakmak kaydıyla katılabilir.

      Peki “Anadolu’yu vermeyeceğiz” sloganıyla yola çıkanların çıkış noktaları ne? İşte ‘Büyük Anadolu yürüyüşü’nün manifestosu: “Binlerce yıldır insan uygarlığının beşiği olan Anadolu, bugün eşi görülmemiş bir yıkımla karşı karşıya. Ancak dünya, bu büyük yıkımın farkında değil.
      Son 10 yıl içinde tüm sularımız enerji şirketlerinin eline geçti. Üzerlerine binlerce HES ve baraj kuruluyor. Dağlarımız maden şirketleri tarafından parsellendi. Yaşamımız, nükleer ve termik santrallerle tehlike altında. Binlerce yıldır ekip biçtiğimiz tohumlar, yok oluyor. Ormanlarımız, parça parça kesiliyor.

      Toprağımızda aç kaldık
      Bu yıkım sonucunda, dünyanın en eski yerleşim yerleri sular altında kalıyor. Sayısız hayvan ve bitki türünün nesli tükeniyor.
      İnsanımız, doğduğu bereketli topraklarda artık doyamıyor. Binlerce insan şehirlere göç ediyor ve kültürleri yok oluyor. Hızla kalabalıklaşan şehirlerimizde yaşamak her geçen gün daha da zorlaşıyor, maddi ve manevi bedeli artıyor.
      Yalnızca bir avuç insanın menfaatini gözeten bu düzen, doğayı, insanları ve kültürümüzü hiçe sayarak Anadolu’nun dört bir yanını işgal etmeye devam ediyor.

      İnsanlığa çağrı
      Bu nedenle biz, Anadolu insanları, Anadolu’yu yaşatmak için kendi irademizi kullanmaya karar verdik. Birleşiyoruz! Biliyoruz ki, her şeyimizi kaybettiğimizde, çalışıp yeniden ayağa kalkabiliriz. Ancak doğamızı kaybettiğimizde asla!
      Hiçbir dil, din, ırk ve siyasi görüş ayrımı gözetmeden, tüm Anadolu insanını ve dünya insanlığını bu yürüyüşe katılmaya davet ediyoruz. Anadolu’yu vermeyeceğiz!”

      TALEPLER NE?


      1- Doğayı bir meta olarak gören kalkınma modeli terk edilmeli, ‘doğa anamızın yaşama hakkı’ anayasal güvence altına alınmalı.

      2- ‘Her insan doğduğu yerdedoyabilmeli’ ilkesinden yola çıkarak, kırsalda yaşayan insanların büyük kentlere göçünü engelleyecek ve geleneksel yaşam biçimlerimizi destekleyecek düzenlemeler hayata geçirilmeli.

      3- Kırsal yaşamımızı, kültürel mirasımızı ve biyolojik çeşitliliğimizi tehdit eden, kâr hırsıyla hazırlanmış hidroelektrik santral (HES) ve baraj projelerinin tamamı durdurulmalı.

      4- Ormanlarımızın yok olmasının önünü açacak 2B yasal düzenlemeleri derhal geri çekilmeli, ormanların özelleştirilmesine dair hazırlıklar durdurulmalı.

      5- Madencilik faaliyetleri durdurulmalı, bu faaliyetlerin ekosistem üzerindeki etkisi göz ardı edilerek verilmiş tüm ruhsatlar iptal edilmeli.

      6- Tüm tarımsal faaliyetlerde doğanın dengesi gözetilmeli ve doğru yerde, doğru ürün ilkesi benimsenmeli.

      7- Tüm canlı yaşamını tehdit eden hibrit tohumların, GDO’lu ürünlerin ve üretimde kul- lanılan her türlü kimyasal maddenin kullanımı durdurulmalı.

      8- Günümüze miras kalan Hasankeyf gibi nice kültürel zenginliğimizi tehdit eden projeler ve uygulamalar derhal durdurulmalı.

      9- Sosyal ve ekolojik maliyeti göz ardı edilerek planlanan ve şehirlere daha büyük göç dalgalarının gelmesine yol açacak otoyol, köprü ve konut projeleri durdurulmalı, karbon salınımını azaltacak demiryolu ulaşımı geliştirilmeli.

