Hemşin Platform

Ziyaretçi Bugün:
Ziyaretçi Dün:
Toplam Ziyaretçi:
Ziyaretçi Rekoru:
332
1.983
2.121.115
6.123 Ziyaretçi Tarih 03.04.2008
Atatürk
Bayrak
 
Sevgili Ziyaretçi, Karadeniz'lilerin Buluştuğu Ortak Nokta Web Sayfasına Hoş Geldiniz.
 
Hemşin Platform » ~Sohbet Köşesi~ » Hikaye Ve Fıkralar » insanları kusurlarıyla sevmek » Sevgili Ziyaretçi [Giriş yap|Kayıt Ol]
 
[Yeni Konu Aç] [Cevap Yaz]
» BAŞLIK: insanları kusurlarıyla sevmek
Yazan
Mesaj

ebruli [Bayan]


images/avatars/avatar-6683.jpg

Üyelik Tarihi 31.10.2006
Mesajlar: 6.117
Yaşı: 42
Ad, Soyadı: nejla ATAMAN
İkamet Edilen Yer: Ankara
Meslek: ev hanımı

insanları kusurlarıyla sevmek 26.09.2008 01:41 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

Vietnam’da savaştan sonra sonunda evine dönmekte olan bir asker hakkında bir hikaye anlatılır.
San Francisco’dan ailesini aradı :
- “Anne baba eve dönüyorum ama sizden bir şey rica ediyorum yanımda bir arkadaşımı da getirmek istiyorum;
- “Memnuniyetle onunla tanışmak isteriz diye cevapladılarOğulları :
- “Bilmeniz gereken bir şey var; diye devam etti.
- “Arkadaşım savaşta ağır yaralandı, bir mayına bastı ve bir kolunu ve bir bacağını kaybetti. Gidecek hiçbir yeri yok, onunda gelip bizimle kalmasını istiyorum.
- “Bunu duyduğuma üzüldüm oğlum belki onun başka bir yer bulmasına yardımcı olabiliriz;
- “Hayır anne baba onun bizimle yaşamasını istiyorumBabası;
- “bizden ne istediğini bilmiyorsun. Onun gibi özürlü biri bize korkunç bir yük olur, bizim kendi hayatımız var ve bunun gibi bir şeyin hayatımıza engel olmasına izin veremeyiz. Bence bu arkadaşını unutup eve dönmelisin. O kendi başının çaresine bakacaktır;
Oğlu o anda telefonu kapattı. Ailesi ondan bir süre haber alamadı. Ama bir kaç gün sonra San Francisco polisinden bir telefon geldi. Oğullarının yüksek bir binadan düşüp öldüğünü öğrendiler. Polis bunun intihar olduğuna inanıyordu. Üzüntü dolu anne baba hemen San Francisco’ya uçtular ve oğullarının cesedini tespit etmek için şehir morguna g..türüldüler. Onu tanıdılar ve bilmedikleri bir şey daha öğrenince dehşete düştüler. Oğullarının sadece bir kolu ve bir bacağı vardı.

___________________________________
İnsanları yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz.
RAHİBE TERESA.
26.09.2008 01:41 [ebruli şuan Offline] [Yazılarını Ara] [Konu No: 17068] [Mesaj No: 152937]

ebruli [Bayan]


images/avatars/avatar-6683.jpg

Üyelik Tarihi 31.10.2006
Mesajlar: 6.117
Yaşı: 42
Ad, Soyadı: nejla ATAMAN
İkamet Edilen Yer: Ankara
Meslek: ev hanımı

Konu'yu Başlatan
26.09.2008 02:00 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