      10-Her geçen gün bir yenisi eklenen termik santraller ve nükleer santral yatırımları derhal durdurulmalı.

      11-Çevre ve Orman Bakanlığı’nın izniyle, doğayı yok eden şirketler tarafından finanse edilen özel firmalar tarafından hazırlanan ÇED raporları ve yönetmeliği derhal iptal edilmeli. Yerel halkın kanaatinin dikkate alınmadığı hiçbir projeye onay verilmemeli.

      12-Tüm koruma alanlarını ticari yatırımlara açan Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanun Tasarısı geri çekilmeli, Yenilenebilir Enerji Kanunu derhal iptal edilmeli. Var olan koruma alanlarının statüleri güçlendirilmeli.

      13-Özel şirketlerin ve kamu kurumlarının doğayı katletmesinin önünü açan ‘kirleten öder’ mantığı ve uygulaması terk edilmeli, doğaya zarar verenlerin ağır cezalara çarptırılmasını öngören yasal düzenlemeler hayata geçirilmeli.

      14-Yaptığı yatırımlarla doğanın dengesine müdahale eden icracı bir kuruluş niteliğindeki Devlet Su İşleri (DSİ) ile doğayı korumakla yükümlü Çevre ve Orman Bakanlığı’nı aynı çatı altında birleştiren yapı değiştirilmeli.

      YÜRÜYÜŞ ROTASI

      * İlk adımlar Artvin’de atıldı. Arhavi, Macahel, Güneşli’den katılımlarla artarak çoğalan kervan, dün Rize’ye ulaştı.
      * Artvin’den başka, Ege’de İzmir’den, Akdeniz’de Antalya’dan, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Hasankeyf’ten, Marmara’da Edirne’den, Doğu Anadolu’da Erzurum’dan, Batı Karadeniz’de Kastamonu Loç Bölgesi’nden başlayacak Büyük Anadolu Yürüyüşü, yedifarklı koldan ilerleyecek.
      * Yürüyüşe katılmak ve bilgi almak için: anadoluyuvermeyecegiz@gmail.com anadoluyuvermeyecegiz.net

      NOT;SOL TARAFTAKI MEHVES HANIMDIR,YÖREMIZ VE PROBLEMLERIMIZLE COK YAKINDAN ILGILENDIGI ICIN(HAFTALARDIR KONUDA YAZIYOR) KENDISINE YÖREMIZ VE HEPPIMIZ ADINA TESSEKKÜRÜ BORC BILIRIM:
      N.GÜRMAN

      Yazilan Mail;
      Mehves hanim,
      bugünkü yazinizi -müsaadelerinizle!- yöre insanlari olarak konuda tartistigimiz sayfaya tasidim.Yazinizi AB,de bulundugum kurumlarda arkadaslarima referans olarak sunacagim.
      Bu , yörelerimizin dogasini bir daha dönüsümü olmayacaksekilde yok eden,problemi detayli olarak halkimiza anlattiginiz icin,yöre adina, size sonsuz tessekkürlerimizi iletmek isterim.
      Lütfen temmuz,agustos aylarinda yöremize misafir olun,hangi degerlerimizin yok olacagini birlikte tespit edelim.
      Sonsuz tessekkür ve saygilarimizla.
      Nurettin Gürman

      Not;Yöreli arkadaslarimizla tartistigimiz sayfayi müsaadenizle ekliyorum .Sayfada asilan bilgi ve fotograflar yöremizi daha yakindan tanimaza yardimci olacagi umutlarimizla.

      hemsinliyiz.biz
      Hemsin HES
      Resimler
      • MEHVES.gif

        34.24 kB, 200×200, 126 defa görüntülendi

      SELAM OLSUN HAYAT SIUYU İÇİN MÜCADELE EDENLERE

      YARIN BÜYÜK GÜN ANADOLU YÜRÜYOR YA SİZ ? SU HAYATTIR SATILAMAZ SUSUZ HAYAT DÜŞÜNÜLEMEZ HES PROJELERİYLE DOĞA KATLEDİLEMEZ DİYORSAN YARIN SAAT 11 DE TOROS SOKAK 12 DE KOLLEJ MEYDANINDA OL.
      TÜM ANADOLUNU nun DOĞA SEVER VE ÇEVREYE DUYARLI İNSAN LARI ORDA OLCAK,DUYARLI TÜM DOSTLARI BEKLİYORUZ...
      Osmanlı Paşazade torunu. Yasaya aykırı olarak 300 senelik köşkünün bahçesine villa konduruyor. Şimdi de Çevrecilerle birlikte "Yasaları Uygulayın" diye yürüyor.

      "İSTANBUL - - Rumelihisarı'nın tam karşısında, Anadoluhisarı'nda… Boğaz'ın en eski yalısı… Hani şu ahşap yalı… Tarihi 17. Yüzyıl'a kadar uzanıyor. Bir dönem saray geleneğinin hüküm sürdüğü bu en eski yalının önemli bir tanıklığı daha var… Türk medyasının iki ünlü gazetecisinin hatıralarına evsahipliği yapıyor. Kim mi bu gazeteciler? Biri Akşam gazetesi'nin eski yayın koordinatörü, şimdilerde Milliyet gazetesi yazarı Mehveş Evin… Diğeri NTV'nin başarılı habercisi, anchorwoman'ı Banu Güven.

      SADRAZAM HÜSEYİN PAŞA'NIN 14. GÖBEKTEN TORUNLARI

      Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı… 1699 dönemine damgasını vuran Köprülü Mehmet Paşa'nın yeğeni Hüseyin Paşa tarafından yaptırılmış. Hüseyin Paşa Osmanlı İmparatorluğu'nun sadrazamlarından. Mehveş Evin ve Banu Güven, Hüseyin Paşa'nın 14. göbekten torunları. Gazeteciler.com'dan Zeynep Kurtbay'a konuşan Mehveş Evin, göbek bağını bir kerede şöyle özetliyor: ''Amcazade annemin anneannesinin dedesinin amcaoğlu.'' Banu Güven'le Mehveş Evin kardeş çocukları. Mehveş Evin'in dayısının kızı Banu Güven.
      Mehveş Evin'in anneannesi, dolayısıyla Banu Güven'in babaannesi avukatmış zamanında. Şapkasız sokağa çıkmayan Cumhuriyet kadınlarından. Dede ise mimar. Vakıflar ve mütevelli heyet tarafından yürütülen miras davası sürerken bir yolunu bulup yalı bahçesinin içine tek katlı ev yapıyorlar. İki kuzen yazları işte bu evde buluşuyor."
      attabot.com/haber-oku/14-10-nt…boyle-gormediniz-1947855/


      Bir yazısı daha var ki o da evelere şenlik. Mehveş Hanım Soros'u öve öve bitiremiyor ve "Sorospu Çocuğu" olmakla gurur duyuyor. Belli ki Mehveş Hanım Soros'un Sol Cebinden besleniyor.

      "Bana kalırsa 'Soros çocuğu' hatta 'Sorosbu çocuğu' gibi, holiganlara yakışır yaratıcılıkta küfürler sallamadan önce, Chronicle'daki yazıyı okuyun... Küfredecekseniz de bari kime küfrettiğinizi bilin! Antisemistist bir Yahudi, Karl Popper'in öğrencisi, Macaristan'da totaliter rejimi fotokopiyle delen bir işadamı, Güney Afrika'da apartheid'i dinamitleyen ve Bosna Hersek'te hastane yaptıran, Bush ve Putin'in nefret ettiği, dünyanın en zengin adamlarından birine... Belki de 'Soros çocuğu' diye damgalanmak bir iltifattır, kim bilir!"
      aksam.medyator.com/2009/01/29/yazar/6554/aksam/yazi.html
      Hala tanımamışlar / Hemşin'deki BİZ'leri / Hemşin temizleleyecek / İçindeki TİZ'leri...