Dost

Genç adamın biri, dermiş babasına her gün;
Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi
Baba, itiraz eder, olmaz öyle çok dost, hakikisi belki bir, belki iki.
Fazlasını bulamazsın gerçekten, hakikisini...
Devam eder durur konuşma... Aralarında başlar bir tartışma.
Karar verirler bir sınava. Dostun hakikisini anlamaya...
Bir akşam bir koyun keserler ve koyarlar çuvala.
Baba der ki oğluna, hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna.
Çuvaldan kanlar damlamakta, sanki öldürmüşler de bir adamı,
koymuşlar çuvala, dıştan böyle sanılmakta.
Delikanlı sırtlar çuvalı, gider en iyi bildiği dostuna, çalar kapıyı.
O dost, bakar ki bir çuvala hem de kanlı,
kapar hızla kapıyı delikanlının suratına, almaz içeri arkadaşını.
Böylece tek tek dolaşır delikanlı, kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını.
Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır.
Evlat geriye döner. Ama içten yıkılır...
Babasına dönerek; haklıymışsın baba ' der.
Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana.
Baba 'hayır Evlat 'der, benim bir dostum var bildiğim.
Hadi, çuvalı al da bir kere de git ona.
Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar.
Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar...
Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir.
O dost, delikanlıyı alır hemen içeri.
Geçerler arka bahçeye.
Bir çukur kazarlar birlikte,
Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye, üzerine de serpiştirirler toprak.
Belli olmasın diye dikerler sarımsak...
Genç adam gelir babasına;
'Baba, işte dost buymuş' diye konuşunca,
Babası; 'daha erken, o belli olmaz daha.
Sen yarın git O'na, çıkart bir kavga,
Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona.
İşte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi.
Sonra gel olanları anlat bana...'

Genç adam, aynen yapar babasının dediğini,
Maksadı anlamaktır dostun hakikisini.
Babasının dostuna istemeden basar iki tokadı!
Der ki tokadı yiyen DOST;
'Git de söyle babana, biz satmayız Sarımsak tarlasını böyle iki
tokada'!

___________________________________
İnsanları yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz.
RAHİBE TERESA.
26.09.2008 02:00 [ebruli şuan Offline] [Yazılarını Ara] [Konu No: 17068] [Mesaj No: 152938]

ebruli [Bayan]


images/avatars/avatar-6683.jpg

Üyelik Tarihi 31.10.2006
Mesajlar: 6.117
Yaşı: 42
Ad, Soyadı: nejla ATAMAN
İkamet Edilen Yer: Ankara
Meslek: ev hanımı

Konu'yu Başlatan
affet baba 26.09.2008 02:16 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

Evliliğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Yine böyle bir tartışma anında eşi bütün bağları kopardı ve "Ya ben giderim, ya da baban bu evde kalmayacak" diyerek rest çekti. Eşini kaybetmeyi göze alamazdı. Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında mutlu bir yuvası sevdiği ve kendini seven bir eşi ve birde çocukları vardı. Eşi için çok mücadele etmişti evliliği sırasında. Ailesini ikna etmek için çok uğraşmış ve çok sorunlarla karşılaşmıştı. Hala onu ölürcesine seviyordu. Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü ve kendince bir çözüm yolu buldu. Yıllar önce avcılık merakı yüzünden kendisi için yaptırdığı kulübe tipi dağ evine götürecekti babasını. Haftada bir uğrayacak ve ihtiyacı neyse karşılayacak, böylelikle eşiyle de bu tür
sorunlar yaşamayacaktı.

Lazım olacak bütün malzemeleri hazırladıktan sonra yatalak babasını yatağından kaldırdı ve kucakladığı gibi arabaya attı. Oğlu Can "Baba bende seninle gelmek istiyorum" diye ısrar edince onu da arabaya aldı ve birlikte yola koyuldular. Karakışın tam ortalarıydı ve korkunç bir soğuk vardı. Kar ve tipi yüzünden yolu zor seçiyorlardı. Minik can sürekli babasına "Baba nereye gidiyoruz ?" diye soruyor ama cevap alamıyordu. Öte yandan nereye götürüldüğünü anlayan yaşlı adamsa gizli gizli gözyaşı döküyor oğlu ve torununa belli etmemeye çalışıyordu.

Saatler süren zorlu yolculuktan sonra dağ evine ulaştılar. Epeydir buraya gelmemişti. Baraka tipindeki dağ evi artık çürümeye yüz tutmuş, tavan akıyordu. Barakanın bir köşesini temizledi hazırladı ve arabadan yüklendiği yatağı oraya itina ile serdi. Sonra diğer malzemeleri taşıdı en sonda babasını sırtlayarak yatağa yerleştirdi. Tipi adeta barakanın içinde hissediliyordu. Barakanın içinde fırtına vardı adeta.