      BIZIM DAVAMIZI SAVUNAN BIZDENDIR

      Davamiz,yöremiz icin cok kötü bir karalama.!
      Kimin pasa torunu,kimin gecekondu cocugu oldugu bizi ilgilendirmez,hakli oldugumuz davamizda bize sahip ciktigi müddetce.
      Ayrica yapilan karalamalari ispatsiz,yersiz bulurken ,milliyetcilik ve kapitalizmi savunanlarin neden "pasa torunlari" na karsit olduklarini anlamakta zorluk cekiyorum.?
      Herseye bir bahane bulup,her türlü organizasyona bir kulp takip önleyerek,problemlerimizi savunanlari karalayarak hicbir yere varamayiz.
      Bu sepeplerden dolayi yapilan karalamayi haksiz bulup,yöremiz adina ayip olarak nitelendirirken,Mehves hanimdan özür diler,bizi yanliz birakmayacagini ümit ederim.
      -------------------------------------------------------------------------

      BUGÜN ANKARA’DA! Mehves Evin Bugünkü Milliyet
      Türkiye’nin en kritik fakat en az dile getirilen sorunlarından biri, çevre... Ancak ülkenin dört bir yanından yükselen seslere kayıtsız kalmak mümkün değil.
      Anadolu’nun yedi kolundan başlayan “Büyük Anadolu Yürüyüşü” buna güzel bir örnek, ancak tek değil. Bugün ülkenin 15 sivil toplum örgütü birleşerek Ankara’da miting düzenliyor.
      Termik santrallar, siyanürlü madencilik, taş ocakları, 2000’i aşkın HES projesi ve nükleer santrallara “dur” demek isteyenler, “Doğa ve Yaşamın Yağmalanmasına Hayır” mitinginde buluşuyor.
      Derelerin Kardeşliği Platformu, Munzur Koruma Kurulu, Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu, Sinop ve Mersin Nükleer Karşıtı Platformu, Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi, Fethiye Saklıkent Koruma ile GDO’ya Hayır Platformu gibi farklı seslerin birleşeceği bu miting, bir ilk olacak.
      Çok sayıda sanatçı, yazar, aydın, gazeteci ve akademisyenin desteklediği yürüyüş, 12’de Ankara Kolej kavşağında başlıyor. Bugün başkent çok renkli görüntülerle dolacak.
      Resimler
      • ANKARA;DAYIZ.jpg

        10.41 kB, 0×0, 118 defa görüntülendi

      İste HES’in Tahribatı

      Rize’de yapımı planlanan 2 hidroelektrik santrali için süren dava yarışını çevreciler
      kazandı ama doğa katledildi.
      Rize İdare Mahkemesi, Çayeli’nde yapılması planlanan 2 hidroelektrik santrali (HES) projesine verilen “ÇED olumlu” kararı için yürütmeyi durdurma kararı verdi. Senoz Derneği, Çayeli Senoz Vadisi’nde yapımı planlanan Melikom ve Uzundere-2 hidroelektrik santral projeleri için Çevre ve Orman Bakanlığı’nın verdiği Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunun iptali istemiyle dava açtı. Rize İdare Mahkemesi, 2 ayrı proje için verilen “ÇED olumlu” kararı ile ilgili yürütmeyi durdurma kararı verdi. Daha önce 2 kez yürütmeyi durdurma ve iptal kararı verilen Uzundere-2 projesi için böylelikle 3’üncü kez yürütmeyi durdurma kararı verilmiş oldu.

      Sonunda çevreciler kazandı
      Bu proje için bakanlık ilk olarak 2006’da ’ÇED gerekli değildir’ raporu verdi. Çevrecilerin başvurusu üzerine mahkeme önce yürütmeyi durdurma, ardından da iptal kararı verdi. 2009’da Rize Çevre ve Orman Müdürlüğü’ne yeniden başvuran firmaya bu kez, ’ÇED olumlu’ raporu verildi. Bunun üzerine açılan davada mahkeme yürütmeyi durdurdu ve ÇED raporunu iptal etti. 4 yılda doğayı katleden firma, bu kez Çevre ve Orman Bakanlığı’na başvurdu. Bakanlık, 24 Şubat’ta ’ÇED Olumlu’ kararı verdi. Senoz Derneği dava açtı ve 3’üncü kez yürütmeyi durdurma kararı verildi.

      yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=50149
      Dosyalar
      • Önce.jpg

        (82.61 kB, 80 defa indirildi, son indirme: )
      • Sonra.jpg

        (80.55 kB, 75 defa indirildi, son indirme: )
      Ben Değil Biz Varız
      Naci KOBAL 2000

      HES'ler ÖLÜM'dür!!!

      Merhaba hemşerilerim,
      ben Rize Ortapazar köyünden Türkiye Cumhuriyeti'nin bir vatandaşıyım. Çevreye ve doğaya karşılı duyarlıyım. Hes'lere karşı yapılan savaşta yer almak istedim ve bunu facebook üzerinden yapmakta karar aldım. Amacım bilmeye öğretmek, bileni bir çatı altında toplamak. Yayınlanan ve yayınlancak olan yazı ve resimlerle insanları bu konu hakkında fikir sahibi yapmak istiyorum. HES'ler yerine, yeşil enerji olan RÜZGAR SANTRALLERİni savunuyorum. Doğayı yıpratmayan her tür enerjiye sıcak bakıyorum. Eğer yardımcı olmak isterseniz buyrun grubumuza sizlerde katılın.

      facebook.com/home.php?sk=group_117329261686791

      Grubumuzun adı; HES'ler ÖLÜMdür!!!
      HES'ler ÖLÜM'dür !!!
      Mücadele verenlerin iki şansı var : kazanabilirde kaybedebilirde

      Mücadele etmeyenin ŞANSI sadece KAYBETMEKTİR.


      Hemşerimizi verdiği mücadeleden dolayı tebrik edip sizlerle paylaşmak istedim.



      İnek sattıran 'HES' davasında mutlu son
      Muhammet KAÇAR / RİZE (DHA)
      1 Ağustos 2011
      İneğini sattığına değdi
      Rize İdare Mahkemesi, Rize’nin Küçükçayır Köyü’nde yapımı planlanan Ambarlık Regülatörü ve hidroelektrik santral projesi için dönemin Çevre ve Orman Bakanlığı’nın verdiği 'Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) gerekli değildir' kararını iptal etti. Davayı açan ve mahkemenin 4 bin 500 liralık bilirkişi ücretini ödeyebilmek için ahırındaki ineğini satan Kazım Delal karara çok sevindiğini belirterek, "Bizim cennetimizi cehenneme çevirmek istiyorlar. Buna izin vermeyeceğiz" dedi.
      Rize’nin kent merkezi ile birlikte 10 ilçede yaşayan 300 bin kişinin ihtiyacını karşılayan içme suyu tesislerinin de bulunduğu Salarha Vadisi üzerindeki Küçükçayır Köyü’nde yapımı planlanan 9 megavat kurulu gücündeki Ambarlık Regülatörü ve hidroelektrik santral projesi için, Çevre ve Orman Bakanlığı 'Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) gerekli değildir' kararı verdi. Bu rapor üzerine köyde yaşayan 67 yaşındaki Kazım Delal, kararın iptali istemiyle Rize İdare Mahkemesi’ne dava açtı. Delal, dava kapsamında yapılacak bilirkişi incelemesi için mahkemenin talep ettiği 4 bin 500 lira masrafı ise ahırındaki ineğini satarak ödedi. Rize İdare Mahkemesi, bölgede yaptığı bilirkişi incelemesinin ardından Bakanlığın verdiği 'ÇED gerekli değildir' kararını iptal etti.

      'KAMU YARARINA VE HUKUKA UYGUN DEĞİL'

      Bakanlığın kararının, yasa ve yönetmelikler ile kamu yararına ve hukuka uygun bulunmadığı sonuç ve kanaatine varan mahkeme, Anayasa’nın 17 ve 56’ncı maddelerini işaret ederek, Bakanlığın teşkilat ve görevleri hakkındaki kanun, Çevre Kanunu ve ÇED yönetmeliğinin ilgili maddelerine de göndermelerde bulundu. Türkiye’nin de taraf olduğu Kyoto Protokolü, Rio Sözleşmesi gibi uluslararası anlaşmaların içeriklerine de yer verilen kararda, mahkeme sürecinde Ortadoğu Üniversitesi (ODTÜ) Jeoloji Bölümü üyelerinden oluşan bilirkişi heyetinin bölgede yaptığı incemenin raporu da yer aldı. Mahkeme kararında, HES projesiyle ilgili hazırlanan çeşitli dosya ve raporlarda bölgenin birçok özelliğinin görmezden gelindiği ve eksikliler olduğu belirtildi, çeşitli ölçüm ve kriterlerin yer almadığı vurgulandı ve bilirkişi raporundaki saptamalara yer verildi. Kararda, bölgeye ilişkin hiçbir önlem çalışmasının yapılmadığı ve şirketin taahhütlerine rağmen bunlara yeterince önem vermediği de vurgulandı.