Çaresizlik içinde babasını izledi. Daha şimdiden üşümeye başlamıştı.Yarın yine gelir bir yorgan ve birkaç battaniye getiririm diye düşündü. Öyle üzgündü ki Dünya başına göçüyor gibiydi. O bu duygular içindeyken babası yüreğine bıçak saplanmış gibiydi. Yıllarca emek verdiği oğlu tarafından bir barakaya terk ediliyordu. Gururu incinmişti içi yanıyordu ama belli etmemeye çalışıyordu. Minik Can ise olanlara hiçbir anlam veremiyordu. Anlamsızca ama dedesinden ayrılacak olmanın vermiş olduğu üzüntüyle sadece seyrediyordu. Artık gitme zamanıydı. Babasının yatağına eğildi yanaklarını ve ellerini defalarca öptü. Beni affet der gibi sarıldı, kokladı. Artık ikisi de kendine hakim olamıyor ve hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Buna mecburum der gibi baktı babasının yüzüne ve Can''ın elini tutup hızla barakayı terk etti.

Can yola çıktıklarında ağlamaya başladı "neden dedemi o soğuk yerde bıraktık" diye sordu babasına. Verecek hiç bir cevap bulamıyordu," annen böyle istiyor" diyemiyordu. Can "Baba sen yaşlandığında bende seni buraya mı getireceğim" diye sorunca dünyası başına yıkıldı. O sorunun yöneltilmesiyle birlikte deliler gibi geri çevirdi arabayı. Barakaya ulaştığında "Beni affet baba" diyerek babasının boynuna sarıldı. Baba oğul hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Oğlu "Baba beni affet, sana bu muameleyi yaptığım için beni affet" diye hatasını belli ediyordu.. Babası oğlunun bu sözlerine en anlamlı cevabı veriyordu... "Geri geleceğini biliyordum yavrum. Ben babamı dağ başına atmadım ki, sen beni atasın. Beni bu dağda bırakamayacağını biliyordum..."

___________________________________
İnsanları yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz.
RAHİBE TERESA.
26.09.2008 02:16 [ebruli şuan Offline] [Yazılarını Ara] [Konu No: 17068] [Mesaj No: 152940]

ebruli [Bayan]


images/avatars/avatar-6683.jpg

Üyelik Tarihi 31.10.2006
Mesajlar: 6.117
Yaşı: 42
Ad, Soyadı: nejla ATAMAN
İkamet Edilen Yer: Ankara
Meslek: ev hanımı

Konu'yu Başlatan
26.09.2008 02:23 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

Ekmek


---------------------------------------------------------------------------
-----


Uzun yıllar mutlu bir evlilik sürdüren yaşlı çift evliliklerinin Ellinci yılını yaşamaktaydılar ve mutlu süren evliliklerinin altın yılını kutlamışlardı. Bir gün kahvaltıda kadın kendi kendine düşünüp;

Elli yıl boyunca kocama nazik davrandım ve ona her zaman ekmeğin iyi pişmiş, kıtır tarafını verdim. Ama bugün bu lezzetli kısmı kendime ayırayım artık diye düşünmüş ve ekmeğin kıtır kısmını yağlayıp kendisine ayırmış, öbür yumuşak tarafını da eşine vermiş. Beklediği tepkinin aksine kocası sevinerek, karısının elini öpmüş ve şöyle demiş;

"Sevgilim ,bana günün en mutlu anının yaşattın. Elli yıldır ekmeğin en sevdiğim yeri olan yumuşak tarafını yiyemiyordum; çünkü çok sevdiğin İçin o parçayı hep sana bırakıyordum."

___________________________________
İnsanları yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz.
RAHİBE TERESA.
26.09.2008 02:23 [ebruli şuan Offline] [Yazılarını Ara] [Konu No: 17068] [Mesaj No: 152941]

ebruli [Bayan]


images/avatars/avatar-6683.jpg

Üyelik Tarihi 31.10.2006
Mesajlar: 6.117
Yaşı: 42
Ad, Soyadı: nejla ATAMAN
İkamet Edilen Yer: Ankara
Meslek: ev hanımı

Konu'yu Başlatan
sahip olduklarınızın değerini bilin 26.09.2008 03:42 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