      'SATILIK BİR DAMLA SUYUMUZ YOK'

      Mahkeme tarafından verilen iptal kararına sevinen Kazım Delal duygularını şöyle dile getirdi:

      "Mahkeme masrafları için ahırımdaki süt veren ineğimi sattım. Maddi anlamda sıkıntıya girdim ama köyümü koruma adına mücadelemi sürdürüyorum. Bizim cennetimizi cehenneme çevirmek istiyorlar. Buna izin vermeyeceğiz. Susuz bir hayatı düşünebilir misiniz? Bizim derelerimizde ne kadar su var ki, toplama suyla HES yapacaklar. Damarlarımızdaki kanı çekiyorlar haberimiz yok. Davalarda aldığımız bu kararlar mücadele azmimizi bir o kadar daha arttırdı. Her zaman hukuka ve hukukun üstünlüğüne, yargının bağımsızlığına inandım. Bu kararlar inancımızı daha da pekiştirdi. Çok mutluyum. Kanımın son damlasına kadar HES’lerle mücadele edeceğim ve satılık bir damla dahi suyumuzun olmadığını, suyumuza toprağımıza her koşulda sahip çıkacağımızı haykıracağım."

      'YÖNETİCİLER GÖREVLERİNİ KÖTÜYE KULLANIYOR'

      Davanın Avukatı Remzi Kazmaz ise yargının bir kez daha HES projelerinin hukuksuzluğunu ortaya koyduğunu ve doğal yaşam alanlarına geri dönüşümsüz zararlar verdiğini kanıtladığını belirterek şunları söyledi:
      "Özellikle Bakanlık ve HES firmalarının bu konuda iyi niyetli olmadığı bir kez daha görüldü. Bu projede olduğu gibi bütün HES projelerindeki dosyalar, raporlar ve çalışmalar eksikliklerle doludur. Söz konusu projenin yapılacağı bölge aynı zamanda Rize’nin içme suyu havzasıdır. 300 bini aşkın nüfusun içme suyunun sağlandığı bir vadide HES yapılmak istenmesi ve buna izin verilmesi, bırakın yasaları, yönetmelikleri ve hukuku, akıldışı bir durumdur. Buradaki en önemli husus, devlet yetkilileri, bakanlık görevlileri ve İl Özel İdare yöneticilerinin içme suyu ihtiyacının karşılandığı bir vadide böyle bir projeye izin vererek adeta görevlerini kötüye kullanmaları noktasıdır. Asıl bu zihniyet cezalandırılmalıdır. Bu asalak ve kötü zihniyet, hala bu dere üzerindeki kirli oyunlarına devam etmektedir. Kötü niyetli bu yöneticilerle ilgili yasal yollara başvuracağız."
      BI TARIHTE.KÖYUMUN YUKSEK TEPESINE VERICI AKTARICI TAKTIM RADYO TELEVIZYON YAYINI YAPMAYA BAŞLADIM.GENELDE TRT KANALLARI AKTARIYODUM ..KARDA KİŞTA MAÇ OLAN KANALI DEVREYE ALMAK İÇİN DAĞA ÇIKIYODUM.ELEKTRIK SORUNU VARDI.RUZGAR DAN URETMEYE KARAR VERDIM KOCA BIR DIREK PERVANE TURBIN HEPSI TAMAM. AMAA..RUZGAR YOK IKI AYDA BIR AKŞAM ESTI.KAPALI KABLO ÇEKTIM ŞEBEKEDEN .BIR GÜN ..YILDIRIM VURDU EVIMI YAKIYODU HERTURLU KORUMAYI YAPMİŞ OLDUĞUM HALDE .BIR TANE SAĞLAM CIHAZIM KALMADI HEPSI KAPOT...IRMAK SUYUNDEN YAPTIM AĞUSTOTA SU KURUDU AKMADI.NÜKLEER SANTRAL YAPACAM AMAA YAKIT NERDEN BULAYIM ..ELEKTIRIĞIMI URETMEM GEREK.GURCISTAN VERIYOR AMA DOLAR ISTIYOR .YADA ALTUN.HIÇBIRI YOK..NE YAPMALI ..HER İŞE BI ENGEL ÇIKIYOR .
      ÖZELLAŞTI GÜZELLAŞTİ GALIBA.OFISTEN KARNE ILE GAZYAĞI BUĞDAY ALIRDIK.ŞİŞE BULURSAK AMETNURIYE GİDERDIK rahmetlye ..DEDEDEN TORPILLIYDIM.KAPAK DIBINE KADAR DOLDURURDU.BOĞDAYI TENEKEYE DOLDURUP YERE VURUR TORPILLI DOLDURURDU KOBAL DEDE..RAHMETLILERI ANDIRDIN.LÜKÜSMÜ YOK KI ÇALDILER ANTIKALARIMI.EKIDEN ÇOK KESILIRDI VOLTAJ DUŞERDI YAKARDIM LUKUSU KATIRCI FENERINI.O GUNLERI ARATMASA YARADAN.NET BAŞİNDA YADA IYIBIR DIZI HABER DINLERKEN KESILDIMI ..NEŞADIRSIZ BAŞLIYORUM..MISAFIR GITTIĞIM BI KOYDE KADINLAR TOPLANMIŞ TELEVIZYONDAN EVLENDIRME PIROGRAMI SEYREDIYORLAR.ELEKTIRIK KESILDI ..KADININ BIRI..TUUU ZOMONI MIYDI OLO BI TELEFON ET NE ZOMON GELECEK...GÜLDUM..VE UZULDUM NE GUNLERI GORDUK NE GORUYORUZ..KENDI ENERJIMI URETMEDEN OLURSEM GOZUM AÇIK GIDECEM..SELAM SAYGI..ÇEŞMEDEN İÇMA ŞUŞEDEN İÇ BOĞAZUĞ ŞİŞER....

      Hemşin'den Mektuplu HES Protestosu

      Derelerin Kardeşliği Platformu Hemşin Temsilciliğinden HES’lere Karşı Mücadelede Kararlılık Mesajı..

      (Haber Merkezi)- HES’lere karşı en yoğun mücadelenin yaşandığı Doğu Karadeniz Bölgesi’nden protesto ve tepki sesleri yükselmeye devam ediyor. Derelerin Kardeşliği Platformu öncülüğünde sürdürülen demokratik ve hukuksal mücadele, bölgedeki bütün vadilerde kararlı bir şekilde devam ederken; vadilerin temsilcileri de yaptığı açıklamalarla HES’lerin doğal yaşam alanlarına verdiği geri dönüşümsüz zararlara dikkat çekiyor.

      Rize’nin Hemşin ilçesinde sürdürülen HES karşıtı mücadele için yöre halkı kararlılık mesajları yayınlarken; Derelerin Kardeşliği Platformu Hemşin Sözcüsü Sedat Çolak, yaptığı açıklamada Hemşin’de HES projelerine izin vermeyeceklerini bir kez daha dile getirdi.

      Açıklamasında, “Biz, Hemşinliyiz. Burası atalarımızın toprakları! Bu toprakların güzelliğine, bereketinin her zaman bilincinde olduk. Biz, tarihler boyunca birçok medeniyetlere ev sahipliği yapan bu coğrafyanın bugünkü nesilleriyiz. Biz güçlü ve güvenilir bir devlet için uğraştık destek verdik Bunun için dışa bağımlılıktan kurtulan üreten bir devlet olmamız lazım dedik. Üretimin yanında durduk” diyen Çolak, “Bugün vadilerimizin üzerine HES inşa etmek isteyenler ‘enerji üreteceğiz, ülkemizi dışa bağımlılıktan kurtaracağız’ diyorlar. Niye karşı çıkıyorsunuz diye soruyorlar” şeklinde açıklamalarını sürdürdü.