Yırtık pırtık paltolar giymiş iki çocuk kapımı çaldılar. “Eski gazeteniz var mı, bayan?” Çok işim vardı. Önce hayır demek istedim, ama ayaklarına gözüm ilişince sustum. İkisinin de ayaklarında eski sandaletler vardı ve ayakları su içindeydi. “İçeri girin de, size kakao yapayım” dedim. Hiç konuşmuyorlardı. Islak ayakkabıları halıda iz bırakmıştı. Kakaonun yanında reçel ekmek de hazırladım onlara, belki dışarıdaki soğuğu unutturabilir, azıcık da olsa ısıtabilirdim minikleri. Onlar şöminenin önünde karınlarını doyururken ben de mutfağa döndüm ve yarıda bıraktığım işlerimi yapmaya koyuldum. Fakat oturma odasındaki sessizlik dikkatimi çekti bir an ve başımı uzattım içeriye. Küçük kız elindeki boş fincana bakıyordu. Erkek çocuğu bana döndü ve “Bayan, siz zengin misiniz?” diye sordu. “Zengin mi?Yo hayır!” diye yanıtlarken çocuğu, gözlerim bir an yağımdaki eski terliklere kaydı. Kız elindeki fincanı tabağına dikkatle yerleştirdi ve “Sizin fincanlarınız ve fincan tabaklarınız takım” dedi. Sesindeki açlık, karın açlığına benzemiyordu. Sonra gazetelerini alıp çıktılar dışarıdaki soğuğa. Teşekkür bile etmemişlerdi, ama buna gerek yoktu. Teşekkür etmekten daha öte bir şey yapmışlardı. Düz mavi fincanlarım ve fincan tabaklarım takımdı. Pişirdiğim patateslerin tadına baktım. Sıcacıktı patatesler, başımızı sokacak bir evimiz vardı. Bir eşim vardı ve eşimin de bir işi. Bunlar da fincanlarım ve fincan tabaklarım gibi bir uyum içindeydi. Sandalyeleri şöminenin önünden kaldırıp, yerlerine yerleştirdim. Çocukların sandaletlerinin çamur izleri halının üzerindeydi hala. Silmedim ayak izlerini. Silmeyeceğim de. Olur ya unutuveririm ne denli zengin olduğumu.

___________________________________
İnsanları yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz.
RAHİBE TERESA.
26.09.2008 03:42 [ebruli şuan Offline] [Yazılarını Ara] [Konu No: 17068] [Mesaj No: 152944]

ebruli [Bayan]


images/avatars/avatar-6683.jpg

Üyelik Tarihi 31.10.2006
Mesajlar: 6.117
Yaşı: 42
Ad, Soyadı: nejla ATAMAN
İkamet Edilen Yer: Ankara
Meslek: ev hanımı

Konu'yu Başlatan
babanın oğluna hediyesi <dram 26.09.2008 03:53 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

Yarın, yedi buçuk yaşındaki oğlunun doğum günüydü.
Baba, dünya tatlısı minik oğlu için ne yapması gerektiğini uzun uzun düşündü.
Önce, özene bezene bir mektup yazmaya karar verdi.
Sonra, “Ne özenmesi? Süslü cümleler aramaya ne gerek var? İçinden geleni yaz” dedi kendi kendine...
Günlük iş koşuşturması hafiflediğinde, işyerindeki çalışma masasının üstüne bembeyaz kağıdı koyup, kalemi eline aldı.
El yazısı ile mektup yazmayalı ne kadar çok zaman geçmiş diye düşündü.
“Canım gözbebeğim,
Kardeşin duymasın ama ilk kez bu özel gün için sana torpil yapacağım minik aslanım:
Seni daha çok özlüyorum!
Hani, o küçük kollarını ardına kadar açıp ‘Baba, seni işte bu kadar seviyorum’ demen gibi, ben de kollarımla dünyayı kucaklayacak kadar açmak isterim, ben de seni bu kadar seviyorum demek için...
Yaptığımız bilek güreşlerini özledim evlat...
Yo yo, inan ki sen daha güçlü olduğun için kazandın hep... Ben mahsustan sana yenilmedim!
Benim doğum günümde yaptığın fedakârlığı hatırlıyor musun yavrum?
Hani dedenin sana aldığı ve senin çok sevdiğin badem şekerini yememiş, ‘Babam gelince ona vereceğim’ deyip, uyuya kalmıştın.
Bu hareketinle bana bir iyilik yapmak yerine içimi acıttığını nereden bilecektin?
...
Ne çok planımız vardı birlikte... Maça gidecektik, memleketimize gidecektik, Hindistan’a gidecektik. Bir türlü olmadı.
...
Şimdi, senin doğum gününde hatırladığım şeye bakar mısın oğlum; bir gün, ‘Yine geç mi geleceksin baba?’ diye sorup, sonra o tatlı yüzüne yerleşen hüzünle, ‘Olsun, uyumayacağım, bekleyeceğim seni’ deyişin canlanıyor gözümün önünde...
Uyu bebeğim, uyu meleğim, sen uyu...
Çünkü yanına ne zaman geleceğimi ben de bilmiyorum.
Baban.”
Ertesi gün mektubu götürüp, birkaç damla gözyaşıyla toprağını ıslattığı sevgili oğlunun mezarına gömdü...