      Hemşin Vadisi’nin Organik Tarım Havzası olarak ilan edildiğine, burada üretilen, balın da, çayın da, diğer ürünlerin de organik olduğuna dikkat çeken Derelerin Kardeşliği Platformu Hemşin Sözcüsü Sedat Çolak, “Turizm ciddi anlamda gelişmekte! Yani Hemşin suyu sayesinde üretiyor var ediyor. Biliyoruz ki cennetten bir köşe olan Hemşin sadece üretimle değil birçok özelliği ile de bulunmaz bir merkez. 116’sı endemik olan 2 bin 500 bitki türü, onlarca kuş çeşidi, sürüngenler memeliler olmak üzere onlarca canlı Kaçkarların eteklerinde binlerce yıldır birlikte yaşıyor. Hemşin, bu özellikleri ile bilim insanlarının, akademik yayınların haklı övgülerine sahip oldu. Şimdi bu coğrafyaya hayat veren sularımız bir miktar enerji bahanesi ile kelepçelerle tutsak edilip karanlık tünellere hapis edilecek. Bu dağlarda, vadilerde yaşayan canlılar için ‘ölüm’ anlamına gelen bu girişim kabul edilemez” dedi.

      İZİN VERMEYECEĞİZ!
      Açıklamasında, “Kimse ‘Enerji sizsin hayatınızdan daha önemli’ diyemez” vurgusunu yapan Çolak, açıklamasında, “Yatırım adı altında yapılan bu girişimleri ne inançlar, ne vicdanlar ne de hukuk kabul eder. İnançlar kabul etmez çünkü Enam Suresi 38. Ayet’te, ‘Yeryüzünde yürüyen ve iki kanadı ile uçan hiçbir hayvan yoktur ki onlar da sizin gibi ümmet olmasınlar. Sonra hepsi Rablerinin huzurunda toplanırlar’, Rahman Suresi 8. Ayet’te ‘Sakın dengeyi bozmayın’, Nahl Suresi 10. Ayet’te ise ‘Sizin için gökten su indiren O dur. Hayvanları otlattınız bitkilerde o suyla yetişir’ denilmektedir. Uzatmak ve örneklere yenilerini eklemek mümkündür. Vicdanlar buna izin vermez çünkü bu coğrafyada binlerce yıldır üreterek var olanların hayat hakkı elinden alınamaz. Tüm canlıların kardeşçe yaşamasını savunanlar yok edilemez. Hukuk buna izin vermez çünkü T.C. Anayasası 56. Madde’de ‘Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir’, T.C. Anayasası 63. Madde’de ‘Devlet tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirler alır’ denilmektedir. Bu alanda kazanılmış onlarca dava SİT kararları hukukun izin vermediğini bize gösteriyor” şeklinde ifadelere yer verdi.



      SORUYORUZ!..
      Çolak açıklamasında, “Yöneticilere ve buralara gelip bu yatırımları yapmak isteyen firma sahiplerine sormak istiyoruz. Siz, hangi kitaplara bakarak yatırım dediğiniz ama aslında katliam olan HES’lerin inşaatına giriştiniz? Siz, bütün canlıların çok daha iyi koşullarda yaşamasının öncüsü olmanız gerekirken giriştiğiniz bu acayiplik ne? Bu ülkeye olan borcunuzu bu değerleri yok ederek değil, onları koruyarak ödemeniz gerekmez mi?” şeklinde sorular yönelterek, “Hiçbir başarı var olan değerleri ezerek, yok ederek elde edilemez. Sakın bölge insanı eğitimsiz kabul edip yalanlarınızı allayıp pullayıp karşımıza çıkmayın! Biz eğitimimiz bu vadilerden, atalarımızda, geleneklerimizden aldık. Biz buralıyız, buradayız! Bizim sevdalarımız var, paraya tahvil edilemeyen. Dağlara derelere yakılan türkülerimiz var. Dağlara aşığız bir de akıp giden, giderken dönüp dağlara bakıp hasret çeken suların şarıltısına. Bizim duygu geçirmez kravatlarımız da yok, duygularımızı başka yönlere çekecek paramız da. Ama bizim değerlerimiz var vazgeçmeyeceğimiz. Her canlının yaşama hakkına inanırız. Dünyamız doğruluk ve dürüstlük ilkesi üzerine kuruludur. Vazgeçmeyiz desturumuzdan. Biz Hemşinliyiz. Burada yaşıyoruz ve HES’leri istemiyoruz” ifadeleriyle açıklamalarını sonlandırdı.

      derelerinkardesligi.org/web/in…+te%C5%9Fekk%C3%BCrler%21
      Ben Değil Biz Varız
      Naci KOBAL 2000

      Mesaj 1 defa düzenlendi, son düzenleyen “Kuku” ().