___________________________________
İnsanları yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz.
RAHİBE TERESA.
26.09.2008 03:53 [ebruli şuan Offline] [Yazılarını Ara] [Konu No: 17068] [Mesaj No: 152945]

ebruli [Bayan]


images/avatars/avatar-6683.jpg

Üyelik Tarihi 31.10.2006
Mesajlar: 6.117
Yaşı: 42
Ad, Soyadı: nejla ATAMAN
İkamet Edilen Yer: Ankara
Meslek: ev hanımı

Konu'yu Başlatan
30.09.2008 13:18 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

Bu Bir Gazetenin Ölüm İlanı

Sevgili Karıcığım,
İlk tanıştığım günden, SENİ kaybedinceye kadar;
İşe giderken aceleden, işten eve geldiğimde yorgunluktan SENİNLE
yeterince ilgilenmediğime,
Sözleştiğimiz saatlere uymayarak SENİ beklettiğim zamana,
SEN konuşurken konuyu sonuna kadar dinlemeden sözünü kestiğime,
Doğum günü ve evlenme yıldönümü kutlamalarının çoğunu `daha sonra`
diyerek, SENİN hazırlıklarını dikkate almadan ertelediğime, SANA
zaman, zaman ters, ters baktığıma,
Kaşlarımı çatarak hiddetlenip SENİ ürperttiğime,
Özel ilgi beklediğin an ve zamanları fark etmediğime, umursamadığıma,
Hamilelik ve rahatsız olduğun dönemlerde yeterli ilgi ve şefkati
SENDEN esirgediğime,
Bayramlarda ve özel günlerde SENİN arkadaş ve akrabalarına
Benden yapmamı beklediğin kadarını yapmadığıma,
Benim iyiliğim, mutluluğum, sağlığım için dikkatin, itinan ve
fedakârlıklarına yeterince teşekkür etmediğime,
Aslında SANA içimdeki SEVGİMİ yeterince haykırırcasına
Hissettirmediğime,
Seni doya, doya sevmeyi ertelediğime
PİŞMANIM
Allah`tan rahmet diliyorum, nur içinde yat!
Kocan M. Cihangir Hür
(Benim pişmanlıklarımı bu yazıyı okuyanların duymaması için,
eşlerin birbirine yeterince ilgi göstermelerini ve benim eşime
rahmet dileyip Fatiha okumalarını dilerim.)

___________________________________
İnsanları yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz.
RAHİBE TERESA.
30.09.2008 13:18 [ebruli şuan Offline] [Yazılarını Ara] [Konu No: 17068] [Mesaj No: 153352]

ebruli [Bayan]


images/avatars/avatar-6683.jpg

Üyelik Tarihi 31.10.2006
Mesajlar: 6.117
Yaşı: 42
Ad, Soyadı: nejla ATAMAN
İkamet Edilen Yer: Ankara
Meslek: ev hanımı

Konu'yu Başlatan
Bir bardak sütün hatırı... 02.10.2008 22:24 [SEÇENEKLER] [YUKARI] [AŞAĞI]

Howard, yoksul bir ailenin çocuğuydu ve okul giderlerini karşılamak için kapı kapı dolaşarak eşyalar satıyordu. O gün hiç bir şey satamamıştı ve karnı da çok açtı.

Bundan sonra çalacağı ilk kapıdan yiyecek bir şeyler istemeye karar verdi. Kapıyı açan sevimli genç bayanı gürünce utandı.Yiyecek bir şeyler yerine "Affedersiniz, bir bardak su rica edebilir miyim?" diyebildi yalnızca…

Genç bayan çocuğun aç olabileceğini düşünerek kocaman bir bardak süt getirdi ona.çocuk sütü yavaş yavaş içine sindirerek içtikten sonra" çok teşekkür ederim,borcum ne kadar?"diye sordu genç bayana. Genç bayan,"Borcunuz yok" diyerek yüzünde sıcak bir gülümsemeyle devam etti; "Annem, gösterdiğimiz şefkat ve nezaket karşılığı olarak asla bir bedel ödenmesini beklemememizi öğretti bize" dedi. Çocuk "O halde çok teşekkürler, yürekten tesekkür ederim size" dedi.

Howard Kelly evin önünden ayrıldığı zaman kendisini yalnızca bedensel olarak değil, ruhsal olarak da göreceğini hissediyordu. Yıllar sonra genç bayan çok ender rastlanan bir hastalığa yakalanmıştı. Yöredeki doktorlar çaresiz kalınca, hastalığı ile ilgili araştırmalar yapılması için onu büyük kente gönderdiler.Dr. Howard Kelly konsültasyon yapması için çağrıldığı hastanın hangi kasabadan geldiğini duyunca heyecanlandı. Artık genç olmasa da yıllar önce kendisine sevgiyle yaklaşan bayanı ilk gördüğü anda tanımıştı ve onun yaşamını kurtarmak için elinden geleni yaptı.

Uzun süren tedaviden sonra bayan sağlığına kavustu.Dr.Kelly denetlemesi için önüne getirilen faturaya söyle bir baktı ve içine bir şeyler yazarak zarfın içine koydu ve hasta bayanın odasına gönderdi. Kadın elleri titreyerek aldı zarfı eline. Açmaya korkuyordu... Hastane faturasını asla ödeyemeyeceğini ve geri kalan yasamı boyunca bu faturayı ödemek için çalışacağını biliyordu. Sonunda zarfı açti ve faturaya iliştirilmiş bir not dikkatini çekti. Kağıtta şunlar yazılıydı "

Hastane giderlerinin tamamı bir bardak süt karşılığı ödenmiştir.

___________________________________
İnsanları yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz.
RAHİBE TERESA.
02.10.2008 22:24 [ebruli şuan Offline] [Yazılarını Ara] [Konu No: 17068] [Mesaj No: 153540]
[Yeni Konu Aç] [Cevap Yaz]

Konu içinde arama yap:

[Anasayfa] ·|· [Platform]


Konu Tarih Ve Yazar İzlenim Cevaplar Tarih Ve Yazar
tepanın guzide insanlarına saygı sevgiler
(Forum: Yöremizin Değerli İnsanlarının Buluşma Sayfaları)
  01.12.2008 22:18
cevayindag  
54 0   01.12.2008 22:18
cevayindag  
hayat sevmekmiş
(Forum: Şiir Köşesi)
  25.10.2008 11:43
Müge  
965 32   14.11.2008 09:50
Müge  
NEYDİİ Kİ O SEVMEK ŞAİR ETTİ BENİİ.....
(Forum: Şiir Köşesi)
  12.08.2007 19:56
EYLÜL  
1.151 8   30.07.2008 23:38
EYLÜL  
YÜREKTEN SEVMEK?
(Forum: Genel Başlıklar)
  23.05.2008 21:09
Lutfu_aydin  
405 1   23.05.2008 21:55
momilik  
Vatanı Sevmek...
(Forum: Atatürk Köşesı)
  25.11.2007 18:38
sas  
1.066 0   25.11.2007 18:38
sas  

Hemşin Platform » ~Sohbet Köşesi~ » Hikaye Ve Fıkralar » insanları kusurlarıyla sevmek

Hemşin Platform'u 1024 x 768 Çözünürlükle hazırlanmıştır Ve Tavsiye edilir.
Aksi durumlarda Tasarım düzgün görünmeyebilir.
Burning Board 2.3.x, Powered by WoltLab GmbH
© 2005-2008 Hemsinliyiz.Biz Kurucusu, Sayfa Tasarımı Ve Geliştirme Mutlu KOBAL Ve Naci KOBAL'a aittir.
Sitedeki materyaller izinsiz ve/veya kaynak göstermeden kullanılamaz.
Bu Konu'da yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Hemşin Platform'u sorumlu değildir.